Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4357 E. 2024/6696 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4357
- Karar No
- 2024/6696
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1117 Esas, 2022/1836 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/91 E., 2020/37 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... ve abisi ...'ın 24.04.1992 yılında davalı şirketi kurduklarını, müvekkilinin şirketteki hissesinin %5 olduğunu, söz konusu şirketin ağırlıklı olarak inşaat mühendisi olan ...'ın sevk ve yönetiminde faaliyet gösterdiğini, son yıllarda müvekkili ile abisinin arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle müvekkilinin söz konusu şirketle ilgisinin kalmadığını, müvekkilinin şirketin faaliyetleri, vergisel edimlerini yerine getirip getirmediği hususlarında bilgisinin olmadığını, aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle müvekkilinin söz konusu şirkete de gidemediğini, bilgi alamadığını, müvekkilinin hukuki ya da ticari yararının kalmadığını, vergisel bir sorumlulukla karşılaşmamak için müvekkilinin söz konusu şirket ortaklığından ayrılmak istediğini, aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle şirket hissesinin diğer ortaklar tarafından devredilmesi ile şirket ortaklığından ayrılamadığını, müvekkilinin ayrılmak için herhangi bir kâr payı ya da tazminat talebinin de bulunmadığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın kabulü ile müvekkilinin davalı ... Mühendislik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'deki %5 ortaklığından haklı nedenlerle çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 08.09.2017 tarihli beyan dilekçesi ile şirket ortağı olan ...'ın davaya dahil edilmesini, talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacının kardeş olduklarını, 1992 yılında ortak hisseli olarak kurdukları şirketi işlerini müvekkili ...'ın takip ettiğini, 2009 yılının sonuna kadar ortak hisseli oldukları şirkette davacının eşi ... ...'ın üzerine vergi kaydı yaptırarak daha kârlı işleri bu şirketi üzerinden aldığı ve olası bir borçlanmaya karşılık kendini güvenceye almak için hissesini %5'e çektiğini, alınan kararla 2009 yılı sonunda şirketin ticari faaliyetlerine son verilerek şirket merkezinin kapatıldığını, iş yerindeki malzemelerin bir kısmının davacının eşi ... ...'ın iş yerine, bir kısmının da tanıdıkları olan ... ...'ye ait fabrika deposuna taşındığını, 2011 yılında çıkarılan af kapsamında müvekkilinin başvuru yaparak şirketin borç dökümlerini çıkartarak yapılandırma başvurusu yaptığını, Vergi Dairelerine, SGK ve BAĞ-KUR'a olan borçlar yapılandırma kapsamında müvekkili tarafından karşılandığını, müvekkili tarafından yapılandırma kapsamında toplam 146.033,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödenen miktara yapılandırma öncesi yapılan ödemelerin dahil olmadığını, davacının şirket hakkında bilgi alamadığı ve tüm faaliyetlerin müvekkili tarafından gerçekleştirildiği iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin tüm borçlarını ödediğini, şirketin re'sen tasfiye işlemlerini beklediğini, gerekli harçlar yatırarak tasfiye işlemlerini davacının yapmak istemesi durumunda bu durumun değerlendirilebileceğini ancak bu aşamada açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı ortak ... her ne kadar haklı sebebe dayalı şirket ortaklığından çıkma talebini şirketin diğer ortağı ve müdürü olan davalı ...'a yöneltmiş ise de şirketten çıkmaya izin verilmesi talepli davada husumetin münhasıran şirkete yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olup, diğer ortaklara husumet yöneltilemeyeceği, davacının şirketten çıkmasına ilişkin haklı sebebini ortaya koyan delil gösterilmediği, davalı şirket müdürünün şirketin faaliyeti olmadığı halde kendisini bu konuda bilgilendirmediğini, ailevi sebepler nedeniyle bir araya gelemediklerini, aralarında ... duygusunun kalmadığını belirttiği, yaptırılan kolluk araştırmasında davalı şirketin 7-8 yıldır sicilde kayıtlı adresinde faaliyetinin olmadığının tespit edildiği, dinlenen davalı tanıklarının şirketin 2009 yılında fiilen faaliyetine son