Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/1181 E. 2010/12971 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/1181
Karar No
2010/12971
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.03.2008 tarih ve 2007/159 - 2008/107 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin içinde bulunduğu Yimpaş Grubu'nun 1990 yılından itibaren Almanya başta olmak üzere birçok ülkede garanti verilerek binlerce insandan mevduat toplandığını, müvekkilinin 23.11.2000 tarihinde 70.000.DM (44.738.04.Euro) karşılığı 80.530.00 YTL karşılığında hisse senedi ile ortak olduğunu, parasını dilediği zaman alabileceği garantisinin verildiğini, müvekkiline herhangi bir faiz ve para ödemesi yapılmadığını ileri sürerek müvekkili tarafından yatırılan 44.738.04 Euro (70.000 DM) karşılığı 80.530.00 YTL'nın talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette 140 adet hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2. maddesi uyarınca sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, ... davalı olarak gösterilmiş ise de davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini ifsad eden bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğundan davalı şirket hakkında açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler. Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline bir adet hisse talep formu imzalatılarak toplam (70.000) DM. ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu talep formu davalı ... AŞ. unvanını taşımakta olup, devredenin Yimpaş A.Ş., devredilen hisse adedinin (140), hisse bedelinin (500) DM., toplam hisse bedelinin (70.000) DM. olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ile bir başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzaların davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bir bilgiye yer verilmemiştir. Davalılar vekili, davacının ortak olduğunu kabul ederek, davacının Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’nde de (50.000) TL. nominal bedelli toplam (140) adet hissesinin bulunduğunu bildirmiştir. Takasbank kayıtlarına göre ise davacının Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’nde (140) adet hissesi bulunmaktadır. Davacı vekili, müvekkili Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’nde ortak iken, işbu davada sadece Yimpaş Holding A.Ş.’ne husumet yöneltmiş, mahkeme tarafından da dosyada bulunan belgelere ve yazılara rağmen davacının Yimpaş Holding A.Ş’nin ortağı olduğu kabul edilmiştir. Oysa, bu türden bir uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için davacının tüm taleplerini ortak olarak gözüktüğü diğer şirkete de yöneltmesi, anılan şirketin de işbu davaya karşı savunmalarının tespit edilmesi ve araştırmaların, aynı grup şirketlerinden olan Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş. defter ve kayıtları üzerinde yapılması gerekmektedir. Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır. Bu durum karşısında mahkemece, davacı vekiline Yimpaş İhtiyaç Maddeleri A.Ş.’ne karşı dava açıp işbu dava ile birleştirmesi için süre verilmesi ile konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1181, K. 2010/12971, T. 15.12.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2009-1181-e-2010-12971-k-d5a5b30a5498