Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/37000 E. 2025/5509 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/37000
Karar No
2025/5509
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/57 E., 2020/152 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : Onama, bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A) Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, öne sürülen diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1-5237 sayılı TCK'nin 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunda, uygulanma imkanı bulunmayan ve elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde adli para cezası uygulamasını gerektiren aynı Kanun'un 158/1-son maddesinin uygulanması ve adli para cezasının tayininde alt sınırdan uzaklaşılması için yasal ve yeterli gerekçenin de gösterilmemiş olması nedeniyle fazla ceza tayini, 2-Ceza miktarı bakımından kazanılmış hak korunurken, 5320 sayılı Kanun'un 8/1 maddesi delaletiyle uygulanması gereken 1412 sayılı CUMK'nin 326/son maddesi yerine uygulama imkanı bulunmayan 5271 sayılı CMK'nin 307/5. maddesinin yazılması, Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği, hüküm fıkrasının (B/1) numaralı paragrafından "ve 158/1-son cümlesi" ibaresinin çıkartılması, (B/1, 3 ve 4) numaralı paragraflarında adli para cezasının uygulanmasına ilişkin, ''214 gün'', ''214 tam gün'', ''4.280,00 TL'' ve "4.280,00 TL" ibareleri ile (B/4) paragrafındaki "CMK 307/5" ibaresinin çıkartılarak yerlerine, sırasıyla ''5 gün'', “5 gün” ve ''100,00 TL'', "100,00 TL" ve "1412 sayılı CUMK'nin 326/son" ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B)Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, "muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği, aslı ele geçirilemeyen belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık yönünden inceleme yapılması imkanı bulunmadığından, suçun unsurları itibariyle oluşmayacağı; somut olayda, sanığın, şikayetçinin kimlik bilgileriyle düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sürücü belgesi fotokopisiyle, TTNET müşterisi olan şikayetçinin sahibi olduğu hat üzerinden kampanyadan faydalanarak taksitle diz üstü bilgisayar satın aldığı ve şikayetçi adına abonelik sözleşmesi imzaladığı, suça konu sürücü belgesinin aslının ele geçirilemediği anlaşılmakla; resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı ayrıca suça konu sürücü belgesinin kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığı, suça konu eylemlerin suç tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan aynı Kanunun 56. maddesinin 2. fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve 5. fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri ve TCK'nın 7. maddesi gereğince yeniden değerlendirilmesi ve özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesindeki suçu oluşturduğu ve sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Sanığın eylemine uyan "5809 sayılı Kanun'a aykırılık" suçunda ön ödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan "hükme bağlanmış" ibaresinin, basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve yine hükümden sonra 05.07.2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun‘un 52 nci maddesiyle 5809 sayılı Kanun‘a eklenen "Dava ve cezaların ertelenmesi“ başlıklı geçici 7 nci madde ile "kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir'' hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinin gerekli görülmesi, 3-Kabule göre de; Ceza miktarı bakımından kazanılmış hak korunurken, 5320 sayılı Kanun'un 8/1 maddesi delaletiyle uygulanması gereken 1412 sayılı CUMK'nin 326/son maddesi yerine uygulama imkanı bulunmayan 5271 sayılı CMK'nin 307/5. maddesinin yazılması, Yasaya aykırı, sanık ve müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 06.05.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/37000, K. 2025/5509, T. 06.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-37000-e-2025-5509-k-b263fc0fe3a6