Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/3870 E. 2026/831 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3870
- Karar No
- 2026/831
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1680 Esas, 2025/267 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/673 E., 2022/315 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadak belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 27.06.2012 tarihli atık uçucu kül satışı sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme gereği tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının eksik kül teslim ettiğini, inşaat sektöründeki talebin artış gösterdiği dönemde müvekkilinin gelen taleplere cevap veremediğini, davalı tarafından 23.12.2014 tarihli yazı ile özelleştirme sebebiyle sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 310.000,00 TL kâr kaybının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 16.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.797.965,62 TL'ye artırmış ancak harcını yatırmamıştır.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki 27.06.2012 tarihli atık uçucu kül satış sözleşmesine göre davalı tarafından davacıya beş yıllık süreçte yıllık 150.000 ton olmak üzere toplam 750.000 ton atık uçucu kül satışı yapılacağının kararlaştırıldığı, davacı tarafından davalıya gönderilen 19.07.2012 tarihli yazı ile kül sepere tesisinde eksik malzemelerin olduğu ve bunların tamamlanarak yer tesliminin 31.07.2012 tarihine kadar yapılmasının talep edildiği, davalı tarafından yapılan araştırmalar neticesinde, külü sepere etmekte kullanılan siklonlar, sepere ve hız sürücüsünün, tesisi daha önce çalıştıran dava dışı şirket tarafından söküldüğünün belirlendiği ve ilgili firmalardan parçaların teslim alınarak yer tesliminin 14.09.2012 tarihinde gerçekleştirildiği, sözleşme ile iki adet ünitenin çalıştırılması kararlaştırılmakla birlikte bunlardan birinci ünitenin davacının başvurularına rağmen 10.11.2014 tarihi, yani sözleşmenin fesih tarihine yakın bir zamana kadar devreye alınamadığı, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 21.07.2014 tarihli kararı ile ...a ait...Termik Santrali ve Santral tarafından kullanılan taşınmazların yapılan ihale kapsamında satılmasına karar verildiği, 22.12.2014 tarihinde devir sözleşmesinin imzalandığı, davalı tarafından davacıya gönderilen 23.12.2014 tarihli yazı ile özelleştirme nedeniyle taraflar arasındaki mevcut sözleşmenin 22. maddesi hükümleri doğrultusunda feshedildiğinin bildirildiği, yer tesliminin yapıldığı 14.09.2012 tarihinden sözleşmenin feshedildiği tarih olan 21.12.2014 tarihine kadar toplam 108.606,280 ton uçucu kül satışının gerçekleştirildiği, satışı yapılması gereken kül miktarının 350.000 ton olması gerekirken, 241.393,720 ton eksik verildiği, buna göre davalı şirketin sözleşmeye aykırı hareket ettiği ve kusurlu olduğu, davacının mahrum kaldığı kâra yönelik bilirkişi raporunda yıllara ait kâr marjı hesaplamasında 2013 yılı net satışının 996.750,39 TL, faaliyet kârı veya zararı (-)57.564,71 TL, net kâr marjının (-) %5,78, 2014 yılı net satışının 725.763,25 TL, faaliyet kârı veya zararı (-)21.573,46 TL, net kâr marjının (-)%2,97 olduğu, gelir tablosu hesapları incelendiğinde, 2013 yılında davacının net satışları 996.750,39 TL iken, bu satışlarda satılan malın maliyetinin 1.042.945,64 TL olduğu, maliyetinin altında satış yaptığı, bu hesaplamaya göre davacı şirketin geçmiş dönemlerde faaliyetlerinden kâr elde edemediği, bunun sonucu olarak da kâr marjının negatif olduğu, davacı şirketin kendisine tedarik edilmeyen kül miktarını almış olduğu takdirde de bundan kâr elde edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, akdi ilişkiye dayalı olarak, eksik ifadan dolayı mahrum kalınan kâr dolayısıyla müspet zararın tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre; davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkili şirketin eksik ifadan dolayı mahrum kalınan kâr dolayısıyla müspet zararının tespiti ile şimdilik 310.000,00 TL tazminatın 18.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği, gerek dava dilekçesindeki beyanlar ve gerekse dosyada yaptırılan bilirkişi incelemelerinde davacının yoksun kılınan kârının hesaplanamadığı ve kâr marjının negatif çıktığı, davalı tarafından eksik teslim edilen kül miktarının 1.797.965,62 TL tutarında olduğunun belirlendiği, bunun üzerine davacı vekilinin maddi tazminat yönünden talebini 1.797.965,62 TL olarak ıslah ettiği ancak ıslah harcını yatırmadığı, buna göre harçlandırılmış dava değeri 310.000,00 TL olup dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile davacı vekilinin de dava dilekçesinde zararın daha yüksek olduğuna ilişkin farklı bir beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 30.01.2025 tarihli ve 32798 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 04.12.2024 tarihli ve 2023/182 E., 2024/203 K. sayılı kararı ile HMK'nın Ek 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “…341 inci, 362 nci...” ibaresinin ve iptal nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan bu ibareden sonra gelen “…ve…” ibaresinin iptaline; kararın Resmî Gazete'de yayımından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 04.06.2025 tarihli ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7550 sayılı Kanun) 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin ikinci fıkrası; "(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.07.2025 tarih, 2024/10-205 E., 2025/410 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik kapsamında kararın temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınamayacağı, zira anılan yasanın 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, Dairemiz önüne gelen uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinin 07.03.2025 olduğu, bu nedenle yasa değişikliğinden önceki düzenlemelere göre karar tarihi itibariyla değerlendirme yapılması gerektiği; bu çerçevede yapılan değerlendirmeye göre müspet zararın tazmini istemiyle açılan eldeki davada İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, dava dilekçesine göre, davacı tarafından talep edilen maddi tazminat 310.000,00 TL olup, Mahkemece davanın reddine hükmedilmiş olmakla, reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibarı ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığından, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddi gerekmiştir.
KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.