Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/4834 E. 2011/15900 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/4834
Karar No
2011/15900
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/01/2010 tarih ve 2009/502-2010/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı ile davalıların limited şirket ortağı olduklarını, 25.08.2005 tarihli sözleşme ile şirketin tasfiyesi ve şirkete ait taşınmazın müvekkiline satılması hususunda anlaştıklarını, bu taşınmazın sözleşme kapsamında davalılara tapu ile devredilen evin satış bedeli bakiyesi olan 20.000,00 TL'nin karşılığı olduğunu, şirketin tasfiyesi için ortaklar kurulunca karar alınarak bu hususun karar defterine işlendiğini, tasfiye memuru seçilerek tasfiye kararının 09.01.2006 tarihinde ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, ancak davalıların sözleşme kapsamında şirkete ait taşınmazın müvekkiline satılması hususunda karar defterini imzalamaktan, satış işlemini ve tasfiye için gerekli işlemleri yapmaktan imtina ettiklerini belirterek, şirketin tasfiyesine ve sözleşme kapsamında şirkete ait taşınmazın müvekkiline intikaline karar verilmesini ve sözleşmedeki edimlerini yerine getirmeyen davalılardan sözleşme kapsamında 60.000,00 TL tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,şirketin tasfiyesine karar verilmiş olduğu hususunun doğru olduğunu ancak tasfiye aşamasının halen devam ettiğini, davacının şirketin yeniden tasfiyesini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığını, sözleşme kapsamında tasfiye sonuçlanmadan ve davalıların hisselerine düşecek pay belli olmadan, sözleşme hükümlerine uyulmadığı gerekçesiyle tazminat talep edilemeyeceğini, sözleşmede şirkete ait taşınmazın davacıya devredileceği hususunda bir hüküm bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, davacının ve davalıların ortağı oldukları şirketin 13.12.2005 tarih 2005/1 sayılı kararı ile şirketin fesih ve tasfiyesi için oybirliği ile karar alındığı, kararın ticaret siciline tescil edildiği, şirketin halen tasfiye halinde bulunduğu, bu nedenle davacının fesih ve tasfiye talepli dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, tasfiye devam ettiğinden sözleşmedeki cezai koşulun oluşup oluşmadığının incelenemeyeceği, şirkete ait taşınmazın davacıya satışı ve devrine ilişkin tüm ortakların imzası olan bir kararın bulunmadığı, taşınmaz devir sözleşmelerinin resmi şekilde yapılması gerektiği, TTK m.520 kapsamında yazılı, noter tasdikli ortaklar arasında yapılmış bir devir sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,25 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4834, K. 2011/15900, T. 25.11.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2010-4834-e-2011-15900-k-b47b1387f54f