Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/2511 E. 2012/11354 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/2511
Karar No
2012/11354
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/04/2009 tarih ve 2008/386-2009/201 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, Müflis İmar Bankası A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26/06/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Almanya’da çalışarak biriktirdiği paraları gurbetçiler için Türk gazetelerinde verdiği Dövize Yüksek Faiz başlıklı ilanına aldanarak İmar Bankası'na yatırdığını ve hesap cüzdanı aldığını, bankanın 03.07.2003 tarihli kararla ...’ye devredildiğini, ayrıca BDDK tarafından Off Shorre’ye para yatıranlara paranın ödenmeyeceğinin belirtildiğini, oysa ki müvekkilinin parayı Off Shore’ye değil bankaya yatırdığını, cüzdan üzerine Off Shore yazılmasının müvekkilinin talimatı dışında olduğunu, davalı banka yanında bu bankanın ve İmar Bank Off Shore Ltd’nin hakim ortağı olan ...’ın da doğan zarardan sorumlu olduğunu, ayrıca BDDK çalışanı İmar Bankası A.Ş yönetim kurulu üyesi ve daha sonra Müflis İmar Bankası A.Ş Genel Müdürü olan ... ve temsil ettiği BDDK’nın da zarardan sorumlu olduğunu, ...’nin de el koyarak müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek İmar Bank Off Shore Ltd adlı bankanın dava tarihinde bankacılık izninin ve hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını ve bu nedenle bu bankadan paranın tahsil edilmesinin mümkün olmadığının ve paranın İmar Bankası A.Ş. bünyesinde bulunduğunun ve Off Shore’ye aktarılmadığının tespitine, 109.520,75 Euro karşılığı olan 210.104,61 TL’nin davalılardan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BDDK vekili, öncelikle kurum aleyhine açılacak davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddine talep etmiştir. Davalı ... vekili, kendisinin el konulmadan önce bankaya BDDK tarafından yasa gereği yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, daha sonra genel müdürlük ve yönetim kurulu üyeliğine getirildiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini zira, 4389 sayılı Bankalar Yasası’nın değişik 24/6 md gereğince BDDK tarafından atanan görevlilere dava açılamayacağını, yine 5411 sayılı yasanın 127/5 maddesi uyarınca müvekkili hakkında soruşturma izninin verilmesinin ilgili bakana ait olduğunu ve haklarında dava açılamayacağının belirtildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. ... vekili, müvekkilinin Bankalar Yasası’ndan kaynaklanan yetkileri gereğince İmar Bankası’na el koyduğunu, ayrıca idari işlem olması nedeniyle davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Müflis Türk İmar Bankası T.A.Ş iflas idaresi vekili, davacının iflas masasına alacağı için başvurduğunu, İİK 235. md belirtilen 15 günlük sürenin geçtiğini, İmar Bankası Off Shorre’nin ayrı bir tüzel kişilik olduğunu ve husumetin ona yöneltilmesi gerektiğini, davacının talimatı ile işlemlerin yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. ..., davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, BDDK’nın işlemlerinin idari yargı yoluna tabi olduğu ve işlemleri denetlemenin mahkemenin görevi dışında kaldığı, davalı ...’nin ise bankaya el koymakla beraber ayrı bir yönetim atadığı ve daha sonra bankanın iflas ettiği anlaşılmakla ...’ye husumet yöneltilemeyeceği, müflis İmar Bankası A.Ş ile ... ve ... hakkında açılan davaların da banka ortaklarının ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu yasada düzenlenmiş olduğu gibi TTK’da da sermaye ile sınırlı sorumluluk ilkesi olduğunu ve öncelikle şirkete husumet yöneltilmesi gerektiği bunun yanında banka aleyhine açılan davanın ise öncelikle alacağın Off Shorre’den tahsili yoluna gidilmesi ve bunun için tüm yasal yolların tüketilmesinden sonra bankaya husumet yöneltilmesi gerektiği, ayrıca davacının dava dilekçesinin sonuç kısmının 1. ve 2. maddesindeki hususların tek başına tespit davası olarak ileri sürülmesinin olanaklı olmadığı, açılacak bir eda davası ile ileri sürülebilecek konular olduğu gerekçesiyle Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu hakkında açılan davada mahkemenin görevsizliğine ... hakkında davanın husumet nedeniyle reddine, müflis T.İmar Bankası T.A.Ş., ..., ... hakkında açılan davanın ise erken açılmış dava olması nedeniyle reddine, Off Shore hakkında eda davası açılması gerekir iken tespit davası açıldığından ... hakkında açılan davanın da reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili, Müflis İmar Bankası A.Ş. vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin ..., BDDK davalı ...’a yönelik tüm temyiz itirazları ile, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın iflasına karar verildiği ve ikinci alacaklar toplantısının yapıldığı (İİK.194) ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davaya kayıt kabul davası olarak bakılmak gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. 3-Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin parasını gerçekte davalı ... A.Ş’ye yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar dahil off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin meydana gelen zararından sorumlu olduğunu, davalı ...’ın ise, bu bankanın yöneticisi bulunduğunu, TTK’nun 336. maddesi uyarınca sorumluluğunun olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, aralarında davalı ...’ın da bulunduğu davalı ... A.Ş’nin yöneticileri hakkında davalı ... Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu bildirmiştir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı ... ile diğer davalı ... yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği açıktır. Bu durum karşısında, davalı ... ile davalı ... A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/son maddeleri uyarınca ...’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. 4-Davalılardan ..., Müflis İmar Bankası A.Ş.’ne BDDK tarafından el konulmasından sonra yönetim kurulu üyesi olarak, daha sonra bankanın 03.07.2003 tarihinde ...’ye devri üzerine ... tarafından yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak atanan bir kamu görevlisidir. Davalının atandığı ve görev yaptığı dönemde yürürlükte olan 4389 sayılı Bankalar Kanunun 24/6. maddesi ve halen yürürlükte olan 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 127/4-5. maddesi “… kurul veya fon tarafından atanan yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri aleyhine görevlerinin ifası sebebiyle açılmış bulunan davalar da atamayı yapan ilgili mercii olan kurum veya fon aleyhine açılmış sayılır ve bu davalarda da husumet ilgili kuruma yöneltilir.” hükmüne haizdir. Bu itibarla mahkemece davalı ...’nın hukuki durumunun açıklanan maddeler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılar ..., BDDK ve davalı ...’a yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin Müflis İmar Bankası A.Ş. yönünden yaptığı temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ... yönünden yaptığı temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900.00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılar Müflis İmar Bankası ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalı ...'a iadesine, 28/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2511, K. 2012/11354, T. 28.06.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2010-2511-e-2012-11354-k-b912080e3828