Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2009/10145 E. 2011/2866 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/10145
- Karar No
- 2011/2866
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.12.2008 tarih ve 2006/722-2008/681 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davacılardan ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı gerçek kişilerin davalılardan şirketin ortağı olduklarını, 08.09.2006 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların azınlık haklarını korumadığını, usulsüz kredi alınarak şirketin zarar ettirildiğini, şirketi zarara uğratan yönetim kuruluna maaş verilemeyeceğini, davalı yönetim kurulu üyelerinin masrafları şişirdiklerini, genel kurul yapılmadan önce defterleri incelemelerinin engellendiğini, birbirine akraba olanların yönetim kurulu ibrasında oy kullandıklarını ve davalıların şirkete zarar verdiklerini ileri sürerek, yönetim ve denetim kurulunun ibrasına ilişkin genel kurul kararlarının iptaline, şirket yönetim ve denetim kurulunun seçimine ilişkin kararların iptaline, şirkete kayyım atanmasına, davalı yöneticilerin şirkete verdiği zararın tespiti ile davalı şirkete verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, genel kurulda alınan kararlara ret oyu veren davacılar, muhalif kaldıklarını toplantı tutanağına yazdırmadıklarından, genel kurulun iptaline ilişkin istemlerden ibra dışındakilerin reddine karar verilmesi gerektiği, yapılan harcamaların davalı şirketin otel işletmesi yararına olduğu, şirket yöneticilerinin şirketi iyi yönetmedikleri iddiasının kanıtlanmadığı, genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davanın sadece şirkete yöneltilebileceği, şirket yöneticileri ibraya ilişkin kararda kendi lehlerine oy kullanmaları nedeniyle alınan bu karar batıl ise de davacı tarafın yönetici ve denetçilerin kendi ibralarında oy kullandıkları iddiasıyla değil, akraba olan kişilerin birbirini ibra ettikleri iddiasıyla bu davayı açtıklarına göre davacı tarafın ileri sürmediği nedene dayalı olarak iptal kararı verilemeyeceği ve şirket ortakları akraba kişilerden oluştuğundan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sırf hısım olmalarının birbirleri için oy kullanmalarına engel olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili ve davacılardan ... vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekili ve davacılardan ... vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptaline ilişkindir. Yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın da iptali istenilmiştir. TTK’nun 374/2. madde hükmü karşısında, yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ve birbirlerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir. Somut olayda, yönetim kurulu üyeleri, kendilerinin ve birbirlerinin ibra oylamasına katılmışlar ve olumlu oy kullanmışlardır. TTK'nun 374. madde hükmü buyurucu niteliktedir. Bu şekilde alınan genel kurul kararına karşı iptal davası açan ortaklar, muhalefet şerhlerini tutanağa yazdırmamış olsalar bile, ibraya ilişkin genel kurul kararının iptalini isteyebilirler. Somut olayda, davalı şirketin 280.000 hissesinin bulunduğu, yönetim kurulunun 119.812 red oyuna karşılık 160.188 oyla ibra edildikleri, 160.188 oyun içerisinde yönetim kurulu üyelerinin hisse toplamının 110.032 olduğu, yönetim kurulu üyelerinin hisseleri çıkartıldığında geriye 50.136 hisse ile ibra edildikleri, ibraya yönelik hisse nazara alındığında çoğunluk hissenin ibra edilmeme yönünde olduğunun kabulü gerektiği, kaldı ki, bilirkişi heyetinin de bu yönde kanaat belirttiği anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece, iptali istenen genel kurulun yönetim kurulunun ibrasına ilişkin maddesinin yukarıda yapılan açıklamalar ışığında iptaline karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. 3-Öte yandan, dava dilekçesi ile şirkete kayyım atanması istenmiş olmasına rağmen, bu konuda hiçbir gerekçe gösterilmeksizin red kararı verilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ve davacılardan ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.