Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/4591 E. 2025/3111 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4591
- Karar No
- 2025/3111
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2293 Esas, 2024/749 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/132 E., 2021/481 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankada hesabı bulunduğunu, müvekkilinin onayı ve talimatı olmaksızın hesabındaki paranın ... Bank Of ... Şubesi nezdinde hesaba transfer edilmiş olduğunu öğrendiğini, müvekkili tarafından paranın ödenmesi hususunda çekilen ihtarnameye cevaben "transfer işleminin müvekkilinin vekaletname ile yetkilendirdiği vekil ...'in emir ve talimatıyla gerçekleştirildiği, ihtarnamede sözü edilen para transfer işleminin yapıldığı tarihle ... müşterinin vekili olduğundan yapılan işleme şirketlerinin sorumluluğunu gerektiren herhangi bir hukuki aykırılık bulunmadığı" şeklinde yanıt verdiklerini, davalının ve tüm çalışanlarının para transfer talimatlarını gerçekleştirirken hesap sahibinden gerekli teyitleri ve onayları almak, sahte imzalara istinaden işlem yapmamak, özenli ve dikkatli davranmak gibi ağırlaştırılmış sorumluluklarının bulunduğunu, aksi halde sahte imza ile yapılan işlemlerden ve para transferlerinden davalının sorumlu olduğunu, çekildiği tarih itibariyle yüksek meblağ içeren bir paranın talimat ile istenmesi halinde dışarıdan bir uzmanın yardımına başvurulabileceği gibi mudiye telefon, faks vs ile durumu duyurmak suretiyle basiretli bir tacir gibi sahteciliği önleyici tedbirlere başvurabilme imkanı olduğunu, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluktan kurtulabilmesi için gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini ispat etmesinin icap edeceğini, birer itimat kurumları olan bankaların aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda olduklarını, bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını ileri sürerek transfer edilen toplam 952.000,00 euronun transfer edildiği tarihten itibaren işleyecek olan 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkil bankadaki hesabında işlem yapmak üzere 16.12.2014 apostil ve 15.12.2014 tanzim tarihli vekaletnameyle ...'i vekil tayin ettiğini, davacı vekilinin 26.11.2019 tarihinde, vekaletnamede belirtilen e-posta adresinden, ... Bank of ... nezdindeki hesaba 952.000,00 euro havale edilmesi için talimat verdiğini, vekilin müvekkili şirketi bir kez de telefon numarasından arayarak talimatını bir kez de sözlü olarak tekrarladığını, transfer işleminin taraflar arasındaki sözleşme ve mevzuata uygun yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile transfer işleminin 15.12.2014 tarihli vekaletnameye dayalı olarak 26.11.2019 tarihli transfer talimatı üzerine yapıldığını, e-posta olarak gönderilen talimat evrakının altında davacının ismi ve imzası bulunduğunu, transfer talimatının e-posta ile vekil tarafından verildiği detaylarının ise e-posta ekindeki evrak ile gönderildiği, talimatın doğruluğunun telefon görüşmesi ile de teyit edildiği, vekaletname ile verilen yetkiye uygun bir irade beyanının mevcut olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 40/1 hükmü uyarınca yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçlarının doğrudan doğruya temsil olunanı bağlayacağı, davalı bankanın temsilcinin yetki sınırları içerisinde vermiş olduğu talimatı yerine getirmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 hükmü uyarınca davanın niteliği gereği 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının davalı şirket nezdinde bulunan hesabından sahte imzalı talimat ile üçüncü kişi hesabına havale yapıldığı ve davalının söz konusu usulsüzlükten sorumlu olduğundan bahisle havale edilen bedelin tahsili talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 06.05.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, davalı bankada bulunan davacının hesabındaki paranın, davacının onayı olmadan transfer edilmesi üzerine açılan tazminat davasıdır. Sayın daire çoğunluğu ile oluşan görüş ayrılığı, davacının Türk vatandaşı olmayan 3. kişiye 16.12.2014 apostil ve 15.12.2014 tanzim tarihli vekaletname tarihinden yaklaşık 5 yıl sonra 26.11.2019 tarihinde davalı banka nezdinde davacının hesabından yurt dışı bankaya 952.000,00 euro gibi yüksek meblağı havale etmesi nedeniyle davalı bankanın kusurunun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Davacı taraf, para transferine onayının bulunmadığını, davalı bankanın vekaletnamedeki imzaları sahtelik açısından incelemediğini, kendisinden gerekli onay ve talimatı almadan transferi gerçekleştirdiğini ileri sürmüş, davalı banka da, vekaletnamedeki yetki ve sözlü talimat üzerine havaleyi gerçekleştirdiğini savunmuştur. Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya münderacatı birlikte değerlendirildiğinde, bankacılık konusunda uzman bilirkişilerden maddi durumun tespiti konusunda rapor aldırılmadan davalı banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmadan karar verilmesi usul ve yasa açısından eksiklik olmakla birlikte, ... kuruluşu olan banka, müşterisinin hesabındaki yüksek meblağlı parayı yabancı bir şahsa 5 yıl önce verilen vekaletnameye dayanarak yabancı ülke bankasına havale ederek, gerekli önlemleri almayarak, özenli davranmayarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince hakkını kötüye kullanmasına sebebiyet vermiştir. Bu tür davalarda Dairemizin yerleşik içtihatları, müşteri ile hizmet veren bankanın kusurları belirlenerek, belirlenen kusur oranlarına göre sorumluluğa gidilmesi yönündedir. Somut olayda tarafların kusurlarının belirlenmesi yoluna gidilmediği için, davalı bankanın müterafik kusuru olup olmadığı tespit edilmeden karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığı gibi Dairemizin yerleşik içtihatlarına da uygun değildir. Bu gerekçelerle kararın bozulması düşüncesindeyim. Sayın çoğunluğun onama gerekçesine bu nedenle katılmıyorum.