Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/4858 E. 2012/6048 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/4858
- Karar No
- 2012/6048
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Hasımsız olarak görülen davada Bartın Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/02/2012 tarih ve 2012/97-2012/222 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili 27/01/2012 tarihli dava dilekçesi ile, müvekkilinin..... Gıda ve Petrol Ürünleri Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti.’nden alacaklarına karşılık olarak aldığı Türkiye İş Bankası Bartın Şubesi’ne ait 30/01/2012 tarih ve 14.000,00 TL bedelli çekin bilinmeyen bir şekilde kaybolduğunu, müvekkilinin çekin yetkili hamili olduğunu ileri sürerek, öncelikle çekin ödenmemesi için ihtiyati tedbir konulmasını ve sonuçta iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 HMK’nun 2. maddesinde "dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." hükmünün yer aldığı, açılan davanın malvarlığı hakkına ilişkin dava niteliğinde olduğu, kıymetli evrakın iptali davasına sulh hukuk mahkemesinde bakılacağına dair aksine bir düzenlemenin de bulunmadığı, esasen “mahkeme” tabirinden de asliye hukuk mahkemesinin anlaşılması gerektiği gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, başvuru halinde dava dosyasının yetkili ve görevli mahkeme olan Bartın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. İstem, kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptaline ilişkindir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nun 383. maddesinde çekişmesiz yargı işleri ile ilgili olarak “aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece” sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Bu bağlamda konuya yaklaşıldığında, TTK’nun 563 vd. maddelerinde düzenlenen kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptaline ilişkin davaların gerek 1086 sayılı Kanun’un yürürlükte kaldığı süreçteki yargısal uygulama ve gerekse de 6100 sayılı HMK’nun 383/2-e/6 maddesi uyarınca ticaret hukukuna dahil çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu açıktır. Bu nedenle, ilk bakışta, bu nitelikteki davaların da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülebilecektir. Ancak bu nitelikteki davalar ve/veya HMK’da tercih edilmiş tanımıyla işlerin, aynı zamanda TTK’nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca ticari dava ve/veya iş niteliğinde bulunduğu da kuşkusuzdur. TTK’nun 4 ve 5. maddesinin özel nitelikte birer usul hükmü niteliğinde bulundukları düşünüldüğünde, bu davalar ve esasen ticaret hukukuna dahil ve mahkemece görülecek olan çekişmesiz yargı işlerinin tümü bakımından görevli mahkemenin tayininde, HMK’nun 383. maddesinde belirtilen hükmün aksine ve özel bir düzenlemenin var olduğu; bu durumda TTK’nun 5. maddesinin başlığı ile birlikte nazara alındığında, ticaret hukukunda yer alan çekişmesiz yargı işleri bakımından asıl görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu, ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerler bakımından ise asliye hukuk mahkemesinin görevli kabul edilmesi gerektiği açıktır. Nitekim, 6100 sayılı HMK ile aynı tarihte kabul edilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesinde bu tür işlerde ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun belirtilmiş olması da yasakoyucunun iradesinin bu yorum yönünde gerçekleşmiş olduğunun göstergesidir. Tüm bu nedenlerle, yerel mahkemenin yukarıda belirtilen hususlar dışında gerekçelere dayalı olarak görevsizlik kararı vermiş olması yerinde değilse de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddiyle sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.