Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/16916 E. 2013/15541 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/16916
Karar No
2013/15541
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/07/2012 tarih ve 2011/494-2012/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı bankanın... Şubesi'ne 10.12.1999 tarihinde 40.820.00 USD, 01/12/1999 tarihinde 50.000 DEM yatırdığını, davacının, banka personelinin yanlış yönlendirmesi sonucunda hataya düşerek tasarrufunu off-shore hesabında değerlendirdiği, davalı bankanın yönetimine ... tarafından el konulduğu, bu nedenle müvekkilinin parasını tahsil edemediğini, davalı bankanın sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek, yatırmış olduğu mevduatların, vade tarihinden itibaren dövize uygulanan en yüksek mevduat faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ve ihbar olunan vekili, davalı banka ile off shore bankasının farklı tüzel kişilikler olduğunu, aralarında organik bağ bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, BK'nun 31. maddesindeki hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının daha fazla faiz getirisi sebebiyle kendi iradesi ile off shore bankasını tercih etmiş olup sorumluluğun kendisine ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile 40.820,00 USD nin 10/12/1999 dan itibaren, 25.564,59 EURO'nun 01/12/1999 dan itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmak suretiyle davalı yandan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir.Yürürlükten kaldırılan HUMK’nın 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir.Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Somut olayda mahkemece verilen kararın başlık bölümünde davalı sadece INGBANK olarak gösterilmiş, gerekçe bölümünde davalı ve borcu üstlenen TMSF dan tahsil edilmesine karar verilmiş, sonuç bölümünün 1. bendinde davalıdan tahsiline karar verilmişken, bu kez ücreti vekalet ve masraflara ilişkin 3. ve 4. bentlerde ise davalı INGBANK dan tahsiline denilmekle beraber parantez içinde TMSF denilmek suretiyle çelişkili bir durum yaratılmıştır.Mahkemece hükmedilen alacağın hangi davalıdan tahsil edileceği infazda tereddüte yol açacak nitelikte karar verilmiştir. Bu nedenle kararın infazda tereddüt oluşturmayacak hüküm verilmek üzere bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile mahkemece verilen kararın BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz istemlerinin incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, 12/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/16916, K. 2013/15541, T. 12.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2012-16916-e-2013-15541-k-3fe46cb42e41