Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/6770 E. 2012/8839 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/6770
- Karar No
- 2012/8839
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/06/2009 gün ve 2009/6-2009/361 sayılı kararı onayan Daire’nin 17/11/2011 gün ve 2009/13567-2011/15318 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacılar vekili, davacılardan Bulcon Navigation Bulgare'nin davalıya ait meyve suyu konsantresini gemi ile konteynerler içinde taşımayı üstlendiğini, davalının meyve suyu bidonlarını tahsis edilen konteynerlere kötü istif etmesi ve kalitesiz olması nedeniyle taşıma sırasında dökülüp konteyner ve geminin hasarlandığını, davacı sigorta şirketinin bu hasar nedeniyle 13.000 USD ödediğini, 600 USD hasar bedelinin davacı sigortalı üzerinde kaldığını, davacı taşıyanın ayrıca geminin temizlenmesi için 62.895,59 DM harcama yaptığını belirterek, bu tutarların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemizce onanmış, davalı vekilinin karar düzeltme istemi neticesinde onama ilamı kaldırılarak hükmün davalı yararına bozulmasından sonra mahkemece görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın da bozulması üzerine bozma ilamına uyan mahkemece yapılan yargılama sonunda, ilk olarak verilen davanın kabulü kararının Yargıtay'ca onanması sonrasında davalı tarafından davacılara ödeme yapıldığı ve icra takibinin feragatle kapatıldığı, ödemede herhangi bir ihtirazi kaydın yer almadığı, haricen ödenen borç nedeniyle davanın konusu kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm Dairemizce onanmıştır. Davalı vekili bu kez karar düzeltme istemiştir. Dava, deniz taşıma sözleşmesinden doğan zararın tahsili istemine ilişkindir. 15/05/2003 tarihinde verilen davanın kısmen kabulüne dair mahkeme kararı 22.07.2003 tarihinde Beyoğlu 1. İcra Müdürlüğü'nün 2003/3766 sayılı dosyasında ilamların icrası yoluyla takibe konulmuş, davalı vekili hükmü temyiz ederken icra dosyasına teminat mektubu sunarak mehil vesikası almış ve 10.10.2003 tarihli Dairemiz yürütmeyi durdurma kararını da takip dosyasına sunarak icra takibini durdurmuştur. Davalı vekilinin temyizi üzerine, mahkemenin davanın kısmen kabulü kararı Dairemizce 15.06.2004 tarihli ilamla onanmış, onama ilamı davacılar vekiline 14.07.2004 tarihinde davalı vekiline 03.11.2004 tarihinde tebliğ edilmiş, 17.08.2004 tarihinde davacı-alacaklı vekili icra dosyasına yazılı beyanda bulunarak icraya konan mahkeme ilamının onandığını belirtip dosya borcunun sulhen ödendiğini beyanla, icra dosyasındaki alacaktan feragat ettiklerini ve teminat mektubu aslının da borçlu davalı vekiline iadesine muvafakat ettiklerini beyan etmiş, İcra Müdürlüğü de bu beyanın altına harç miktarını hesaplayarak harcı tahsil etmiş ve davalı - borçlu vekili de aynı gün teminat mektubunun aslını teslim almıştır. Ayrıca, davacılar vekilinin aynı gün davalıya dosyada mübrez, ibraname başlıklı belgeyi imzalayıp verdiği de anlaşılmıştır. Davalı vekili 11.11.2004 tarihinde, onama ilamına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuş, Dairemizin 08.04.2005 tarihli ilamı ile, karar düzeltme istemi kabul edilerek, onama kararı kaldırılarak, mahkeme kararı, raporlar arasındaki çelişkinin giderilerek kusur oranının net olarak saptanması yönünden davalı lehine bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulup talimatla bilirkişi heyeti raporu alındıktan sonra 25.06.2009 tarihinde, ibraname, icra dosyasındaki