Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/29565 E. 2026/3833 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/29565
- Karar No
- 2026/3833
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/194 E., 2016/45 K. SUÇ : Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Her ne kadar sanıklara isnat olunan eylem 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(i) maddesi kapsamında serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu olarak vasıflandırılmış ise de; katılanın, ...’da Hazine’ye ait bir araziyi işgal ederek kitesurf işlettiği, bu nedenle kendisinden 11.000,00 TL civarında ecrimisil tahsil edildiği ve tahliye talep edildiği, bunun üzerine katılanın, arsa işleri ile ilgilendiğini duyduğu, sanık ... adına vergi dairesinde kayıtlı olan ve sanık ...’ın ...in yanında çalıştığı, ... Marka ve ... Ticaret adlı ofisine gittiği, sanıklara durumu izah ettiği, sanıkların bu yeri kiralamak için ... Bakanlığına başvuru yapmaları gerektiğini söyledikleri, katılan ile bu iş için 90.000,00 TL karşılığında anlaştıkları, katılan ile 13.12.2011 tarihli sözleşmeyi imzaladıkları, sözleşmenin başında “...ve ortağı ...” ibaresinin bulunduğu, sözleşme uyarınca katılandan aynı gün 15.000,00 TL elden aldıkları, ayrıca sözleşmeye aykırılık durumunun teminatı olarak aynı gün, katılana 15.000,00 TL bedelli bono düzenleyip verdikleri, taşınmazın kiralanması konusunda yapılan başvurunun, bahse konu yerin sit alanı olması ve kamuya ait taşınmazların usulüne uygun ihale yöntemiyle 49 yıllığına kiraya verildiği gerekçeleriyle reddedildiği, ancak bu sürece kadar katılanın sanıklara, banka aracılığıyla toplam 50.900,00 TL ödeme yaptığı; başvurunun reddi üzerine katılanın, 15.000,00 TL’lik bonoyu takibe koyduğu ve haciz işlemlerinin yapıldığı, geri kalan meblağın iade edilmediği iddia olunan olayda;
5237 sayılı TCK’nın 158/1-(i) bendinde, dolandırıcılık suçunun serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hâlinin nitelikli hâl olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyetinin tanımına yer verilerek; “Serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya meslek bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” şeklinde düzenlendiği, aynı Kanun'un 66. maddesi ise “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır.” hükmünün bulunduğu, yasada kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hâli nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekte olup bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; danışmanlık bürosunun "patent, marka ve fikri haklar danışmanlık organizasyon ticaret" alanında faaliyet gösterdiği anlaşılmakla, sanıkların bu görevinin serbest meslek olarak nitelendirilemeyeceği, bu hâliyle toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, sanıklara isnat olunan eylemlerin sübutu hâlinde, 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesinde öngörülen basit dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarını taşıyacağı anlaşılmakla,
Değişen suç vasfı itibarıyla sanıkların üzerilerine atılı suç için 5237 sayılı TCK’nın157/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-(e) maddesi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, iştirak hâlinde işlendiği iddia olunan suç için 5237 sayılı TCK’nın 67/2-(a) maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin, sanık ...'ın 06.02.2014 tarihli sorgusu olduğu ve bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle, katılan vekilinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK’un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
13.04.2026 tarihinde karar verildi.