Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/5719 E. 2011/5152 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/5719
Karar No
2011/5152
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.10.2008 tarih ve 2005/190 - 2008/460 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.04.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili firmanın Balıkesir bayisi tarafından toplam 181.891,95 YTL tutarındaki sağlık araç ve gereçlerinden oluşan malzemelerin davalı firmanın Balıkesir şubesine Ankara’ya gönderilmek üzere teslim edildiğini, anılan malzemelerin 12.04.2005 tarihinde müvekkili firmanın elinde olması gerekirken davalı firma tarafından teslimatın yapılamadığını, müvekkili tarafından dava konusu malzemelerin teslim edilmesi, bunun sağlanamaması durumunda malzemelerin toplam bedeli olan 181.891,95 YTL’nın müvekkili firmaya ödenmesi için ihtarda bulunulduğunu, ancak davalı tarafın çektiği cevabi ihtarnamede taşıma konusu eşyanın niteliğinden ihtarname ile bilgi sahibi olduklarını, eşyanın niteliğinin bildirilmediğini, bu nedenle fatura bedelinin 5 katı tutarında tazminat ödenebileceğini belirtmiş olup, davalının iddialarının yerinde olmadığını, davalı firmanın müvekkili firmanın hangi işi yaptığını ve gönderilenin nelerden oluştuğunu bilebilecek konumda olduğunu, davalı firma ile sürekli olarak çalışıldığından koli içeriğinin bilinmediği iddiasının doğru bulunmadığını, taşıma sözleşmesine konulan taşıyanın sorumluğunu hafifleten veya ortadan kaldıran hükümlerin geçersiz olduğunu ileri sürerek, öncelikle taşınmak üzere davalı firmaya teslim edilen sağlık araç ve gereçlerinin aynen teslimi, bunun mümkün olmaması halinde ise kaybolan malların değerinin 181.000,00 YTL olduğu göz önünde tutularak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 YTL maddi tazminatın ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, yargılama sırasında yapılan ıslah ile de toplam 71.097,28 YTL maddi tazminatın gönderilen ihtarname tarihi dikkate alınarak ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, göndericinin koliyi teslim ederken içeriği, cins, miktar, mahiyeti ve değeri hakkında herhangi bir beyanda bulunmadığını, yine aynı şekilde gönderilenin ticari emtia olduğuna dair herhangi bir beyanın da yapılmadığını, koli muhtevasının değerinin bilinmiş olması halinde müvekkilinin bu değerdeki eşyayı taşımak için ek şartlar talep edeceğini, taşıma ücretinin 10 YTL oluşu bile koli muhteviyatının mahiyet ve değerinin müvekkiline bildirilmediğinin açık bir kanıtı olduğunu, TTK’nun 786/2. maddesi uyarınca taşıyıcının kendisine teslim olunurken beyan edilmeyen kıymetli eşyanın hasar ve zıyaından sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen 21.02.2008 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı firmanın kargosuna dava konusu eşyaların teslim edildiği, ancak teslim olunan bu eşyaların cins, nitelik ve değeri hususunda herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, davaya konu kaybolan emtianın toplam değerinin 88.871,60 YTL olarak belirlendiği, bu değerdeki emtianın ekonomik ve sosyal koşullar dikkate alındığında TTK’nun 786/2. maddesi uyarınca kıymetli eşya olarak kabul edilmesi gerektiği, anılan madde uyarınca taşıyıcının kendisine teslim edilirken beyan edilmemiş olan kıymetli eşyanın hasar ve zıyaından kural olarak sorumlu olmadığı, ancak TTK’nun 786/3. maddesi uyarınca ziya ve hasarın taşıyıcının ağır kusur veya hilesinden doğmuş olması halinde kendisine teslim olunurken kıymetli olduğu hususunda beyanda bulunulmamış eşyadan dahi taşıyıcının sorumlu olduğu, somut olayda davalı taşıyıcının taşınan koli üzerine konulması gereken kargo faturasını sehven unutması, gönderici ile alıcıya ait bilgilerin belirsiz olması ve bu sebeple kolinin varış yerinde kaybolmasına sebebiyet vermesi nedeniyle önlem alma ödevlerine karşı tam bir kayıtsızlık hali ve basiretsiz bir davranış içerisinde bulunduğundan %80 oranında ağır kusurlu olduğu, bu kusur oranına tekabül eden 71.097,28 YTL tazminattan sorumlu olduğu gerekçesiyle aynen teslimin fiilen olanaksız olması ve davacının ıslah talebi de gözetilerek açılan alacak davasının kabulü ile, 71.097,28 YTL tazminatın 5.000,00 YTL kısmı için 25.05.2005 dava tarihinden, ıslah edilen 66.097,28 YTL kısmı için 29.04.2005 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlar üzerinden yürütülecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davaya konu taşıma sırasında kaybolan eşyanın TTK’nun 786/2. maddesi anlamında kıymetli eşya niteliğinde olmadığı, bu durumda taşınmak üzere aldığı eşyayı alıcısına eksiksiz ve hasarsız bir şekilde teslim ile yükümlü olan davalı taşıyıcı yükün kaybolması nedeniyle varma yerindeki kıymetinin tamamını ödemekle yükümlü olup, benimsenen bilirkişi raporunda kaybolan eşyaların değerinin yasaya uygun şekilde tespit edilmesi karşısında taşıyıcının kaybolan yük için tespit edilen bedelin tamamından sorumlu bulunmasına rağmen yazılı şekilde kusur paylaşımı yapılarak tazminata hükmedilmesi doğru değilse de temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmadığı gibi, taraflar tacir olup, aralarında taşıma akdinin bulunmasına ve bu akitten doğan uyuşmazlıkların TTK’nun 4/1. maddesi uyarınca mutlak ticari dava olmasına göre davacının istediği tazminata 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca avans faizi oranları uygulanmak suretiyle tahsilini istemesi mümkün iken davacının avans faizi oranlarından daha düşük olan reeskont faizini istemiş olmasına ve mahkemece de buna göre karar verilmiş olmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.263,30 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5719, K. 2011/5152, T. 28.04.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2009-5719-e-2011-5152-k-d69f9f94cac2