beyan, borcun nakden haricen ihtirazi kayıtsız ödenmesi, feragate yönelik beyana karşı bir beyan ve kayıt konulmaması hususları değerlendirilerek, haricen borç ödendiğinden davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm Dairemizce 17.11.2011 tarihli ilamla onanmıştır. Davacılar vekilinin davanın kısmen kabulü kararını ilamlı icra takibine koyması üzerine davalı vekili temyiz etmiş ve teminat mektubu karşılığında yürütmenin durdurulması kararı alıp icra dosyasına sunmuştur. Kararın 15.06.2004 tarihinde onanması üzerine, davacılar vekilinin, davalı şirketi arayarak, alacağı icra dosyasından tahsil etmek için işlem yapacaklarını bildirdiği, ancak; teminat mektuplarının nakde çevrilmesi ticari şirketlerin itibarlarını zedelediği için, diledikleri taktirde icra dosyasındaki teminat mektubunu geri alarak borcu nakden yatırabileceklerini beyan ettiği, davacılar vekilinin 10.11.2005 havale tarihli dilekçesinde belirtilmiştir. Bunun üzerine davalı vekilinin 03.08.2004 tarihli ve muteakip faxları gönderdiği de bu dilekçeden anlaşılmıştır. Davalı vekilinin davacı vekiline hitaben yazdığı fax mesajları, ilamın icrasında DM'den Euro'ya hesap yapılırken alınan parite oranındaki hata, vekalet ücretindeki hata, faiz hesabındaki hatalarla ilgili olduğu gibi, özellikle de borcun haricen ödenip de icra takibinden davacılar vekili feragat ederse yatıracakları harcın daha az olabileceği teklifini içeren ve ödeyecekleri miktarı ve harcı en aza indirme gayretini gösteren beyanlardır. Bu fax mesajları ilama karşı karar düzeltme yoluna gidilmeyeceğini, borcu kabul ettiklerini, sulh olduklarını içeren mesajlar olmadığı gibi, bu mesajlar bütünüyle değerlendirildiğinde davacılar vekilinin hükmün onanması nedeniyle icraya devam edeceklerine dair beyanı üzerine, icra tehdidi altında, ticari itibarlarının zedelenmemesi için, teminat mektubunun nakde çevrilmesini önlemek amacıyla, nakden-haricen en az miktar ödeyebilmek ve harcı da en az üstlenebilmek gayretiyle çekilen fax mesajları olduğu anlaşılmaktadır. Bu mesajlardan sonra davalı vekilinin haricen ödeme yaptığı ve davacılar vekilinden 17.08.2004 tarihli ibranameyi aldığı, davacılar vekilinin de 17.08.2004 tarihinde İcra müdürlüğünde borcun sulhen ödendiğini beyan ederek, icra takibinden feragat edip, teminat mektubunun davalı vekiline iadesine muvafakat ettiği, davalı vekilinin de icra dosyasına hesaplanan harcı ödeyerek teminat mektubunu geri aldığı sabittir. Davacılar vekilinin 17.08.2004 tarihli ibranamede ve icra dosyası zaptında tek taraflı olarak, sulhden söz etmiş olması, tarafların asıl uyuşmazlık konusunda da sulh oldukları anlamına gelen bir beyan değil, aksine icra dosyasındaki ödenmesi gereken borç miktarında haricen nakden ödeme konusunda uzlaşıp sulh oldukları beyanıdır, yoksa bu davanın konusu olan uyuşmazlığı sona erdirdiklerine dair iki taraf vekilinin de imzasını içeren bir sulh sözleşmesi değildir. Davayı sona erdiren bir sulh'un olması için davanın taraflarının birlikte imzaladıkları ve hangi konularda uyuştuklarına dair beyanlarını içeren usulüne uygun bir yazılı sulh sözleşmesi olmalıdır. Davayı sona erdirmesi için de her iki tarafça imzalı sulh sözleşmesinin dosyaya sunulup taraflarca doğrulanması veya sulhe ilişkin iki taraf beyanının zapta geçirilmesi gerekir. Dosyada ve icra takibinde bu şekilde bir sulh sözleşmesi veya iki tarafın imzalı beyanı yoktur. Davalı vekilinin, davacı vekilinin icra dosyasındaki