Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/2842 E. 2012/11495 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/2842
- Karar No
- 2012/11495
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Samsun(Kapatılan) 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.12.2010 tarih ve 2010/832-2010/1314 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline nakliyat emtia sigorta sözleşmesi ile sigortalı emtianın davalı tarafından taşınması sırasında aracın kaza yapması sonucu hasarlandığını, 4.620,70 TL hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, şimdilik 4.620,70 TL’nın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya sigortalı emtianın davalı tarafından taşınması sırasında hasarlandığı, hasar bedelinin 12.057,40 TL olduğunun belirlendiği, davacı tarafından kısmi dava açılması ile alacağın tamamının çekişmeli olduğu, bu nedenle davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, talep halinde dosyanın asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, nakliyat emtia sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Yukarıda yazılı özetten de anlaşılacağı üzere dava TTK’nun 1301. maddesinde düzenlenen halefiyet ilkesine göre açılmış bir tazminat davası olması nedeniyle, sigortacı, sigortalısına yapmış olduğu ödeme miktarı ile sınırlı olarak halefiyet hakkını kazanmış olup, sigortalısına yapılan ödemeden daha fazlasını isteyemez. Bu itibarla, dava dilekçesinde fazlaya dair hakların saklı tutulması ve bilirkişi tarafından hasar bedelinin daha fazla belirlenmesinin sonuca bir etkisinin bulunmadığı gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.