Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/4758 E. 2024/6578 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4758
Karar No
2024/6578
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1427 Esas, 2022/1449 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/8 E., 2022/134 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden kısmen kabulüne, davalılar ... ve ... yönünden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.06.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıların kullandıkları kredinin teminatı için üzerine kayıtlı gayrimenkulünü bankaya ipotek verdiğini, kredi ödenmeyince bu borcun tamamını ödeyip kapattığını, ödediği parayı geri almak istediğini, ancak davalıların müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığını, alacağın tahsili için Gebze 3. İcra Müdürlüğünün 2011/728 E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itirazda bulunduklarını iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına, %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; başkasının borcu için kendi taşınmazı üzerinde rehin kurduran kişinin, kefile rücu edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ...'ın herhangi bir beyanda bulunmadığı görülmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile Gebze 3. İcra Müdürlüğünün 2011/728 E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 208.377,00 TL asıl alacak, 1.027,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 209.404,61TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ...'ın icra takibine haksız olarak itiraz ettiği anlaşıldığından kabul edilen 208.377,00 TL asıl alacağın %40'ı olan 83.850,80 TL'nin bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin davalılardan ... ... Kazalak yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalılar ... ve ... yönünden davanın reddine karar verdiğini, kısmen red kararının ve iki davalı yönünden verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ... ... Kazalak yönünden, müvekkilinin 200.000,00 +24.000,00 TL =224.000,00 TL ödeme yapması nedeni ile davanın tam kabulü gerektiğini, ... ve ... (Ünlütürk) yönünden, bu davalıların genel kredi sözleşmesinin müşterek borçlusu olmaları nedeni ile davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, müteselsil borçlulukta borçluların her biri alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduğunu, ipotek veren üçüncü kişi veya kefil, borcu ödemek zorunda kalınca zaten asıl borçlulara rücu hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin ipotek veren sıfatı ile 3. kişi konumunda olup davalılara bankanın halefi olarak rücu etme hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin taşınmazı satılarak her üç davalının imzaladıkları genel kredi sözleşmesi için 265 numaralı borçlu cari hesabına, 29532 numaralı taksitli ticari kredisine ve 188711 numaralı ticari kredili mevduat hesabına toplamda 200.000,00 TL ve 24.000,00 TL vekâlet ücreti olmak üzere 224.000,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin kredi sözleşmesinde borçlu olmayıp her üç davalının borcu için taşınmazını ipotek verdiğini, taşınmazın satarak davalıların 224.000,00 TL borcunun ödendiğini, bu nedenle ipotek veren müvekkilinin bankanın halefi olarak asıl borçlu ve müşterek borçlu davalılardan ödediği miktarı rücu etme hakkına sahip olduğunu belirterek Mahkemenin kısmen red ve red kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2.Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın 24.01.2012 tarihinde açılan bir itirazın iptali davası olduğunu, 10 yılı aşkın bir zamandır sürdüğünü, davacının bir türlü taleplerini netleştiremediğini, bu konuda defalarca verilen süreye rağmen net bir açıklamada bulunamadığını, delillerini bir türlü hasredemediğini, müvekkili davalıların İş Bankası Ihlamurkuyu Şubesinin 12.01.2009 tarihli, müşteri ...'ın 135.000,00 TL'lik kredisine kefil olduklarını, bu kredi sözleşmesinin dosya içinde mevcut olduğunu, davacının, ...'ın İş Bankasına olan borçları için taşınmazını 300.000,00 TL bedelle ipotek veren kişi olduğunu, yani davacı ile davalı müvekkillerinin hiçbir kredi sözleşmesinde ortak olarak imza atmadıklarını, ödemenin kefillerin taraf olduğu bir icra dosyasına yapılmadığını, davacının müvekkillerine karşı rücu hakkı veya bankaya halef sıfatıyla müvekkillerinden herhangi bir talep hakkının olmadığını, davacı taraftan kötü niyet tazminatı talebinde bulunduklarını, ilk kararı da bu yönüyle istinaf ettiklerini, ancak Mahkemece kötü niyet tazminatı hakkında bir karar verilmediğini, hükmün bu yönüyle eksik olduğunu, davacı alacaklının, takipte haksız ve kötü niyetli olduğunu, borçla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını, davacının bunu bilebilecek durumda olduğunu belirterek davacının istinaf talebinin reddine, istinaf taleplerinin ise kabulü ile Mahkeme hükmünün düzeltilerek kötü niyet tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...’in dava dışı İş Bankasına karşı doğmuş veya doğacak tüm borçlarını karşılamak üzere 300.000,00 TL'ye kadar davacının