Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/681 E. 2025/6287 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/681
- Karar No
- 2025/6287
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1273 Esas, 2024/2030 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/124 E., 2024/275 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vekili ile üçüncü kişi ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.10.2025 günü hazır bulunan yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA 1.Yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı vasisi dava dilekçesinde; babasının Büyükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/229 E., 2017/230 K. sayılı dosyasından verilen karar ile vesayet altına alındığını, ilk önce kardeşi ...'ın daha sonra ise kendisinin vasi olarak tayin edildiğini, kardeşinin vasi olarak görev yaptığı dönemde Büyükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden usulüne uygun izin ve denetim makamı olan Asliye Hukuk Mahkemesinden onay almadan eldeki davadan feragat ettiğini, yasal ve usulü prosedüre uyulmadan yapılan feragatin geçerli olmadığını, davadan feragate ilişkin dilekçenin aynı zamanda davalının vekiline ait hukuk bürosunun antetli kağıdı kullanılarak verildiğinden vasi olan kardeşinin yanlış yönlendirildiğini veya iradesinin hata, hile veya ikrah gibi nedenlerle yanıltıldığını, sakatlandığını, vesayet makamının onayı alınmadan, duruşma açılmadan, hukuki dinlenilme hakkı kullandırılmadan, kısıtlı dinlenilmeden karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlandığını, feragatin neye ilişkin olduğu hususunda dilekçede ayrıntılı beyan bulunmadığını, sübut bulan tasarrufun iptali davasında üçüncü şahısların mağdur edildiğini, yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluştuğunu ileri sürerek yargılamanın iadesi talebinin kabulüne, İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2007/52 16... /5063 E. sayılı takip dosyalarından borçlu olmadıklarının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
2.Yargılamanın yenilenmesini talep eden üçüncü kişiler vekili dava dilekçesinde; ... ve ...'nun bedelsiz bonolar düzenleyip bütün işlemleri yaptıktan sonra bir anlığına anlaşmazlığa düşüp menfi tespit davası açtıklarını, bu aşamada tekrar anlaşıp ...'ın ...'nun vekili tarafından hazırlanan hukuk bürosu antetli dilekçe ile davadan feragat ettiğini ileri sürerek bonolara istinaden başlatılan icra dosyaları ile açılan menfi tespit davasından ...'ın feragati nedeniyle davanın reddine yönelik verilen hükmün yargılamanın yenilenmesi çerçevesinde iptali ile ...'ın davalı ...'na borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; vesayet makamının davadan feragata izin verilmesi konusundaki 07.07.2017 tarihli kararının davacı asılın bu konudaki talep, izin ve irade açıklamasına dayalı olduğunu, davalının davacının ve/veya vasinin davadan feragat etmesine neden olabilecek herhangi bir hileli davranışta bulunmadığını, vesayet makamınca davacı asılın/kısıtlının talebi ve açık irade beyanı doğrultusunda vasiye davadan feragat konusunda izin ve yetki verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile talepte bulunan üçüncü kişilerin özetle "esas davaya konu bonoların ve muvazaanın hileli olduğunu, kendi zararlarına işlemler yapıldığını" ileri sürerek hükmün iptalini istedikleri, yargılamanın yenilenmesi olağanüstü bir kanun yolu olup ilgililerin başkaca olağan yollara müracaat etmeleri mümkün ise yargılamanın yenilenmesini talep edemeyecekleri, bu hususun ancak üçüncü kişiler tarafından bonoların alacaklısı ve borçlusuna karşı açılması gereken ayrı bir muvazaa davasının konusu olabileceği, eldeki menfi tespit davası hiç açılmasa idi, üçüncü kişiler nasıl ki muvazaa davası açmak zorunda iseler, eldeki davanın kesinleşmesinden sonra dahi haklarını bu surette dermeyan edebilecekleri, davacı açısından ise, eldeki dava için vesayet makamından dava açılması için izin alınmadığı, yargılamanın iadesi talebinin 3 aylık yasal süre içinde talep edilmediği, vesayet makamından izin alınarak feragat beyanında bulunulduğu, iznin iptaline ilişkin bir karar bulunmadığı, feragatin geçerli olduğu gerekçesiyle her iki yargılamanın iadesi taleplerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 379/2 hükmüne göre reddine karar verilmiş, hüküm yargılamanın iadesini talep eden davacı ve üçüncü kişiler vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'ın o dönem vasisi olan ... tarafından 21.11.2017 tarihli dilekçe ile Büyükçekmece 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 07.07.2017 tarihli, 2016/229 E. sayılı dosyasından feragat etmek üzere vasi ...'a izin ve yetki verildiği, bu izin ve yetki belgesinin iptaline ilişkin bir karar bulunmadığı, ayrıca vasi ...'