Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2024/4045 E. 2025/968 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/4045
- Karar No
- 2025/968
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/271 Değişik İş SUÇ : Resmi belgede sahtecilik KARAR : Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek karara yönelik itirazın reddi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü müdafinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2019/334 Esas, 2019/734 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2023 tarihli ve 2023/271 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 30.05.2023'te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 03.07.2024 tarihli ve 2023/18399 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2024 tarihli ve KYB-2024/75406 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2024 tarihli ve KYB-2024/75406 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Somut olayda, sanık müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebini içerir dilekçesine ek olarak ibraz edilen belgelere göre Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 13/12/2013 tarihli ayaktan muayene ile organik olmayan psikoz teşhisi konularak reçete verildiği, 28/07/2022 tarihli epikriz raporunda, akut ve geçici psikotik bozukluklar tanısı ile sanığın yatarak psikiyatrik tedavi gördüğü, mahkemesince yapılan yargılama sırasında bahse konu hususun ileri sürülmediğinin anlaşılması karşısında, hüküm tarihinde mahkemesince bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bu durum nedeniyle, hükümlünün 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığının veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının Adli Tıp Kurumunca tespitinin gerekli olduğu cihetle, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer görülerek, bu yönde rapor alındıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.04.2019 tarihli ve 2019/37 Soruşturma ve 2019/5854 Esas sayılı iddianamesi ile hükümlü hakkında, şikâyetçi ... adına düzenlenen sahte sürücü belgesini kullandığı iddiasıyla resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2019/334 Esas, 2019/734 Karar sayılı kararı ile hükümlünün atılı suçtan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş; hükümlü müdafinin bu karara yönelik istinaf başvurusu, Adana Bölge Adliye Mahkemesinin, 28.12.2020 tarihli ve 2020/799 Esas, 2020/501 Karar sayılı kararı ile esastan reddedilmiştir. 2. Hükümlü müdafi tarafından, 25.04.2023 tarihli dilekçe ile "...hükümlünün suç tarihinde akıl hastası olduğunun ve işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığının..." bildirilmesi suretiyle bu iddiaları doğrular nitelikte olduğu belirtilen tıbbi belgeler dosyaya ibraz edilerek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur. Mersin 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2019/334 Esas, 2019/734 Karar sayılı ek kararında yer alan "...hükümlü müdafii tarafından ibraz edilen ekipriz rapor tarihi 20/06/2022 - 28/07/2022 tarihli yatış kaydına yönelik olduğu suç tarihi ve öncesini kapsar mahiyette olmadığı, diğer hükümlerin de yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olmadığı..." şeklindeki gerekçeyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş; hükümlü müdafinin bu karara yönelik itirazı da, merci Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2023 tarihli ve 2023/271 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun'un "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311/1-e. maddesi; "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: ... e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." Şeklindedir. 4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/11-574 Esas, 2023/272 Karar sayılı ilamında; "...yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hâkimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkân sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece re'sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir. Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. Buna göre, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen ve hüküm verilirken göz önüne alınan, temyiz aşamasında da Özel Dairece incelenip değerlendirilen bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak mümkün olmadığı gibi bu tür nedenlere dayalı olarak yapılan taleplerin de kabul edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK'nın 318. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir... " denilmektedir. 5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükümlü müdafinin yargılamanın yenilenmesi talebini içerir dilekçesine ek olarak ibraz edilen sağlık raporlarında, hükümlünün suç tarihi öncesinde ve sonrasında psikiyatrik tedavi gördüğünün belirtilmesi, yargılama sırasında bahse konu hususun ileri sürülmediğinin anlaşılması karşısında; hükümlü müdafinin 25.04.2023 tarihli yargılamanın yenilenmesi talebinde belirtilen hususların, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen, hüküm verilirken göz önüne alınan olaylara ilişkin olmayıp yeni bir delil niteliğinde bulunduğu, bu itibarla kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkan bu durumun 5271 sayılı Kanun'un 311/1-e. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi nedeni olabileceği nazara alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olduğuna karar verildikten sonra, hükümlünün 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığının veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının tespiti yönünden Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor aldırılması suretiyle yapılacak yargılama neticesinde, hükümlünün hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür, II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.05.2023 tarihli ve 2023/271 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2025 tarihinde karar verildi.