Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/26269 E. 2024/9287 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/26269
- Karar No
- 2024/9287
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/659 E., 2019/661 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 24.11.2015 tarihli ve 2015/390 Esas Esas 2015/665 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası,35 inci maddesinin ikinci fıkrası,62,52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis,5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmedilmiştir. 2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 27.11.2017 tarihli ve 2017/26116 Esas, 2017/24753 Karar sayılı kararı ile; İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesi ile İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi arasında çıkan görev uyuşmazlığı sonucunda, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 03.07.2015 tarihli ve 2015/7681 Esas, 2015/13408 Karar sayılı kesin nitelikteli ilamıyla İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, bu kapsamda yapılan incelemede; sanığın eyleminin suç tarihinde 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının ''l'' bendinin yürürlükte bulunmaması nedeniyle eylemin sanık lehine olan aynı sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaldığı dikkate alınarak, sanığa yüklenen basit dolandırıcılık suçu nedeniyle hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu, gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine yapılan yargılamada, İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2017/659 Esas, 2019/661 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası,35 inci maddesinin ikinci fıkrası,52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis,3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine hükmedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; tekerrüre esas alınan Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/652 Esas, 2012/862 Karar sayılı ilamı ile ilgili olarak aynı mahkemece verilen 09.09.2019 tarihli ek karar ile hükmün iptal edilerek uzlaşma nedeniyle davanın düşürülmesine karar verildiği, bu haliyle hükmün tekerrüre esas alınamayacağı; tekerrüre esas alınması gereken ilamın Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/51 Esas, 2011/433 Karar sayılı ilamı olduğu halde bu hususun gözetilmemesi, kabule göre de sanık hakkında hem hapis hem de adli para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasında adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. 2. Sanığın temyiz isteği; usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir. III. OLAY VE OLGULAR 1. 18.10.2012 tarihinde sanığın şikâyetçiyi üzerine kayıtlı hattan arayarak kendisini Rize vali yardımcısı ... olarak tanıtıp, Rize Vali'sinin de selamı olduğunu ileterek ihtiyaç sahibi öğrenciler için burs istemesi üzerine, şikâyetçinin Rize Vali'liğininden ... isimli bir vali yardımcısı olmadığını öğrenmesi akabinde düzenlenen tutanak üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; sanığın suç tarihinde şikâyetçiyi telefon ile arayarak kendisini Rize Vali Yardımcısı ... olarak tanıtıp öğrenim gören ihtiyaç sahibi öğrenciler için burs adı altında para talep etmek suretiyle üzerine atılı dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı; mahkeme tarafından oluşun iddiaya uygun olduğu değerlendirilmekle bozma sonrası yargılamada sanık hakkında temyize konu hüküm kurulmuştur. 2. Sanık aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmemiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanığın üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunun, suç tarihi itibarıyla 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede; 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmanın toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısı ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. 3. Sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas alınan,Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/652 Esas, 2012/862 Karar sayılı, ilamına konu 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesindeki dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı, UYAP üzerinden yapılan araştırmada, mahalinde bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp düşme kararı verildiği anlaşıldığından bu ilamın tekerrür uygulanmasına esas alınması hukuka aykırı bulunmuştur. Ancak, 4. Sanığın adli sicil kaydında gözüken Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/51 Esas, 2011/433 Karar sayılı hükmün tekerrüre esas alınması zorunluluğunun ve sanık hakkında hem hapis hem de adli para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uygulanmasında adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı hususunun da, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2017/659 Esas, 2019/661 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkralarından tekerrüre esas alınan “Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/652 Esas, 2012/862 Karar sayılı ilamı” ibaresinin tamamen çıkartılarak yerine “Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/51 Esas, 2011/433 Karar sayılı ilamı” ve "hapis cezasına ilişkin tekerrür hükümlerinin uygulanacağı"" ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2024 tarihinde karar verildi.