Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/6995 E. 2011/332 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/6995
Karar No
2011/332
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.02.2009 tarih ve 2008/45 - 2009/95 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunan dairenin, davalıya ait daireden su sızması sonucu hasar gördüğünü, yapılan inceleme sonucu tespit edilen hasarın dava dışı sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.807 TL'nın 19.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, sigortalı dairede meydana gelen hasarın kendisine ait daireden kaynaklanmadığını, zemin katta bulunan dairenin logardan ve atık su borularından aldığı su sebebiyle hasar gördüğünü, istenen meblağın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda davacının sigorta ettiği dairede meydana gelen hasarın, bir üst kattaki davalıya ait daireden sızan sulardan kaynaklandığının ve hasar miktarının belirtildiği, bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle 3.931,50 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. HUMK'nun 388. maddesi hükmüne göre mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Yine Anayasa’nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da, HUMK'nun 428. maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HUMK'nun 388. maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, denetime elverişli değildir. O halde, gerekçesiz şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6995, K. 2011/332, T. 18.01.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2009-6995-e-2011-332-k-0f5c2e12d813