Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/2788 E. 2012/10251 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/2788
Karar No
2012/10251
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/10/2010 tarih ve 2010/594-2010/1170 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 30.12.2005 tarihinde müvekkilinin Münih'ten İzmir’e dönmek üzere Oger Türk'e ait uçağa bindiğini, bagajını teslim ettiğini ve bagaj fişlerini de almasına rağmen varış yerinde müvekkiline ait iki bagajının bulunamadığını, kayıp olan eşyalardan Havaş'ın sorumlu olduğunu ileri sürerek, 1.848,42 TL’nın olay tarihinden en yüksek banka mevduatı üzerinden davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın görev, yetki, husumet yönünden itirazda bulunarak, esas yönünden davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın açıldığı Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.01.2010 tarihli 2009/2521 esas, 2010/142 sayılı yetkisizlik kararı ile dosyanın geldiği, yetkisizlik kararının 27.05.2010 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin gönderme dilekçesi vermediği, davalı vekilinin talebi üzerine dosyanın gönderildiği, ancak HMUK’nun 193/2. maddesine göre görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine sadece davacı tarafın gönderme talep edebileceği gerekçesiyle HUMK’nun 193/son maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte olan HUMK’nun 193. maddesi hükümleri uyarınca yetkisizlik kararının taraf vekillerine tebliği ile temyiz süresinin sona ererek kesinleşmesinden itibaren 10 günlük süre içinde yargılamanın devamı için davacının karşı tarafa yetkili mahkemede tebligat yaptırmasının zorunlu olduğu hükme bağlanması karşısında, davalıya da bu yönde bir hak tanınmalıdır. Davacı, yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde yetkili mahkemeye başvurmazsa, sonuç olarak davasını takipten vazgeçmiş olmaktadır. Oysa, davacı davalının rızası olmadan davasını takipten vazgeçemez. Davacının 10 gün içinde yetkili mahkemeye başvurmayarak takip etmekten vazgeçmek istediği bir davayı, devam ettirmek hakkı davalıya da tanınmazsa, o taktirde davanın açılmamış sayılması, dolayısıyla davanın takibinden vazgeçilmesi yalnız davacının isteğine bırakılmış olur ki, bu sonuç HUMK’nun 185/1. madde hükmüne aykırı düşer. (Bkz.Prof.Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1979, Cilt 1, 4.Baskı, Sh.232 vd.) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.03.1969 tarih ve 1/633-183 sayılı kararı da bu yöndedir. Öte yandan, aynı Kanun’un 409. maddesi hükmüne göre davayı yenilemek hakkı davalıya da tanınmış iken, 193. maddenin lafzi yorumu, yasanın maddeleri arasındaki bütünlük ile de bağdaşmaz. Davalıya davayı devam ettirme hakkı bu madde yönünden de tanınarak, davanın esastan reddi sonucuna kavuşma olanağının davalıya verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu durumda, davalı vekilinin süresinde verdiği tahrik dilekçesi üzerine, davaya bakılmak gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2788, K. 2012/10251, T. 11.06.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2011-2788-e-2012-10251-k-59081fe5ab49