Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2011/13026 E. 2011/16627 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/13026
- Karar No
- 2011/16627
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/09/2009 gün ve 2009/108-2009/308 sayılı kararı onayan Daire’nin 27.06.2011 gün ve 2010/444 - 2011/7770 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, Federal Almanya Cumhuriyeti Bochum Asliye Hukuk Mahkemesinin 3 O 343/06 numaralı dosyasında 20.04.2007 tarihli davalı aleyhine verilen alacak davasına ilişkin kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğini ileri sürerek, tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tenfizi istenen kararın müvekkiline tebliğ edilmediğini, savunma hakkının kısıtlandığını, Türkiye'de aynı şekilde açılan davaların reddedildiğini, kararın Türk kamu düzenine aykırı olduğunu, Türk Hukukunun uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, yabancı mahkeme kararına konu teşkil eden hususun Türk mahkemelerinde de çekişme konusu olduğu ve TTK'nun 405/2. maddesi gereği davaların reddedildiği, bu durum karşısında tenfize konu edilen yabancı mahkeme kararının Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çeliştiğinden kamu düzenine aykırı olduğu, ayrıca 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayri Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesine Türkiye ve Almanya'nın taraf olduğu, Lahey sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden birinin de doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin olup, bu yönteme sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmanın mümkün olduğu, bu durumda MÖHUK'nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, tenfiz şartları oluşmayan davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce gerekçe değiştirilmek suretiyle onanmıştır. Davacı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 08.12.201 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.