Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/6802 E. 2023/10963 K. – Resmi Belgenin

Konu: Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2020/6802
Karar No
2023/10963
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/805 E., 2016/340 K. SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2016 tarihli ve 2014/805 Esas, 2016/340 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; eylemin 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kabahati oluşturduğu gerekçesiyle bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Kolluk kuvvetlerince yapılan kimlik kontrolünde sanığın, kardeşi ... adına düzenlenmiş sürücü belgesi ibraz ettiği, bu kimliğin sanığa ait olmadığının anlaşıldığı, bunun üzerine kimlik tespiti için emniyete götürüldüğü, sanığın gerçek kimliğini beyan etmesi sonucunda gerçek kimliğinin anlaşıldığı, bu suretle başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu işlediği iddiası ile hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. 2. Sanık, kiraladığı aracın ruhsatının içinde abisine ait sürücü belgesinin kaldığını, kolluk kuvvetlerine sürücü belgesini ibraz ettiğini, o olmadığını söyleyince kendi kimliğini ibraz ettiğini beyan etmiştir. 3. Mahkemece sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan cezalandırılmasına ilişkin temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Somut olayda tutanağın sanığın gerçek adı ile düzenlendiğinin anlaşılması karşısında sanığın atılı suçun oluşmadığı ancak, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması halinde 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir. Açıklamalar ışığında somut olayda; sanığın beyan ettiği sahte kimlik bilgilerine istinaden düzenlenmiş herhangi bir belge bulunmadığından sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak kabahatini oluşturacağının gözetilmemesi nedeniyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2016 tarihli ve 2014/805 Esas, 2016/340 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği oy birliğiyle, BOZULMASINA; ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 17.11.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2020/6802, K. 2023/10963, T. 26.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2020-6802-e-2023-10963-k-513e8f226eb8