Kahramanmaraş, Merkez Yenişehir Mah., 42 ada, 5 parselde, 63 nolu bağımsız bölümü üzerine banka lehine 14.01.2009 tarihli resmi senetle ipotek tesis edildiği, alacaklı bankanın Adana 8. İcra Müdürlüğünün 2010/5369 E. sayılı dosyası ile borçlu M. ... ve davacı aleyhine genel kredi borcundan kaynaklı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçtiği, taşınmazın icra yoluyla satışını önlemek amacıyla davacının taşınmazı 06.01.2011 tarihinde ... ... ve ...'ye satarak devrettiği, Hacı İğci tarafından 04.01.2011 tarihli, ... borcu için açıklamasıyla İş Bankası Ihlamurkuyu Şubesine 350.000,00 TL yatırıldığı, aynı tarihte 2010/5369 E. sayılı dosyada davacının ipotekli taşınmazının satışının düşürülmesine karar verildiği ve taşınmazdaki banka ipoteğinin 06.01.2011 tarihinde terkin edildiği, yatırılan 350.000,00 TL'nin, 200.000,00 TL'sinin davalı ...’in İş Bankasındaki 265 nolu borçlu cari hesabı, 29532 nolu taksitli kredisi ve 188711 ticari kredili mevduat hesabındaki borçlarına mahsup edildiği, ayrıca 8.377,00 TL'nin de davalı ...'ın borcu için vekâlet ücreti olarak tahsil edildiği, her ne kadar 350.000,00 TL'lik dekontta dava dışı Hacı İğci ismi yer alsada davacının adı geçen kişiye taşınmazını sattığı tarih, aynı tarihte davacının taşınmazının yükümlü olduğu ipoteğin terkin edilerek icra dosyasındaki satışın düşürülmesi ve paranın davalı borçlunun borçlarının ödenmesi amacıyla gönderildiğine dair dekont açıklaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, belirtilen paranın davacı adına davalı ...’in dava dışı bankaya olan borçlarına mahsuben ödendiği kanaatine varıldığı, bu durumda davacının, davalı borçlu M. ... adına 208.377,00 TL ödeme yaptığı sabit olup bu miktarın üzerinde ödemesi olduğu ispatlanamadığından Mahkemece davalı ... yönünden verilen hüküm yerinde olduğundan davacının bu davalıya yönelik istinaf başvurusunun yerinde görülmediği, davacının davalılar ... ve ... hakkındaki istinaf sebepleri incelendiğinde, dosyada yer alan kayıtlardan, davalılar ile dava dışı banka arasında davalı ...’in İş Bankasındaki 265 nolu borçlu cari hesabı, 29532 nolu taksitli kredisi ve 188711 ticari kredili mevduat heabındaki borçlarına ilişkin 30.07.2009 tarihli üç ayrı protokol düzenledikleri, sözkonusu protokollere göre ilgili borçların taksitlere yayılarak toplam borç miktarlarının 7.344,00 TL, 165.960,00 TL ve 35.535,00 TL olarak belirlendiği, protokole davalılar ... ve ...’in müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attıkları, buna göre davalıların sadece kefil sorumluluğu olmayıp aynı zamanda müşterek borçlu sorumluluğunu da üstlendikleri, davalı ...’in İş Bankasındaki 265 nolu borçlu cari hesabı, 29532 nolu taksitli kredisi ve 188711 ticari kredili mevduat heabındaki borçlarından borçlu ile aynı konumda sorumlu olduklarının kabulü gerekeceği, davacının davalılar ... ve ...’in borçlusu oldukları davalı ...’in İş Bankasındaki 265 nolu borçlu cari hesabı, 29532 nolu taksitli kredisi ve 188711 ticari kredili mevduat hesabına yaptığı 208.377,00 TL yönünden davacıya karşı borçlu oldukları, başka deyişle, davacının borçlu hesabına yatırdığı parayı davalılardan rücu hakkına sahip olacağı, Mahkemece davalı ... hakkında hüküm altına alınan asıl alacak ve fer'ilerinden davalıların da sorumlu olması gerekeceğinden bu davalılar yönünden de davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, davacının davalılara karşı takibinde haksız ve kötü niyetli olmadığı anlaşıldığından davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun yerinde görülmediği gerekçesiyle davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile Gebze 3. İcra Müdürlüğünün 2011/728 E. sayılı takip dosyasına davalıların yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile 208.377,00 TL asıl alacak, 1.027,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 209.404,61 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalıların icra takibine haksız olarak itiraz ettiği anlaşıldığından kabul edilen 208.377,00 TL asıl alacağın %40'ı olan 83.850,80 TL'nin bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın 24.01.2012 tarihinde açılan bir itirazın iptali davası olduğunu, 10 yılı aşkın bir zamandır sürdüğünü, davacının bir türlü taleplerini netleştiremediğini, bu konuda defalarca verilen süreye rağmen net bir açıklamada bulunamadığını, delillerini bir türlü hasredemediğini, teksif ilkesinin ihlal edildiğini, takip dayanağının ve dava sebebinin farklı olduğunu, süresinde gösterilmeyen bir delilden dolayı müvekkillerinin sorumlu tutulduğunu, müvekkillerinin müşterek borçlu değil, müteselsil kefil olduğunu, davacı ile davalı müvekkillerinin hiçbir kredi sözleşmesinde ortak olarak imza atmadıklarını, ipotek veren sıfatıyla ödeme yapan davacının, davalı müvekkili kefillerden talepte bulunamayacağını, davacının ipotek senedine göre hem ipotek veren hem de müteselsil kefil olduğunu, ipoteğin aynı zamanda kefilin borçlarının da teminat altına aldığını, bir an için rücu edebileceği düşünülse bile, asıl borçlu M. ... Kazalak'ın