beyanı üzerine teminat mektubu aslını geri alması da, tarafların usulüne uygun sulh oldukları anlamına gelmeyip, icra takibindeki borcun haricen ödenmesi üzerine davacı-alacaklı vekilinin icra dosyasındaki borçla ilgili sulh oldukları anlamını içeren sulh ve takipten feragata ilişkin beyanına karşı davalı-borçlu vekilinin herhangi bir ihtirazi kayıt koymasına gerek yoktur. Takip dosyası henüz yasal yolları tüketilmeyen, ancak onanan bir mahkeme kararına ilişkindir ve icra tehdidi altında borcu ödemek zorunda kalan borçlu vekilinin ibraname almaktan ve teminat mektubunu geri almaktan başkaca yapacağı bir işlem bulunmamaktadır. Bu nedenlerle mahkemenin, davalı-borçlu vekilinin ihtirazi kayıt koymadan teminat mektubunu aldığı ve feragate karşı bir beyanda bulunmadığı gerekçesi yerinde değildir, takipten feragat kabule de bağlı değildir. Ayrıca davanın tarafları arasında birbirlerine verdikleri belgelerin, yazılı beyanların içeriğine verilecek anlamları belirlerken, tarafların iradelerine bakmak ve ona göre yorum yapmak gerekir. 17.08.2004 tarihli ibraname ve beyanlardan, öncesindeki fax mesajlarından sonra davalı borçlu vekili 11.11.2004 tarihinde, karar düzeltme isteminde bulunmuş, davacılar vekili 06.12.2004 havale tarihli karar düzeltmeye cevap dilekçesinde davanın konusu olan uyuşmazlık ve gerçek borç miktarında sulh olduklarını ileri sürmemiş, 08.04.2005 tarihli bozma ilamından sonra 27.10.2005 günlü celsede de beyanda bulunup, direnme kararı verilmesini talep etmiş, davalı vekilinin, icra tehdidi altında yaptıkları ödemenin geri alınabilmesini teminen ihtiyati tedbir talep etmesi üzerine verdiği 10.11.2005 havale tarihli beyan dilekçesinde ihtiyati tedbir talebinin reddini isteyerek, derdest yargılamada davalı lehine bir karar çıkıncaya kadar kendilerinden talep edebilecek bir alacak bulunmadığını, yargılamada davalı lehine bir karar ittihaz olunduğu taktirde İİK 72. maddesi uyarınca, icra tehdidi altında ödediği bir paranın istirdadını istemesinin mümkün olduğunu, bu taktirde davalının ödediğini geri alma konusunda endişesi olmaması gerektiğini, zira davacının büyük filoya sahip bir donatan olduğunu beyan ederek, taraflar arasındaki ödemenin icra tehdidi altında bir ödeme olduğunu ve feragat ve sulh beyanlarındaki iradenin de icra dosyasındaki ödemeye ilişkin olup yargılamanın esasıyla ilgili bir irade beyanı olmadığını göstermiştir. Bozmaya uyulduktan sonra mahkemenin bilirkişi heyetinden rapor almasına da herhangi bir itiraz olmamış, bilirkişi raporu döndükten sonra rapora karşı beyan ve itirazlarını içeren 01.11.2006 havale tarihli dilekçesinde rızai ve harici nakden ödeme nedeniyle davanın konusuz kaldığı beyanında bulunarak buna göre karar verilmesini talep etmiştir. Dosyanın geçirdiği bu aşamalar da nazara alındığında, davanın konusuz kaldığına dair kararın usul ve Yasaya aykırı olduğu, mahkemenin uyduğu bozma ilamı doğrultusunda yargılama yaparak uyuşmazlığın esası yönünden bir karar vermesi, bu nedenle mahkeme kararının bozulması gerektiği anlaşılmış, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 17.11.2011 tarihli onama ilamının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin HUMK'nun 442. maddesi uyarınca kabulü ile, Dairemizin 17.11.2011 tarih ve 2009/13567 Esas, 2011/15318 Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılarak yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 24/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.