Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/14747 E. 2024/13264 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/14747
Karar No
2024/13264
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/629 E., 2018/460 K. SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, hırsızlık SUÇ TARİHLERİ : 15.11.2012, 19.11.2012, 01.12.2012, 02.12.2012 HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet Savcısı, sanık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında, Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin, 07.04.2016 tarihli ve 2016/5033 Esas, 2016/4240 Karar sayılı kanun yararına bozma kararı üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin yalnızca sanık hakkında "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik olduğu belirlenmekle, yapılan inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 21.01.2020 tarihli ve 2017/15-618 Esas, 2020/16 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; Yatağan Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2015 tarihli ve 2013/114 Esas, 2015/140 Karar sayılı kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği 11.09.2015 ile Özel Dairenin bu hükmün kanun yararına bozulmasına karar verdiği 07.04.2016 tarihleri arasında dava zamanaşımının durduğu belirlenerek yapılan incelemede: Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Cumhuriyet Savcısı ve sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1. Sanık hakkında, "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik; sanığın, Han İletişim isimli iş yerinde fatura ödeme merkezi adı altında katılanlar ... ve ... ile şikâyetçiler ..., ... ve ...'dan telefon faturalarını tahsil ederek ilgili şirketlere ödeme yapmadığının iddia ve kabul olunduğu olayda; dosya kapsamına göre, sanık ile adına tahsilat yaptığı şirketler arasında bu hususta bir sözleşmenin bulunmadığı, vergi levhası ve çalışma ruhsatı da olmayan iş yerinin gerçek ve hukuksal temellerle açılan bir iş yeri olmadığı, bu nedenle sanığın yetkili olmadığı halde hileli hareketlerle şikâyetçileri aldatarak fatura bedellerini tahsil edip haksız menfaat temin ettiği, bu haliyle de eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157/1. maddesinde düzenlenen ve hükümden önce 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 253. maddesi gereğince uzlaştırma kapsamında kalan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, sanığın bu şikâyetçilere yönelik eylemleri nedeniyle de, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi, 2. 5271 sayılı Kanun'un 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı cihetle; birleşen Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.06.2013 tarihli ve 2013/1388 Soruşturma, 2013/317 Esas sayılı iddianamesi ile cep telefonu tamir işiyle de uğraşan sanık hakkında, şikâyetçi ... tarafından kendisine tamir amacıyla bırakılan cep telefonu ve tamir bedeli olan 30,00 TL'yi iade etmediği iddiasıyla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı halde, Mahkemece sanığın bu şikâyetçiden de fatura bedeli olarak para tahsil ederek haksız menfaat temin ettiği gerekçesiyle atılı suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması, 3. Cep telefonu alım satımı ve tamiri ile uğraşan şikâyetçi ...'nin iş yerine gelen sanığın, şikâyetçinin çay söylemek amacıyla iş yerinden ayrılmasını müteakip, tezgahın üzerinde bulunan ve tamir için bırakılmış olan cep telefonunu bilgi ve rızası dışında alarak olay yerinden ayrılması şeklinde gerçekleştiği iddia ve kabul olunan eyleminin; 5237 sayılı Kanun'un suç tarihinde yürürlükte bulunan 142/1-b. maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanığın aynı Kanun'un 141. maddesi uyarınca basit hırsızlık suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi yasaya aykırı, 4. Kabule göre de; a) Dosya kapsamına göre birlikte işlenmedikleri anlaşılan hırsızlık ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçları yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak; hükümden önce 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi ile hükümden sonra 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, bu suça ilişkin olarak da uzlaştırma işlemi yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması, b) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.01.2012 tarihli ve 2011/483 Esas, 2012/12 Karar sayılı ilamına konu, 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun hüküm tarihinden sonra uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesinin gerekli görülmesi, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-b maddesi uyarınca ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/14747, K. 2024/13264, T. 18.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-14747-e-2024-13264-k-cb0100a8cb95