Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/4917 E. 2025/4334 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4917
- Karar No
- 2025/4334
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/58 Esas, 2024/1403 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/895 E., 2019/1477 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, asıl ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Asıl davada davacı banka vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak nakit ve gayrinakit krediler kullandırıldığını, diğer davalıların müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla kredi sözleşmesini imzaladıklarını, davalı şirkete kullandırılan gayrinakit kredilerin kaynağını teminat mektuplarının oluşturduğunu, bu teminat mektuplarının tazmin olması sebebiyle davalı şirket hesaplarının kat edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine ... 26. İcra Müdürlüğünün 2017/9128 E. sayılı dosyası ile davalı borçlular aleyhine icra takibine başlandığını, itiraz edildiğini belirterek davalıların itirazlarının iptaline, takip tarihi itibariyle 14.595.056,35 TL alacak üzerinden takibin devamına ve davalılar aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı banka vekili dava dilekçesinde; davacı banka ile .. .. Kıymetli Madenler Kuyumculuk Telekominikasyon San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı borcun ödenmediğini, davalının müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, dava dışı 3. kişiye davacı banka tarafından kullandırılan gayrinakit kredilerin kaynağını teminat mektuplarının oluşturduğunu, teminat mektuplarının tazmin olması sebebiyle hesapların kat edildiğini ve .. 26. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1874 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, borçluların takip tarihi itibariyle davacı bankaya olan borcunun toplam 1.977.441,13 TL olduğunu belirterek davalının itirazının iptaline ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin hissedarı olduğu dönemde bir kısım kredilere kefil olmakla birlikte 2012 yılından bu yana şirketle fiili bağının kalmadığını, 2014 yılı Aralık ayında şirketlerdeki tüm hisselerini diğer ortaklara devrettiğini, davacı banka ile düzenlediği kefillik sözleşmesinden caymakla birlikte ilgili kredilerin uzatılması, yenilenmesi veya yapılandırılması veya cari hesaba dönüştürülmesi durumlarında herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını belirterek davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. 2.Asıl davada davalılar ... ... Kuyumculuk Telekom. San. ve Tic. A.Ş., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı banka ile kredi asıl borçlusu şirket arasında imzalanan kredi sözleşmelerinden olan 6.000.000,00 USD bedelli kredi sözleşmesinde müvekkillerinden ... adına atılan kefalet imzasının eli ürünü olmadığını, bu kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan kredilerden kaynaklı olarak bu müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı banka tarafından istenen temerrüt faiz oranının fahiş olduğunu, davacı banka ile kredi asıl borçlusu müvekkili şirket arasında imzalanan kredi sözleşmelerinde imzaları bulunan kefillerin, kefaletin yasal unsurlarını taşımayan imzalarından sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. 3.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; 2012 yılından bu yana herhangi bir imza yetkisinin ve şirketle fiili bağının kalmadığını, 2014 yılı Aralık ayında da şirketteki tüm hisselerini diğer ortaklara devredip ortaklıktan çekildiğini, davalının davacı banka ile düzenlediği kefillik sözleşmesinden caymakla birlikte ilgili kredilerin uzatılması, yenilenmesi, yapılandırılması, cari hesaba dönüştürülmesi durumlarında herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını belirterek davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı şirket arasında 05.05.2010 tarihli 10.000.000,00 TL limitli ve 13.01.2012 tarihli 6.000.000,00 USD limitli sözleşmenin imzalandığı, kefalet limitlerinin 10.000.000,00 TL ve 6.000.000,00 USD olduğu, genel kredi sözleşmesinde ve kefalet sözleşmesinde imzalarının bulunması nedeniyle kefaletin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 490 ve devam eden maddelerine uygun ve geçerli bir kefalet olduğu ve davalıların sorumluluğunu doğurduğu, asıl davada 12.931.714,57 TL nakdi krediye dönüşen teminat mektuplarından dolayı tüm borçlular hakkında, 1.744.536,38 TL'den dolayı ise davalı ... hakkında davanın ve birleşen davanın konusu olan icra takiplerini başlattığı, asıl davada davalı ... yönünden; davanın konusu olan ... 