Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/723 E. 2025/5371 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/723
- Karar No
- 2025/5371
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1671 Esas, 2024/1624 Karar HÜKÜM : Yeniden Hüküm Kurulmak Suretiyle Davanın Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/652 E., 2022/350 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının icra takibine koymuş olduğu çeklerdeki ciro silsilesine göre müvekkillerinin takibe konu çeklerdeki sorumluluğun ve borcunun sona erdiğini, taraflar arasında aynı konuda İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/984 E. sayılı dosyası ile menfi tespit davası görüldüğünü ve lehlerine sonuçlandığını ileri sürerek müvekkillerinin Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2018/2941 E. sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin uyuşmazlık konusu çeki dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.’den beyaz ciro yoluyla devraldığını, senedin geriye ciro yoluyla devredilmiş olmasının hukuken kabul edilen tek bir sonucunun, senedi bu yolla devralan kişinin, müracaat hakkını kullanırken senetteki ilk imzasından sonra gelen cirantalara başvuramaması olduğunu savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacaklının, keşidecinin cirosundan önce cirosu bulunan ciranta veya lehtarı takip hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince ve katılma yoluyla davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe konu çeklerdeki ciro silsilesinde keşidecinin dava dışı ... San. İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti.; lehdarın ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. olduğu, lehdar tarafından (2. ciro) ...'na; (3. ciro) ...'na; (4. ciro) ...'na; bu ciranta tarafından (5. ciro) ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.'ye (lehdar) ve en son da (6. ciro) davalı takip alacaklısı ... Petrol Ltd. Şti.'ye ciro edildiği, ciro silsilesinde bulunan davacılar ve adı geçenlerden ...'nun çeki lehdar-ciranta olan dava dışı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.'ye ciro ettikleri, ayrıca cirolarının da iptal edilmediği, davalının düzgün ciro silsilesi ile çeki alan hamil olduğu, kötüniyetle edindiğinin ispatlanmadığı, ciro silsilesinde bulunan ciranta-davacılara karşı takip yaparak talepte bulunabileceği, bu sebeple davanın reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığı, davanın reddi gerektiğinden davacı lehine vekâlet ücreti takdir edilemeyeceği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinat başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava; davacıların cirosunun bulunduğu çeklere dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus yolla başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. HMK'nın 'İhtiyari dava arkadaşlığı' başlıklı 57. maddesi; "(1) Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması.
b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri.
c) Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması" düzenlemesini;
'İhtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu' başlıklı 58. maddesi de; "İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder." düzenlemesini havidir. Somut olayda dava, davacıların her birinin ciranta olarak yer aldığı çeklere dayalı başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkin olup, davacılar arasında yukarıda 57. maddede açıklanan ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu, devam eden 58. maddeye göre de davaların birbirinden bağımsız olduğu dikkate alınarak, davanın reddedilmesi sebebi ile her bir davacı yönünden davalı lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalının Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3 (c) numaralı bendinde yer alan “Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 131.576,67 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine” ibaresi çıkartılarak yerine “Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden, HMK'nın 58. maddesi uyarınca, 2024 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 131.576,67'şer TL vekâlet ücretinin her bir davacıdan ayrı ayrı alınarak davalıya verilmesine" yazılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harçları peşin alındığından davacılardan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.