Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/9982 E. 2012/20507 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/9982
Karar No
2012/20507
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.05.2011 tarih ve 2010/108-2011/305 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, taraflar ile dava dışı Mehmet İnceayan'ın Seçkin Gıda Maddeleri Tic. ve San. A.Ş'nin yönetim kurulu üyesi olduklarını, şirketin bu üyelerden herhangi ikisinin müşterek imzaları ile temsil ve ilzam olunduğunu, söz konusu şirketin 2002 yılında fiilen faaliyetlerine son verdiğini, bu şirketin vergi ve sigorta borçlarından şirket temsilcilerinin şahsen sorumlu bulunduklarını, SSK'nın da bu nedenle müvekkillerine yöneldiğini ve müvekkilleri tarafından şirketin borçlarının ödendiğini, davalının hissesi oranında bu borçtan sorumlu olduğunu, buna rağmen anılan alacağın tahsili için başlatılan takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı şirketi temsile yetkili olmadığını, dolayısıyla kamu borçlarından da sorumlu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı ile birlikte ortak oldukları Seçkin Gıda Maddeleri Tic. ve San. A.Ş'nin borçlarını haricen ödedikleri, hissesine düşen miktarda davalıdan ödedikleri paranın rücuen tahsilini talep ettikleri, her ne kadar davacılar tarafından söz konusu şirketin borcu ödenmiş ise de bu borcun tüzel kişiliği devam eden şirkete ait olduğu, bu nedenle dava konusu alacağın ancak şirketten istenebileceği, davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalının yönetim kurulu üyesi olduğu anonim şirketin SSK prim borcunun, bu borcun tahsili için SSK tarafından başlatılan takip sonunda müvekkillerince ödendiğini ileri sürerek, davalının payına isabet eden kısmın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiştir. VUK’nun 10. maddesi tüzel kişilere düşen vergisel yükümlülüklerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilmesini öngörmektedir. Maddenin 2. fıkrasına göre, temsilcilerin bu ödevi yerine getirmemeleri nedeniyle yükümlünün malvarlığından tamamen ya da kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, yasal temsilcilerin malvarlıklarından alınır. 2 Haziran 1995 tarih ve 22301 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan çeşitli vergi yasalarında değişiklik yapan 4108 sayılı Kanun ile 6183 sayılı AATUHK’a eklenen mükerrer 35. madde ile bu sorumluluk, vergi dışındaki kamu yükümlülüklerini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Temsilcilerin kamu borçlarından sorumluluğu ikinci derecededir. Kamu idaresi, sorumlu yönetim kurulu üyelerine başvurmadan önce ortaklık tüzel kişisini takip etmekle yükümlüdür. Yönetim kurulu üyeleri ancak, anonim ortaklığın malvarlığından alınamayan alacaklar için takip edilebilir ( POROY, TEKİNALP, ÇAMOĞLU Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku,11. Basım, syf. 364, 366). Bu itibarla SSK prim borcunun öncelikle dava dışı Seçkin Gıda Maddeleri Tic. ve San. A.Ş’nin malvarlığından tahsil edilmeye çalışılması, şirket malvarlığından tahsil edilememesi halinde yönetim kurulu üyelerinin malvarlığından tahsil edilmesi gerekir. Bu itibarla, mahkemece SSK tarafından dava dışı şirket aleyhine takip yapılıp yapılmadığının, takip yapıldı ise şirketten herhangi bir tahsilatın gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması, şayet şirket aleyhine yapılan takibin neticesiz kalması sonucu yönetim kurulu üyesi davacılar tarafından ödeme yapıldığının anlaşılması halinde davacıların da alacaklarını öncelikle şirketten talep etmeleri gerektiğinin gözetilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın husumetten reddi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9982, K. 2012/20507, T. 12.12.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2011-9982-e-2012-20507-k-c91b2474c10f