Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2013/23932 E. 2013/19498 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2013/23932
- Karar No
- 2013/19498
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği, dolandırıcılık HÜKÜM : Dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümler yönünden uyarlama yapılmasına yer olmadığı, 5237 sayılı Kanununun 204/1, 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası, hak yoksunluğu. I-Hükümlü müdafiinin 'dolandırıcılık' suçundan kurulan hükümlere karşı temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre 'dolandırıcılık' suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin kesinleşmesinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece duruşma açılarak önceki hükmolunan ceza ile uygulanması gereken 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlar denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmuş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan hükümlü müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA, II-Hükümlü müdafiinin 'resmi belgede sahtecilik' suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre hükümlü müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.06.2009 gün, 2009/114-161 ve 06.04.2010 gün, 2010/57-75 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere lehe yasanın belirlenmesi yöntemi, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi, 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile birlikte değerlendirildiğinde, sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirmektedir. Bu yapılırken önceki hükmün farklı bir madde uygulanmak suretiyle kesinleşmiş olması da lehe yasa uygulamasında hükümlü lehine bir sonuç doğurmayacaktır. Zira lehe Yasa uygulamasında, önceki hükümde uygulanan maddeler değil, sabit kabul edilen olaya yeni yasanın ilgili tüm hükümleri uygulanmak suretiyle elde edilecek sonuç ile önceki hüküm karşılaştırılacaktır. Aksi hal önceki yanılgılı uygulamaların benimsenerek, bu yanılgılara, yeni yanılgıların eklenmesi sonucunu doğurur. Bu açıklamalar ışığında; önceki hükümde sabit kabul edilen olay, suç tarihinde S.S Çakmaklı Yeşil Konut Yapı Kooperatifi'nin yönetim kurulu başkanı olan sanığın kooparetif arsası üzerine katılan ...'ın yetkilisi olduğu şirkete inşaat yaptırmak üzere sözleşme yapıp ruhsat ve diğer masraflar adı altında aldığı paralara karşılık alacaklısı adı geçen kooperatif, borçlusu koopretif üyesi olmayan ya da hayali üye olan bonoları kooperatif adına ciro ederek katılana verdiğinin iddia ve dosya içeriğine uygun gerekçe ile kabul olunması karşısında; yöneticisi olduğu kooperatif adına sahte bonolar düzenleyip kullanan sanığın eyleminin 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 62/son maddesindeki '... kooperatif memurlarının, kooperatifin para ve malları ile evrak ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlar nedeniyle kamu görevlisi gibi cezalandırılacakları...'na dair hüküm uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 339/1, 80 maddelerine uygun olmasına rağmen aynı Yasanın 342/1, 80. maddeleri ile tayin olunan cezanın temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşmesinin hükümlü lehine lehe Yasa karşılaştırılmasında kazanılmış hak teşkil etmeyeceği cihetle; karşılaştırmanın kesinleşen önceki hüküm ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 204/2. maddesi uyarınca yapılması suretiyle belirlenmesi gerektiği, bu durumda önceki kesinleşen hükümde uygulanan 765 sayılı Yasanın açıkça hükümlü lehine olduğunun anlaşılması karşısında; uyarlama yapılmasına yer olmadığına ve önceki hükmün aynen infazına” dair karar verilmesi gerekirken lehe Yasa belirlenmesinde hata sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan; resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik hüküm fıkrasının bütünüyle çıkartılıp yerine “765 sayılı TCK'na göre verilip temyiz edilmeksizin kesinleşen önceki hüküm açıkça lehe olduğundan, uyarlama yapılmasına yer olmadığına ve önceki hükmün aynen infazına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.