Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/3718 E. 2025/2241 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3718
Karar No
2025/2241
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/467 E., 2023/399 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 16.02.1996 tarihinde "Online Sayısal Loto Sistemi Kurulmasına Yönelik Teçhizat, Yazılım ve Hizmet Teminine İlişkin Sözleşme" imzalandığını, 17.04.2009 ve 23.08.2011 tarihli Ek Sözleşmeler ile ana sözleşme ve ek sözleşmelerin bazı maddelerinin tadil edildiğini, ek düzenlemeler getirildiğini, 2011 tarihli sözleşmenin 10. maddesi hükümlerine göre müvekkili idarenin sözleşmede yer alan alacak kalemlerini her ay eksiksiz bir şekilde davalıya ödediğini, pandemi nedeniyle sabit ve seyyar bayilerinin faaliyetlerinin kısıtlandığını, faaliyet gösterdikleri iş yerlerinin geçici olarak kapatıldığını, müvekkili idarece düzenlenen şans oyunlarından elde edilen satış gelirlerinde, kamuya aktardıkları kaynaklarda ve bayilerinin komisyonlarında ciddi düşüşler yaşandığını, müvekkili idare tarafından davalıya gönderilen 09.04.2020 tarihli yazı ile pandemi nedeniyle işlem yapmayan sayısal oyun bayilerinin gün gün tespit edilerek 23.08.2011 tarihinde imzalanan ek sözleşmenin 10.1. maddesinin D, E ve G bentlerinde bahsi geçen terminal başına alınacak ücretin çalışılmayan günlere tekabül eden kısımlarının alınmaması ile ek sözleşmenin 10.1. maddesinin D, E, f ve H bentlerinde geçen aylık sabit ücretlerde belli oranlarda indrim yapılması taleplerinin reddedildiğini, her ne kadar müvekkili talebi davalı tarafından, sadece hasılatın düşük olması ilişkilendirilmiş olsa da faaliyetleri durdurulan ve dolayısıyla oyun oynatılamayan oyun terminalleri için hesaplama yapılarak sabit bedelin belirlenmesinin sözleşmenin amaç ve ruhuna aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıya gönderdiği 12.05.2020 tarihli yazıda 44.515 olarak tespit edilen çalışılmayan gün sayısı ile ilgili indirim taleplerinin reddinin de taraflar arasında 1996 yılından itibaren kesintisiz sürdürülen sözleşme ilişkisini zedelediğini, dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, aylık ödenen sabit bedelden indirim taleplerinin kabul görmemesi üzerine, müvekkilinin, şans oyunları faaliyetlerinin kesintiye uğramaması için sözleşmede yer alan döviz cinsinden sabit bedelin TL karşılığı olan 4.184.540,19 TL'yi 01.06.2020 tarihinde davalıya ihtirazi kayıtla ödediğini, sözleşme hükümlerine göre çalışılmayan gün sayısı dikkate alınarak hesaplanan bedelin ödedikleri miktardan düşülerek iadesinin gerektiğini, bayiilerin pandemi sebebi ile uygulanan hükümet tasarrufları doğrultusunda sayısal oyun makinalarını kapatmalarının mücbir sebep olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile 44.515 gün faaliyet göstermediği tespit edilen oyun terminalleri için hesaplanan ve davalıya fazla ödenen 96.152,00 USD'nin, ödeme tarihinden itibaren Wallstreet Journal tarafından en son yayımlanan 30 günlük Libor faiz oranına %1 ilave edilerek bulunacak faizi ile birlikte, fiili ödeme günündeki TL değeri üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2011 yılı ek sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca sözleşme bedelinin bir kısmının sabit ücret olduğunu, bir kısmının da merkezi sisteme bağlanmış olan terminalin sisteme bağlı olduğu gün sayısı baz alınarak hesaplandığını, davacının indirim talep ettiği terminaller sisteme bağlı olduğundan, talebin sözleşmeye aykırılık taşıdığını, davacının sözleşmeyi akdederken bayilerin çalışıp çalışmadığı hususunu sözleşme bedeli hesabına dahil etmediğini, onun yerine sisteme bağlı olup olmadığı hususunda bir hesaplama yöntemini kabul ettiğini, davaya konu bedellere ilişkin hizmetin tam ve eksiksiz verildiğini, davacının da aksi yönde bir iddiasını olmadığını, zira müvekkilinin pandemiye rağmen tüm çalışma ekibiyle tam ve eksiksiz davacının hizmetinde yer aldığını, sokağa çıkma kısıtı olduğu günlerde de davacının tahsis ettiği araçlarla müvekkilinin hizmet vermeye devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2022 tarihli ve 2022/6-537 E., 2022/1179 K. sayılı kararında belirtildiği üzere Covid-19 pandemisinin sözleşmenin ifası açısından kendiliğinden mücbir sebep oluşturmadığı, mücbir sebep olup olmadığının somut olayın özelliklerine göre tespit edilmesi gerektiği, somut olayda, davalının da aynı pandemi koşullarının geçerli olduğu dönemde, sözleşmede kendisine düşen hizmet yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiği, bu hususun davacının kabulünde olduğu, pandemi koşulları nedeniyle davalının giderlerinde de herhangi bir azalma olmadığı, sözleşmenin başlangıcında belirlenen ifa koşullarının, davalı açısından da pandemi nedeniyle aynı oranda kötüleştiği, dolayısıyla davacı tarafça mücbir sebep hukuki nedenine dayanılarak, aynı dönemde aynı koşullarla tüm idari, işletme, tamir, bakım ve destek hizmetlerini yerine getiren davalıdan ücret indirimi talep edilemeyeceği, davaya konu olayda pandemi sebebiyle davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi gibi bir durumun ve buna bağlı bir talebinin bulunmadığı, 23.08.2011 tarihli sözleşmenin 10.1. maddesinin D, E, F, G, H bentlerinde, davalıya yapılacak ödemelerin tespitinde, hasılata göre değişen bir hesaplama yönteminin tercih edilmediği, bayilerin açık olup olmamasının dikkate alınmadığı, sisteme on-line olarak bağlı terminal sayısına göre sabit ve terminal başına bedellerin öngörüldüğü, davalıya yapılan ödemeler şans oyunu hasılatları çok olduğunda artmadığı gibi az olduğunda da azalmaması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı tarafça 23.08.2011 tarihli ek sözleşmenin 10.1 maddesi uyarınca davalıya ihtirazi kayıtla ödenen bedelin bir kısmının mücbir sebep hukuki nedenine dayanarak davalıdan tahsili talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacının tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davalı vekilinin temyizine gelince; davacı İdare tarafından COVİD-19 Salgını sebebiyle sokağa çıkma yasakları vb. nedenlerle bayilerin faaliyetlerine devam edememesi, bayilerin geçici süre ile işyerlerini kapatması sonucu davacı tarafından şans oyunlarından elde edilen gelirlerde ciddi düşüşler olduğu iddiasıyla nisan ayı için ihtirazi kayıtla ödenen bedelin bir kısmının iadesine hükmedilmesi talep edilmiştir. Mahkemece davanın reddine ve davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince de dava tazminat davası olarak nitelendirilerek karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 hükmü uyarınca, maddi tazminat talepli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, mezkûr Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacının talepleri dikkate alındığında, dava, alacak davası olup hükmedilecek vekâlet ücreti de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1 hükmünde belirtildiği şekilde tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi olarak belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalının temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan “Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesi gereğince 25.500,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi gereğince 98.181,50 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3718, K. 2025/2241, T. 07.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-3718-e-2025-2241-k-4a96e7d49020