Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/11403 E. 2010/2586 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2008/11403
Karar No
2010/2586
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.03.2008 tarih ve 2006/717-2008/92 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin emlak komisyonculuğu yaptığını, davalının kiraladığı taşınmaz için aracılık hizmeti verdiğini, ancak hizmet bedelinin 197.518 YTL olduğu halde davalı tarafından kısmi ödeme yapıldığını, bakiye 124.855 YTL alacağın ödenmediğini ileri sürerek, anılan bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yapılan hizmet bedelinin davacıya tam olarak ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yapılan yazılı sözleşmenin ücret konusunda tadil edildiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, bu durumda davacının davalıdan 82.080 YTL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, anılan bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, taşınmaz tellallık sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Somut olayda, taraf arasında 15.02.2002 tarihli tellallık sözleşmesinin yapıldığı ve bu sözleşmede kiralanacak taşınmazlarda yıllık kira bedelinin %6 oranında komisyon ödeneceği, davalı bankanın kiraladığı iş merkezinin davacı tarafından temin edildiği ve davalı tarafından komisyon bedeli olarak 94.400 YTL ödeme yapıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık komisyon alacağı miktarına ilişkin olup, davacı taraf 15.02.2002 tarihli yazılı sözleşmede belirlenen hesaplamaya göre komisyon alacağının 197.518 YTL olduğunu, davalı taraf ise 15.02.2002 tarihli yazılı sözleşmenin davacı ile anlaşma yapılarak tadil edildiğini, buna göre tarafların 94.400 YTL bedel üzerinde anlaştığını, davacının bu bedel üzerinden düzenlediği faturanın ödendiğini savunmuştur. Gerçekten de davacı tarafından düzenlenen 7.8.2006 tarihli 94.400 YTL bedelli faturada “hizmet bedeli, İstanbul ili….. parseldeki taşınmazın kiralanması” cümlesi yer almakta olup, faturada gösterilen bedelin kısmi bedel olduğuna veya bir kısmın saklı tutulduğuna ilişkin bir ibare yer almamaktadır. BK.404/3. maddesi hükmüne göre gayrimenkul tellallığı adi yazılı şekilde yapılmadıkça muteber olmaz. Yasanın bu hükmü emredici niteliktedir. Tellallık sözleşmesi için ön görülen yazılı şekil isbat değil, geçerlilik şartıdır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde ise faturanın, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari belge olduğu açıklanmış olup, buna göre taraflar arasındaki 15.2.2002 tarihli tellallık sözleşmesi davacı tarafından düzenlenen fatura ile bedel yönünden değiştirilmiştir. Zira, yukarıda yazılı yasa metninden de anlaşılacağı gibi fatura yazılı bir belge olup, düzenleyen bakımından içeriği bağlayıcıdır. Basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda bulunan davacının şayet faturadaki bedel kısmi ise bunu açıkça faturaya yazması gerekirdi. Bunu düzenlediği faturada açıklamayan ve davalı tarafından faturada belirtilen miktara ilişkin yapılan ödemeyi ihtirazı kayıtsız kabul eden davacının düzenlemiş olduğu fatura ile yazılı olan sözleşmeyi bedel yönünden tadil ettiğinin kabulü gerekir. Bu itibarla, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11403, K. 2010/2586, T. 09.03.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2008-11403-e-2010-2586-k-2a439bc8c204