ın da hileli olarak feragat ettiğine dair delil bulunmadığı, Mahkeme tarafından usule ilişkin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, vasinin vesayeti altındaki kişi adına dava açabilmesi veya feragat edebilmesi için vesayet makamının izni gerektiği, denetim makamından izin alınmasına gerek olmadığı, ayrıca vasi ...'ın talebi üzerine verilen 14.02.2024 tarihli ek karar ile vasinin 07.07.2017 tarihli feragate ilişkin yetkinin geriye dönük olarak kaldırılması talebinin ve diğer tüm taleplerinin reddine karar verildiği, bu karara karşı denetim makamına başvuruda bulunulmadığı, üçüncü kişilerin hükmün iptalini talep etmesinin, HMK'nın 376. maddesinde "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler" şeklinde düzenlendiği, yargılamanın iadesi davasına konu davada, ..., ... ve ...'ın taraf olmadıkları, dava dışı üçüncü kişilerin, davalı ...'nun alacaklısı olduğu İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2007/5063 E. ve 2007/5216 E. sayılı icra dosyalarına borçlu olarak eklendikleri, ...'ın davalıya borcunu ödememek ve mal kaçırmak kastıyla bu kişilere muvazaalı şekilde taşınmazlarını devretmesi nedeniyle tasarrufun iptaline ilişkin davada taraf oldukları, ...'ın davalı olarak taraf olduğu Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/425 E., 2014/565 K. sayılı tasarrufun iptali davasında, İlk Derece Mahkemesince "... davalıların birlikte hareketle davacının alacağının tahsilini engellemek amacıyla devir işlemlerini yaptıkları .." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, hükmün onandığı, ...'un davalı olarak taraf olduğu Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/402 E. sayılı tasarrufun iptali davasında "... davalılardan ...'un iyiniyetli 3. kişi konumunda olmadığı, ...'ın alacaklıları takipsiz bırakmak amacıyla muvazaalı olarak bu satışın gerçekleştirildiğini bilebilecek durumda olduğu kanaati..." ile aynı Mahkemenin 2018/403 E. sayılı tasarrufun iptali davasında ise "...Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30.11.2010 tarih, 2010/8595 E. ve 2010/10372 K. sayılı kararında açıkça davalılar ... ve ...ın borçlunun mali durumunu bildikleri dolayısıyla kötü niyetli oldukları hususu tesbit edildiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, ...'ın davalı olarak taraf olduğu Küçükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/430 E., 2010/84 K. sayılı tasarrufun iptali davasında da, "...davalı borçlu ... davacıya olan borcundan dolayı yapılan İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2007/5216 E. sayılı icra takibi sırasında alacağına karşılık malının olmadığı, taşınmazı da borcun doğumundan sonra diğer davalıya devrettiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, hükmün onandığı, davalı ... ile davacı ... arasında üçüncü kişilerin zararına, muvazaalı bir alacak, borç ilişkisi bulunduğunun, işbu yargılamanın iadesi ile ileri sürüldüğü, buna ilişkin de ...'ın açtığı menfi tespit davasının ileri sürüldüğü, HMK'da lehine karar verilen tarafın karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olmasının yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak sayıldığı, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunanın, aleyhine hüküm verilen borçlunun alacaklılarından olması nedeniyle dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, bu nedenle Mahkemece bu kişiler tarafından yargılamanın yenilenmesinin talep edilemeyeceği gerekçesi yerinde olmamakla birlikte dosya kapsamında hileli davranışa ilişkin olarak sadece feragat dilekçesinin davalı vekilinin antetli kağıdına yazılması ve davalı defterleri incelenecekken feragat edilmesi olarak gösterildiği, ispat yönünden yeterli olmadığı, başkaca delil bulunmadığı, bunun tek başına yargılamanın iadesi sebebi olarak ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, yargılamanın yenilenmesini talep eden üçüncü kişiler vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, yargılamanın yenilenmesi taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm yargılamanın iadesini talep eden davacı vekili ile üçüncü kişi ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yargılamanın iadesini talep eden davacı vekili ile üçüncü kişi ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı ile yargılamanın yenilenmesini isteyen üçüncü kişi ...'dan alınarak davalıya verilmesine, temyiz harcı davacıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden üçüncü kişi ...'a yükletilmesine, 16.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.