Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/14758 E. 2024/9392 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/14758
- Karar No
- 2024/9392
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/442 E., 2018/460 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Büyükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2015 tarihli ve 2013/522 Esas, 2015/544 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 2.Anılan kararın sanık ve katılan tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 03.07.2017 tarihli ve 2017/18730 Esas, 2017/16749 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (I) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozma üzerine, Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.09.2018 tarihli ve 2017/442 Esas, 2018/460 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık, usul ve yasaya aykırı hükmün kaldırılması talebi ile kararı temyiz etmiştir. Katılan vekili, sanığın daha ağır cezalandırılması gerektiğini belirterek hükmün kaldırılması talebi ile kararı temyiz etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Suç tarihinde sanığın, açık adres ve açık kimlik bilgileri elde edilemeyen ve evrakı tefrik edilen şüpheli ya da şüphelilerle birlikte katılanın kullanmakta olduğu telefonu arayarak kendilerini Başkomiser, Cumhuriyet Savcısı olarak tanıtıp bilgisayar korsanlarının pkk ya ait 36 telefon kartının parasını hesabından ödediklerini ileri sürerek Bankadaki hesabında bulunan paranın, banka hesabına aktarılması gerektiğini ileri sürerek hileli davranışlarla katılanı aldatıp hesabındaki parayı sanık ...'in hesabına göndermesini sağladıkları, sanığın 55.748.61 TL parayı ... İş Bankası Şubesinden çektiği, bu şekilde sanığın katılanı kandırarak haksız menfaat temin ettiği ve atılı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunmuştur. 2. Katılanın, sanık ...'in İş Bankası nezdinde kayıtlı hesabına 28/08/2012 tarihinde EFT yoluyla 55.748,61 TL gönderdiği ve aynı gün yatırılan paranın tamamının İş Bankası Beykent Şubesi veznesinden nakit olarak sanık tarafından çekildiğinin kamera görüntüleri ile tespit edildiği anlaşılmıştır. 3.Sanık savunmalarında, olay günü tanıştığı ve açık kimlik bilgilerini bilmediği ... isimli şahsın kendisine borcunun bulunduğunu, bankaya ev parası yatırmaları gerektiğini ancak kendi adına yatırılırsa borçlarından dolayı paranın kesileceğini, bu nedenle sicili temiz birisinin banka hesabına ihtiyacı olduğunu söyleyerek hesap numarasını istediğini, kendisinin de yardımcı olmak için hesap numarasını verdiğini ve hesabına yatırılan parayı çekip bu şahsa verdiğini, hesabına yatırılan paranın dolandırıcılık eyleminin sonucu olarak elde edildiğini bilmediğini, kimseyi telefonla arayıp kendisini polis-savcı olarak tanıtıp dolandırmadığını söyleyerek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de sanığın dosya kapsamında mevcut somut delillerle örtüşmeyen savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. 4.Bozmadan sonra, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. 5.Yapılan yargılama sonunda, sanık ...'in açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen suç ortakları ile birlikte hareket ederek, katılana kendilerini polis ve savcı olarak tanıtıp hesabına para yatırılmasını sağlayarak kendi yararına haksız menfaat elde etmek şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK'nın 158/1-l bendinde yazılı nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı, suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nun 157/1 hükmü ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren TCK'nın 158/1-l hükümlerinden hangisinin sanığın lehine olduğu belirlenmek gerekmekle, suç tarihinde yürürlükte bulunan yasanın eylem karşılığında öngörülen hapis cezasının alt ve üst sınırları bakımından sanığın lehine olduğu anlaşılmakla sanığın kazanılmış hakkı da göz önünde bulundurularak TCK'nın 157/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ve temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V.KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.09.2018 tarihli ve 2017/442 Esas, 2018/460 Karar sayılı kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2024 tarihinde karar verildi.