Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5088 E. 2024/6888 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5088
Karar No
2024/6888
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/878 Esas, 2023/1002 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/50 E., 2023/65 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile ...'ın 11.12.2019 tarihinde Bodrum'da kurmuş oldukları BVS Bosphorus Turizm A.Ş. 13.09.2020 tarihine kadar faaliyet gösterdiklerini, söz konusu ortaklığın 13.09.2020 tarihinde tasfiye kararı aldığını, 16.09.2020 tarihinde, davacının tasfiye halinde olduğunu ve tasfiye memurluğuna 16.09.2020 tarihinden itibaren davacı şirket bünyesinde muhasebeden sorumlu olarak çalışan şüpheli ...'in atandığını tescil ettirdiğini, 25.09.2020 günü davacının çalışmış olduğu bankalardan hesap hareketlerinin geçmişini istediğini, hesap hareketlerinden şüphelinin tasfiye aşamasında olan ortaklığın uhdesindeki paradan 164.000,00 TL'nin diğer ortak ...'ın hesabına 24.09.2020 tarihinde havale ettiğinin görüldüğünü, aynı gün şüpheliye nakit akışıyla ilgili bilgi sorulduğunda inkar ettiğini, bankalardan herhangi bir para çekmediğini söylediğini, aynı gün içerisinde davacı tarafından yapılan araştırmalarda tespit edilebildiği kadarıyla 600.000,00 TL civarında, diğer ortak ...'a para havalesi yapıldığının tespit edildiğini, davalı tarafın tasfiye memurunun gerektirdiği basireti, özeni ve sorumluluğu göstermediği gibi maddi açıdan sıkıntı yaşayan diğer ortağın durumunu bile bile kasti olarak diğer ortağın hesabına para geçirdiğini, davalı kendisine duyulan güveni ve verilen görevi kötüye kullanarak yetkisini tasfiye halindeki şirkete ait banka hesabındaki paraları diğer ortağa ödeyerek görevi kötüye kullanma suçunu işlediğini, davalının aynı zamanda tasfiye halindeki şirkette çalışan muhasebeci olarak tasfiye kararının alınmasındaki en büyük sebep olan diğer ortağın borçlarını ödeyememesi ve şirkete karşı edimlerini yerine getirememesi olduğunu çok iyi bilen biri olduğunu, yine görevini kötüye kullanarak ve davacının zarara uğramasını göz önüne alarak, bankadan çektiği meblağı aynı gün diğer ortağa verdiğini, diğer ortak ...'ın aldığı iş bu tutarları BVS Bosphorus Turizm A.Ş.'nin borçlarını ödemek yerine başka ödemelerde kullanarak şirketin alacaklılarını mağdur ettiklerini, davalı tarafın bankadan para çektiği gün diğer ortağın şirkete parayı gönderdiğini, diğer ortağın hesabından da kendi iradeleri doğrultusunda paranın akıbetinin ne olduğunun belirsiz olduğunu, tasfiye halinde olan şirketin ve şirket ortağı olan davacının daha fazla zarar görmemesi adına dava sonuçlanıncaya kadar davalının tasfiye memurluğu görevinin tedbiren sonlandırılmasına, tasfiye halindeki şirketin tüm banka hesaplarına tedbir konulmasına, tasfiye halindeki BVS Bosphorus Turizm A.Ş'ne tedbiren kayyım atanmasına, davalının tasfiye memurluğu görevinin iptaline, açılan davanın kabulü ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın ileri sürmüş olduğu beyan ve taleplerin tamamının mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, davalının tasfiye halinde BVS Bosphorus Turizm İşl. Tic. A.Ş' ye 13.09.2020 günlü genel kurul kararı ile tasfiye memuru olarak atandığını, davalının 13.09.2020 tarihli tasfiye kararı ile 'Tasfiye Halinde BVS Bosphorus' isimli şirketin tek imzaya yetkili haline geldiğini, davalının genel kurul kararı tescil edildikten sonra (16.09.2020 tescil ve ilan tarihi) 18.09.2020 günü itibariyle şirkete ait banka hesaplarının bulunduğu bankaları şahsen dolaşarak imza yetkilisinin artık kendisinin olduğunu artık eski yetkililerin işlem tesis etme hususunda yetkisinin bulunmadığını bildirdiğini, davalının tasfiye memuru olarak görev yaptığı şirketin alacak ve borçlarına ilişkin işlem yapmak, borçlarının ödenmesini sağlamak, alacaklarının tahsilini sağlamak en tabi yetkisi olduğunu, şirket ortağı ...'ın şirkete borç olarak verdiği ve tasfiye tarihi itibariyle şirketten tahsil edemediği 1.000.000,00 TL civarındaki alacağının 17.000 euro ve 298.500,00 TL'lik kısmının ödendiğini, davalının tasfiye memuru olarak görev yaptığı şirket adresi ile davacının ortağı bulunduğu Koç Turizm İşl. A.Ş'nin adresi aynı olmakla birlikte Koç A.Ş. muhasebe müdürü ... isimli şahsın davalıya 13.09.2020 tarihinde mail atarak şirkete ilişkin defterlerin ve mali verilerin teslim alınmasını bildirdiğini, ancak 16.10.2020 günü adrese gidilerek evraklar talep edildiğinde Koç A.