Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/10157 E. 2013/11333 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/10157
- Karar No
- 2013/11333
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA BİRLEŞEN DAVA : ... 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2011/472 ESAS Taraflar arasında görülen davada ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.01.2012 tarih ve 2011/317-2012/18 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili asıl ve birleşen davada, müvekkilerinin pay sahibi oldukları davalı şirketin iki murakıbından biri tarafından, şirket yönetim kurulu üyelerinin karar alamamaları nedeniyle, şirket merkezi dışında Armada İş Merkezi'nde olağan genel kurul toplantısının yapılacağının bildirildiğini, murakıp davetini gerektiren haklı ve makul bir nedenin bulunmadığını, denetçi raporu ve bilançonun toplantı sırasında ibraz edilmesi nedeniyle incelenemediğinden bahisle müvekkillerinin toplatının ertelenmesine yönelik taleplerinin denetçinin yaptığı oylama ile reddedildiğini, şirket merkezi dışında bir avukatlık bürosunda toplantının yapılmasının ana sözleşmenin 22. maddesine aykırı olduğunu, EPDK Yönetmeliği'nin 10/4-d maddesine göre tüzel kişinin ikametgah adresi dışındaki ana sözleşme değişikliklerinde kurumun görüşünün alınması gerektiği halde bu görüşün alınmadığını ileri sürerek, 06.07.2011 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının uygulanmasının tedbiren durdurulması ve iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, şirket yönetim kurulu üyelerinin karar alamaması sebebiyle denetçinin tek başına şirketi olağan genel kurul toplantısına çağırdığını, genel kurul toplantısının şirket ana sözleşmesinin 10/j maddesine uygun bir yerde yapıldığını, dava konusu genel kurul toplantısının usul ve yasaya uygun şekilde yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı TTK'nın 355. maddesine göre, Yönetim Kurulunun ihmalinin, zaruri sebep olarak görmenin mümkün olduğu, somut olay yönünden denetçinin davalı şirketi genel kurul toplantısına çağırmasında bir usulsüzlük bulunmadığı; ilke olarak birden çok denetçi bulunduğu taktirde bunların beraber hareket etmeleri gerekmekte ise de, mecburi ve müstacel hallerde denetçilerden birinin genel kurulu toplantıya çağırabilmesinin mümkün olduğu, somut olayda bir denetçi tarafından yapılan çağrı yönünden açıkça kanun hükümlerine bir aykırılık söz konusu olmayıp, davalı şirketin tüm ortaklarının yapılan genel kurula katılmış olması nedeniyle herhangi bir hak kaybı sözkosunu olmadığından çağrıdaki yetki gasbı iddiasının, genel kurulda alınan kararların iptalini gerektiren bir sebep olarak değerlendirilemeyeceği; toplantı ilanında açıkça belirtilmek şartıyla şirket merkezinin bulunduğu mülki idare sınırları içerisinde başka bir yerde toplantı yapılmasının mümkün olduğu, davalı şirketin tüm ortaklarının yapılan genel kurula katılmış olması nedeniyle salt bu husustaki eksiklik iddiasına dayalı iptal isteminin yerinde olmadığı; ilke olarak azınlığın TTK'nın 377. maddeye göre bilanço görüşmelerinin ertelenmesini talep etmeleri halinde, bilanço ve bağlı maddelerinin görüşülmesinin ertelenmesi zorunlu ise de, bu zorunluluğa uyulmayarak kararlar alınması halinde alınan bu kararlar yok hükmünde olmayıp, iptali kabil kararlardan olduğu; TTK'nın 381. maddesine göre; şirket genel kuruluna katılan ortağın, bu genel kurulda alınan kararlara karşı iptal davası açabilmesi için, iptalini istediği karara karşı ret oyu kullanmış olması ve karardan sonra keyfiyeti tutanağa yazdırmasının zorunlu olmasına karşın ret oyu kullanan davacılarca alınan karara karşı muhalif kalındığının tutanağa geçirilmediğinden iptal davası açma koşulunu yerine getirmedikleri; ana sözleşme hükümlerinde yapılacak değişiklikler konusunda EPDK'nin uygun görüşünün genel kuruldan önce mi yoksa sonra mı alınacağı konusunda Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 10/4-d maddesinde bir düzenlemenin bulunmadığından, bu onay alınmadan genel kurul yapılarak ana sözleşme hükmünün değiştirilmesinin alınan kararın yok hükmünde olmasını gerektirmeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 27,45 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılardan alınmasına, 31.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.