Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2017/13882 E. 2020/616 K. – Resmi Belgenin
Konu: Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2017/13882
- Karar No
- 2020/616
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan HÜKÜM : Mahkumiyet Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşabilmesi için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu hallerde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp, görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan, yine beyan olunan bilgiler ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bir başka suçtan aranmakta olan sanığın, görevli ... memurları tarafından kimliği sorulduğunda, kardeşi ...’ın kimlik bilgilerini verdiği daha sonra çelişkili bilgiler vermesi üzerine kolluk kuvvetlerince yapılan araştırmalar sonucu sanığın gerçek kimlik bilgilerinin tespit edildiği, tutanakların gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşmayacağı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesi kapsamında idari para cezası yaptırımını gerektiren kimliği bildirmeme eylemi olarak nitelendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak sanığın lehine bulunan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40/1. maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre aynı Kanun'un 20/2-c maddesinde yazılı soruşturma zamanaşımının eylemin gerçekleştiği 07.09.2011 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı CMUK’nin 322 ve Kabahatler Kanununun 24. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, Kabahatler Kanununun 20/1. maddesi uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 23.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.