Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/3782 E. 2023/7639 K. – İşletme Hakkı

Konu: İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3782
Karar No
2023/7639
Karar Tarihi
Konu
İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen Alacak

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/337 Esas, 2022/477 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/934 E., 2019/765 K. Taraflar arasındaki işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi (İHDS) imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde meydana gelen elektrik çarpması nedeniyle üçüncü kişi tarafından uğranılan zararın tazmini talebi ile açılan tazminat davasının kabulüne ilişkin verilen kararın icra takibine konulması sonucu müvekkilinin ödeme yaptığını belirterek şimdilik 1.520.539,40 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, devre esas bilanço düzenlemesi ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, dava konusu edilen rücu talebine konu ödemelerin 2005, 2006, 2007 yıllarında yapılarak gerek davacı şirketin gerekse müvekkilinin bilançosuna yansımış olmasına bağlı olarak müvekkili tarafından yapılmış bir ödeme anlamına geleceğini, rücu talebinin kabulü halinde müvekkilinin mükerrer ödeme yapmasının söz konusu olacağını, müvekkilinden talepte bulunulmasının, ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesine aykırı olduğunu, hisse devir tarihi öncesinde tamamlanan dosyaların bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini, hisse devri yapılmadan ödeme yapıldığından hisse devir tarihi itibarıyla ortada üçüncü kişi alacağıyla ilgili bir uyuşmazlık kalmadığını, ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesi ve İHDS'nin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkiline ihbarda bulunulmadığını, müvekkilinin davaya ve icra takibine ilişkin masraflar, giderler, vekalet ücreti ve faizden sorumlu olmadığını, ödeme tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya dayanak kesinleşmiş ilama konu maddi ve manevi tazminat talebine esas olan elektrik çarpması nedeniyle cismani zararın gerçekleştiği 22.03.1998 tarihi ve 20.02.2001 dava tarihinin taraflar arasındaki İHDS tarihinden önce olduğu, sözleşme hükümleri gereğince davacının somut olayın özelliğine göre davalıya ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı, İHDS 7 nci maddesi uyarınca dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen her türlü iş ve işlemlerin bütün sorumluluğunun davalıya ait olduğu, bilirkişi ek raporu ile davacının yaptığı 1.519.224,58 TL ödemeden davalının sorumlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1.519.224,58 TL'nin 13.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesi ve İHDS'nin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, devre esas bilanço düzenlemesi ile geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, taraflarca takip edilen dosyalara ilişkin hazırlanan listelerde rücu davasına konu dosyanın yer almadığını, rücu davasına konu kararda geçen alacak türünün müvekkiline bırakılan alacaklardan olmadığını, somut olayda sözleşmede belirtilen üçüncü kişi koşulunun gerçekleşmediğini, ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinin İHDS hükümlerine aykırı olduğunu, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, aksi durumda dahi müvekkilinin sadece mahkeme kararında yer alan miktardan sorumlu olacağını, rücuya dayanak ilamın takibe konulmasında davacının kusurunun bulunduğunu, borcu gecikmeksizin ödemediğini, talebe dayanak davada alacağın yasal faiz ile birlikte hüküm altına alındığını, müvekkili aleyhine hükmedilen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinde de hata bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı ... tarafından 22.03.1998 tarihinde binanın çok yakınından geçen yüksek gerilimden çarpılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebi ile davacı aleyhine açılan davada yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın icra takibine konulması nedeniyle davacının icra dosyasına 13.12.2010 tarihinde 1.520.539,40 TL ödediği, davacı tarafından yapılan ödemenin İHDS'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayandığı, rücuen alacağa dayanak olan Sultanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki davanın davacısı olan ... bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkının bulunduğu, rücuen alacağa dayanak davanın da dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğünün de bulunmadığı, bu nedenle davacının icra dosyasına ödediği tüm bedelin rücuen tahsilini davalıdan talep edebileceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf istemlerinin yerinde görülmediği, zamanaşımına ilişkin istinaf itirazı yönünden ise; alacak taraflar arasında imzalanan İHDS'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığından bu yöndeki itirazında yerinde görülmediği, öte yandan Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesi gereğince Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İHDS'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazının da yerinde görülmediği, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebileceği, İlk Derece Mahkemesinin kararında ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizliğinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının İHDS hükümlerine istinaden davalıya karşı rücuan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 125 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklı rücuen alacak istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz aşamasında sunulan 17.12.2022 tarihli dilekçe ile rücuen alacak isteminin dayanağı olan Sultanbeyli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/393 E. sayılı dosyasında kusuru tespit edilen ve kusur oranları kesinleşen davalı şirket dışındaki diğer sorumlular aleyhine yukarıda zikredilen dava dışında ayrı bir davanın açıldığı, kesinleşen bu dava neticesinde de diğer sorumlulardan kusur oranına isabet eden miktarın tahsil edildiği bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece davacı vekili tarafından sunulan 17.12.2022 tarihli dilekçe ile dosyadaki tüm belgeler birlikte değerlendirilmek suretiyle davacıya ödenen tazminat olup olmadığı belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3782, K. 2023/7639, T. 25.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-3782-e-2023-7639-k-2ab6cd2236c8