26. İcra Müdürlüğünün 2017/9128 E. sayılı dosyasında istenen alacağın dayanağı 13.01.2012 tarihli 6.000.000,00 USD bedelli kefaletname aslı üzerinde .... adına atılı bulunan imzaların bu davalının eli ürünü olmadığı, bu davalının imzası olmayan kefalet belgesine dayalı olarak borçtan dolayı sorumlu tutulamayacağı, davacı banka personelinin kimlik kontrolü ve imza karşılaştırması yapmayarak basiretsiz davranması sonucu davanın dayanağı olan icra takibinin başlatılması kötüniyetli kabul edildiğinden, 14.595.056,35 TL’nin %20’sine karşılık gelen 2.919.011,26 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak, davalı ...’a verilmesine karar vermek gerektiği, asıl davada diğer davalılar ve birleşen davada davalı ... yönünden tarafların özgür iradeleri ile düzenlenen sözleşmenin 10.2. maddesine göre müşterinin, banka tarafından kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının %50 eklenmesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiği, bu maddeye göre davacı bankanın da TCMB'nin belirlediği ve 11.10.2013 tarihli faiz tebliğinde en yüksek kredi faiz oranı olan yıllık %35 akdi faiz oranına %50'sinin eklenmesiyle bulunan yıllık %52,50 faiz oranını uygulayabileceği, dolayısıyla asıl davada ve birleşen davada davacı bankanın faiz isteğinin ve uyguladığı temerrüt faizinin genel kredi sözleşmesinin 10.2. maddesine ve akdi ve temerrüt faizi oranlarının TCMB tebliğlerine uygun olduğu, BSMV yönünden ise gider vergisi mükellefi olan davacı bankanın bu vergiyi vasıtalı bir vergi olması nedeniyle ve sözleşme hükmü gereği borçlulara yansıtma yetkisinin bulunduğu gerekçesiyle asıl davada davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, 14.595.056,35 TL’nin %20’sine karşılık gelen 2.919.011,26 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak, davalı ...’a verilmesine, davacının davalı ... hakkındaki davasının kısmen kabulü ve diğer davalılar hakkında açtığı davasının tam kabulü ile; İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2017/9128 sayılı dosyasında (davalılardan ...’ın 12.931.714,57 TL’si asıl alacak, 1.068.662,52 TL’si işlemiş akdi faiz, 53.433,12 TL’si BSMV olmak üzere toplam 14.053.810,21 TL ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalıların tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile 12.931.714,57 TL’si asıl alacak, 1.584.135,03 TL’si işlemiş faiz, 79.206,75 TL’si BSMV olmak üzere toplam 14.595.056,35 TL borca itirazlarının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, davacı vekilinin davalı ... yönünden fazlaya ilişkin isteğinin reddine, 14.595.056,35 TL’nin % 20’sinin karşılığı olan 2.919.011,26 TL icra inkâr tazminatının (davalılardan ...’ın bu miktarın 2.810.762,04 TL’si ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydı ile) davalılardan alınarak, davacıya verilmesine, davacının takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu iddia ve ispat edilmediğinden, reddedilen kısım yönünden davalı ...’ın tazminat isteğinin reddine, davacı bankanın takip tarihlerinden itibaren asıl alacaklara sözleşme hükümleri gereği yıllık %52,50 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisini uygulama ve isteme yetkisinin bulunduğuna, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, asıl davada diğer davalılar aleyhine açılan dava ile birleşen davanın kabulüne, alacak likit olduğundan, asıl davada ve birleşen davada davacı banka yararına alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatına karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına göre istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava ve birleşen dava; haklarında genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılan davalıların borca itirazların iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Asıl davada davacı Banka, genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu olan davalı şirket ile kefil olan diğer davalılara karşı başlatılan icra takibine itirazın iptalini istemiştir. Dosya içerisinde bulunan .... 2. İflas Dairesi 2022/5 İflas tarafından gönderilen 31.03.2023 tarihli ve "Dağıtımlıdır" başlıklı yazı içeriğinde, asıl davanın davalısı olan .... Kıymetli Madenler Kuyumculuk Telekomünikasyon Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.04.2022 tarihli ve 2017/826 E. sayılı dosyası ile iflasına karar verildiği ve davanın ikinci alacaklılar toplantısına kadar durdurulması gerektiği belirtilmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 194. maddesi “Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir" hükmünü amirdir. Somut olayda İstanbul 2. İflas Dairesi tarafından istinaf aşamasında dosyaya gönderilen 31.03.2023 tarihli belge dikkate alınmaksızın hüküm kurulması hatalı olmuştur. Bu durumda İİK'nın 194. maddesi uyarınca yargılamanın ikinci alacaklılar toplantısı yapıldıktan on gün sonrasına kadar durması gerekirken yazılı gerekçe ile yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle asıl dava yönünden bozulması gerekmiştir. 2.Bozma sebebine göre, asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı ... . vekilinin asıl dava yönünden diğer temyiz itirazlarının ve birleşen dava yönünden tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı ... ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı ... ... vekilinin asıl dava yönünden diğer temyiz itirazlarının ve birleşen dava yönünden tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde asıl ve birleşen davada davacıya iadesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.