Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2013/3884 E. 2013/15252 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/3884
- Karar No
- 2013/15252
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.04.2012 tarih ve 2011/917-2012/739 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkil şirkete sigortalı bulunan iş yerinde raf çökmesi sonucu üretim amaçlı stoklanmış malların bir bölümünün hasarlandığını, hasar bedelinin 6.517,14 TL'sinin 21/04/2008 tarihinde ibraname karşılığında sigortalıya ödendiğini, davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının borca itiraz ederek takibin durmasını sağladığını ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, %40 dan az olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, itirazın iptali davasının bir yıl dolduktan sonra açıldığını, dava dışı sigortalı şirket ile müvekkili şirket arasındaki anlaşmaya göre istifleme raf ve ranzalarının imalinin yapıldığını ve yapılan imalatın BMC yetkilileri tarafından kontrol edilerek iş teslimi yapıldığını, meydana gelen hasarda müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin dava dilekçesinde ve delil listesinde bilirkişi incelemesini delil olarak göstermediği, mevcut deliller dikkate alındığında meydana gelen hasarın neden kaynaklandığının tespit edilemediği, raflarda arıza ya da üretim hatasının bulunup bulunmadığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava sigorta rücu davası niteliğinde olup uyuşmazlığın çözümü davalı tarafından imal ve montajı yapıldığı anlaşılan imalatın ayıplı olup olmadığının saptanması ile mümkündür. HUMK’nın 275. maddesi ve HMK’nın 266. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği hallerde bilirkişinin rey ve mütalaasının alınması gerekir. Somut uyuşmazlık, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel bilgi ve tecrübe ile çözülebilecek nitelikte olmayıp hakim gerektiğinde resen dahi bilirkişi incelemesi yaptırabilir Nitekim davacı vekili de, 26.04.2012 tarihli celsede, dava dilekçesinde belirtilen diğer delillerin toplandığını bildirerek bilirkişi incelemesi talebinde bulunmuş, davalı tarafça da bu hususa açıkça karşı konulmamıştır. Tüm bu durumlar muvacehesinde, mahkemece gerektiğinde keşif yapılarak bilirkişi görüşü alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.