verildiğini, şirket adresinde bulunan malzemelerin davacının bilgisi dahilinde bir depoya taşındığını beyan ettikleri, davacının da şirketin o tarihte adresinin kapatılarak şirkete ait eşyaların bir depoya taşınması işleminde hazır bulunduğunu ifade ettiği, SGK İl Müdürlüğünden ve Vergi Dairesi Müdürlüğünden getirtilen kayıtlara göre davalı şirketin borçları yapılandırıldığı, hali hazırda herhangi vergi veya prim borcunun bulunmadığı, dava konusu şirketin tasfiyesi konusunda tarafların herhangi bir girişimde bulunmadıkları, ortaklar kurulu tarafından şirketin feshine karar verilmediği, ortaklar tarafından şirketin haklı sebeple feshi davasının açılmadığı, şirketin müdürü olan diğer davalı ...'ın şirket borçlarını yapılandırılıp ödenmesini sağladığı, şirketin fiiliyatta faaliyetinin sonlandığı zaman adresinden taşınma işlemi sırasında davacının da konudan bilgi sahibi olduğunun kendi beyanları ile doğrulandığı, davacı şirket hesaplarını ve işlerini kontrol edemediğini ileri sürmüş ise de; 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesi gereği müdürün şirket işleri ve hesapları hakkında bilgi vermemesi halinde ortağın şirket genel kuruluna başvurması, genel kurulun karar vermemesi halinde de mahkemeden karar alınabileceği gözetildiğinde davacının bilgi almak için genel kurula ya da mahkemeye başvurduğu yönünde bir iddiada bulunmadığından, davacının, şirketin faaliyetinin olmadığını veya olamayacağını ileri sürerek şirketin feshi için dava açma imkanına sahip olduğundan 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği davacının ortaklığının sona ermesine ilişkin bir haklı sebep gösteremediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamına göre davacı ile davalı ...'ın kardeş oldukları, davalı şirkette davacının %5, davalı ...'ın ise %95 hissesi bulunduğu, şirket müdürünün davalı ... olduğu, şirketin 2009 yılından beri gayri faal olduğu, davacı ile davalı ...'ın aralarında küslük bulunduğu, davacının çıkma payı istemeden şirketten çıkmasına izin verilmesini talep ettiği, davacının davasını şirketi hasım göstererek açtığı, ilk derece mahkemesince davacıya şirketin diğer ortağı olan ...'ı davaya dahil etmek üzere kesin süre verildiği, bunun üzerine davacı tarafından davalı ...'ın davaya dahil edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesi uyarınca her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği, şirket ortaklığından çıkmaya izin davasında husumetin şirkete yönetilmesinin yeterli olduğu, şirket ortaklarına husumet düşmediği, bu nedenle, davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin ve kendisini vekille temsil ettirdiği için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı, davacının şirketten çıkmaya izin verilmesi talebi ile ilgili olarak haklı sebeplerin varlığını ve bu haklı sebeplere kendisinin sebebiyet vermediğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket ortaklığından haklı sebeplerle çıkma talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 638 inci maddesi 3. Değerlendirme 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekili, dava dilekçesinde ... Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.yi hasım göstermek suretiyle dava açmış olup, davalı ... ise mahkemece verilen ara kararlar uyarınca davaya dahil edilmiş, yapılan yargılama sonunda davalı ...'ın pasif husumet ehliyetinin olmadığından bahisle dava bu kişi yönünden reddedilerek davalı ... lehine vekâlet ücretine takdir edilmişse de, davacının dava dilekçesinde adı geçen davalıyı hasım göstermediği, bu davalının kendisini vekille temsil ettirmesini gerektirecek bir iddianın da davacı tarafından ileri sürülmediği gözetilerek davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken aksi yönde verilen karar doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “Davalı ... tarafından yapılan 2,20 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine” ibaresinin ve (6) numaralı bentte yer alan "Davalı ... vekili yararına AAÜT'ne göre 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine" ibaresinin hükümden çıkarılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.