Ş. yönetim kurulu başkanı ... ... ...'ın kardeşi ... ... ilgili evrakların Adana'da olduğunu söyleyerek mali kayıtları müvekkilinden kaçırdığını, ilgili belgeler temin edilemediği için 2020/9. dönem beyannamelerinin verilemediğini, davacı ...'ın ortağı olduğu Koç Org. Turizm İşl. A.Ş. lehine eski yetkilisi olduğu BVS Bosphorus'u hukuka aykırı olarak gerçek dışı faturalarla borçlandırıldığını, usulsüz olarak kesilen faturaların ekte sunulu olduğunu, davalı tarafından 200477508 sayılı başvuru ile Cimer'e şikayette bulunulduğunu ve vergi dairesine gerekli bildirimlerin yapıldığını, defter ve belgelerin karşı tarafa noter kanalıyla ihtarname gönderilmesine rağmen halen teslim edilmediğini, açıklanan nedenlerle ve resen nazara alınacak hususlardan dolayı haksız ve mesnetsiz olarak ikame edilmiş huzurdaki davanın reddine, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi heyet raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 537 nci maddesine göre tasfiye memuru ancak haklı sebeplerin varlığı ispat olunduğu takdirde mahkeme kararı ile görevden alınabilir. Davalının dava dışı şirkete 13.09.2020 tarihli genel kurul kararı ile aksi karar alınana kadar tasfiye memuru olarak atandığı, bilindiği üzere şirket tasfiyeye girmekle; şirket yetkileri tasfiye amacıyla sınırlandırılır ve kar elde etme amacı pasifleşeceğinden mahkemece 27.02.2023 tarihli bilirkişi heyet raporu yasal mevzuata uygun ve denetime elverişli bulunduğu, bu raporda tespit edildiği üzere; davalı tasfiye memurunun; tasfiye halindeki dava dışı şirketin banka hesaplarından dava dışı şirket ortağı ...'a 23.09.2020 ile 30.09.2020 tarihleri arasında toplamda 17.000 euro ve 315.500,00 TL ödeme yaptığı 6102 sayılı Kanun'un 540 ıncı maddesi gereğince envanter ve bilanço düzenlemesi yapılmadığının tespit edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 542/1-c maddesi gereğince şirket borçlarının şirket varlığından fazla olup olmadığı beklenilmeden tasfiye memuru tarafından sadece bir alacaklıya ödeme yapılmasının tasfiye memurunun görevden alınması için haklı sebep teşkil ettiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın şirketin yönetim ve temsiline ilişkin değil, tasfiye memurunun görevini gereği gibi yerine getirip getirmediği noktasında toplandığı, her ne kadar davacı taraf şirkete kayyım atanması talebini ileri sürmüş ise de, şirketin yönetimi ve temsili hususunda bir ihtilaf bulunmadığı gibi, bilirkişi raporunda da dava dışı şirkete kayyım atanmasını gerektirir bir durum bulunmadığının tespit edildiği, Bölge Adliye Mahkemesi ilamında da; şirkette yönetim boşluğu bulunmadığından kayyım atanmasına gerek olmadığı, davacının davasını terditli olarak ikame ettiğinden diğer talebi incelenmiş olup, TTK hükümleri gereğince tasfiye memurunun görevden alınması için haklı sebep bulunduğu gerekçesiyle, davacının tasfiye memurunun görevden alınması davasının kabulü ile 6102 sayılı Kanun'un 537 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı nedenle tasfiye memuru ...'in azline, tasfiye halindeki BVS Bosphorus Turizm A.Ş.'ne tasfiye memuru olarak SMMM ...'in atanmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava dışı şirketin tasfiye sürecine girdiği, şirketin tasfiyesini tamamlamak adına genel kurul tarafından tasfiye memuru görevlendirildiği, şirkete kayyım atanmasının şirketin yönetim ve temsilinde yaşanan uyuşmazlıklarda gündeme gelen bir tedbir olup, şirketin tasfiyeye girmiş olması şirketin yönetim ve temsilinde görev alan yönetim kurulu ve genel kurulun görev ve yetkilerini, tasfiye memurlarınca yapılan işlemlerle sınırlandırılmakta olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın şirketin yönetim ve temsiline ilişkin olmayıp davalı tasfiye memurunun görevini hukuka uygun yerine getirip getirmediğine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesi tarafından dava dışı şirkette yönetim boşluğu bulunmayıp, kayyım atanması için gereken yasal şartların mevcut bulunmadığı yönündeki kabul yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava dışı Tasfiye Halinde BVS Bosphorus Turizm İşl. Tic. A.Ş yönünden tasfiye memurunun haklı sebeple azli, yeni bir tasfiye memuru atanması ve şirket yönünden kayyım tayini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 537 inci maddesinin ikinci fıkrası, 540 ıncı maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5088, K. 2024/6888, T. 30.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-5088-e-2024-6888-k-b087f4ceb79e