tüm borçlarından şimdi tamamen haksız bir şekilde olduğu gibi sadece müvekkilleri sorumlu tutmak yerine, 12.01.2009 tarihli, 135.000,00 TL'lik krediye müvekkilerinin kefil oldukları dikkate alınarak bu kredi için yaptıkları ödemeler -nitekim bu kredi için bir kısım ödemeyi müvekkillerinin bankaya yaptıklarının bilirkişi raporlarında gösterildiği- düşüldükten sonra kalan kısım, diğer kefiller de dikkate alınarak oransal sorumluluk yoluna gidilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, davanın reddine, müvekkilleri lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 109 uncu maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 884 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Davacı adına kayıtlı Kahramanmaraş'ta bulunan taşınmaz üzerinde 14.01.2009 tarihinde, davalı ...'ın ve davacının kendisinin dava dışı İş Bankası'na doğmuş ve doğacak borçlarını teminat altına almak için 300.000,00 TL bedelle limit ipoteği tesis edilmiştir. İpotek resmi senedinin 5. maddesine göre davacı, ayrıca ipotek tutarı kadar müteselsil kefil sıfatıyla da sorumlu olmayı kabul etmiştir. 2.Dava dışı İş Bankası ile davalı ... arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini davalılar ... (Ünlütürk) ile ... 135.000,00 TL bedelle müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla 12.01.2009 tarihinde imzalamışlardır. Daha sonra düzenlenen (29.07.2009 ve 30.07.2009 tarihli) üç adet protokol ile de yine davalı ...'ın borcuna müşterek borçlu/müteselsil kefil olmuşlardır. 3.Dava dışı İş Bankası davacı ve davalı ... hakkında alacağının tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatmış olup takipte, 105.395,17 TL asıl alacak, 78.788,17 TL (%80 işlemiş faiz), 3.939,41 TL BSMV olmak üzere toplam 188.122,75 TL talep edilmiştir. İpoteğin paraya çevrilmesi suretiyle takibin başlatılmasından sonra davacı ...'ın takibe dayanak ipotekli taşınmazı, icra yoluyla satışını önlemek amacıyla 06.01.2011 tarihinde ... İğci ve Hacı İğci'ye satılarak devredilmiş, Hacı İğci tarafından 04.01.2011 tarihli, M. ... Kazalak borcu için açıklamasıyla İş Bankası Ihlamurkuyu Şubesine 350.000,00 TL yatırılmış, aynı tarihte davacının ipotekli taşınmazının satışının düşürülmesine karar verilmiş ve taşınmazdaki banka ipoteği 06.01.2011 tarihinde terkin edilmiştir. Yatırılan 350.000,00 TL'nin, 200.000,00 TL'sinin davalı ...’in İş Bankası'ndaki 265 nolu borçlu cari hesabı, 29532 nolu taksitli kredisi ve 188711 ticari kredili mevduat hesabındaki borçlarına mahsup edildiği, ayrıca 8.377,00 TL'nin de davalı ...'ın borcu için vekâlet ücreti olarak tahsil edildiği gelen cevabi yazıdan anlaşılmaktadır. 4.Dava dilekçesinin ve davacı tarafça dosyaya sunulan sair dilekçelerin incelenmesinden, davacının ipotek veren sıfatıyla yaptığı ödemeyi davalılardan tahsil etmek amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalıların takibe itiraz etmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. 5.Davalılar ... ve ..., genel kredi sözleşmesi ile protokolleri müşterek borçlu/müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olup istikrar kazanmış Yargıtay uygulaması karşısında anılan bu davalıların, davalı ...'ın borcuna müteselsil kefil olduklarının kabulü gerekir. 6.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup genel kredi sözleşmesinin ve protokollerin imzalandığı, ipoteğin tesis edildiği, davalılar hakkında ilamsız icra takibinin başlatıldığı ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı tarihte, 818 sayılı Kanun yürürlüktedir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1 inci maddesi gereğince somut olayda 818 sayılı Kanun'un uygulanması gerekmektedir. Bu itibarla somut olayda 6098 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesinin 1 ila 4 üncü fıkralarının uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Olaya uygulanması gereken 6098 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesinin muadili 818 sayılı Kanun'un 496 ncı maddesinde ise rehinle ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır.Yine somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesi ile 4721 sayılı Kanun'un 884 üncü maddesinin de davalı kefiller (... ve ...) yönünden davacıya bir rücu hakkı vermediği görülmektedir. Yani ayni teminat verenin, şahsi teminat verenlere rücu edebileceğine yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır. Davacı ipotek verenin ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesi, satılması nedeniyle ödediği bedel konusunda lehine ipotek verdiği asıl borçlu davalı ...'a yönelik olarak talepte bulunması mümkün ise de kefillere yönelik olarak talepte bulunması mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince davalı asıl borçlu ... ile asıl borçlunun kefilleri (... ve ...) yönünden de kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş kararın anılan bu davalılar (... ve ...) yararına bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4758, K. 2024/6578, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-4758-e-2024-6578-k-42e2dddeca9f