Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/11011 E. 2010/2174 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/11011
- Karar No
- 2010/2174
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Sarıyer 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.06.2008 tarih ve 2007/735-2008/552 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından tanzim edilen poliçe ile T.C. Ziraat Bankası A.Ş. personelinin emniyeti suiistimal eylemlerinin teminat altına alındığını, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Sarıyer Şubesi personeli olan davalının kullandığı kredi borcunu ödemediğini, müvekkilince 4.926,94 TL'nın sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacının sigorta sözleşmesi kapsamında olmayan ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, emniyeti suistimal sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi hükümleri çerçevesinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra bunu TTK’nun 1301. maddesi gereğince rücuan rizikonun gerçekleşmesine neden olan kimseye rücu edebilir. Bunun dışında poliçede teminat dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı sigortacının rücu davası açması mümkün değildir. Bu durumda, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında yapılan bir ödeme mi, yoksa bir lütuf ödemesi mi (ex gratia) olduğunun belirlenmesi, yapılan ödemenin poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olduğunun anlaşılması halinde davacının dava açma hakkının varlığının kabulü, lütuf ödemesi olduğunun anlaşılması halinde varsa ibraname getirtilip devir ve temlik beyanının varlığı da araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir. Halefiyet ilişkisine dayalı olarak açılan bu davada, halef sıfatının mevcut olup olmadığının belirlenmesi dava ehliyetine ilişkin olmakla davalı tarafından her zaman ileri sürülebileceği gibi, mahkeme tarafından da re’sen dikkate alınması zorunlu bulunmaktadır. Somut olaya gelince, davalının, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Sarıyer Şubesinde çalıştığı sırada kullandığı kredi borcunu ödemediğinden bahisle işbu dava açılmış olup, yapılan ödeme poliçe özel şartlarında mevcut poliçe teminatı kapsamında bir ödeme olmadığı kuşkusuzdur. Ancak, davacı ile sigortalısı arasında düzenlenen 31.05.2007 tarihli ibraname ve temlikname belgesiyle davacı ... şirketi, sigortalının davalıya karşı olan takip ve dava haklarını temlik almıştır. Başka bir deyişle, dava dışı banka, dava konusu kredi ilişkisi ile ilgili olarak uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle davalıdan talep edebileceği alacağını BK’nun 162 ve devamı maddeleri uyarınca davacı ... şirketine temlik etmiştir. Bu durumda davacı, her ne kadar poliçeye dayalı aktif husumet ehliyetine sahip değil ise de, sigorta ilişkisi dışında alacağın temliki hükümlerine göre talep hakkı olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece, davanın açıklanan gerekçelerle kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.