Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/24822 E. 2013/13904 K. – Memur Olmayan

Konu: Memur Olmayan Kimsenin Resmi Belgede Sahteciliği

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2012/24822
Karar No
2013/13904
Karar Tarihi
Konu
Memur Olmayan Kimsenin Resmi Belgede Sahteciliği

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : Mahkumiyet Tebliğnamede sanıklar ... ve ...'nın da isimleri yazılı ise de, bu sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla, sanık ... müdafiinin temyiz istemine hasren yapılan incelemede gereği görüşüldü: Sanıkların, katılanların aldıkları eşyalar karşılığı sanık ...'e verdikleri alacaklı, vade ve düzenleme tarihi haneleri boş 860.000.000 TL bedelli bononun bedel hanesine “9” ve “dokuzmilyarsekizyüzaltmışmilyon” ibarelerini yazıp 01.04.2002 düzenleme ve 11.05.2002 vade tarihli hale getirip alacaklı hanesine de sanık ...'nın adını yazıp icra takibine koymak şekilde iddia ve kabul edilen eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 342/1.(5237 sayılı TCK'nun 204/1) maddesinde düzenlenen "resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturacağı ve hüküm tarihi itibariyle de lehe olan 5237 sayılı TCK'nun 66/1-e ve 67. maddelerindeki zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmakla, tebliğnamedeki sanığın eyleminin 765 sayılı TCK'nun 509/1. maddesindeki suçu oluşturacağına ve hüküm tarihi itibariyle de 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerindeki zamanaşamının gerçekleştiğinden bahisle kamu davasının düşürülmesi gerektiğine ilişen düşünceye iştirak edilmemiştir. 1-Katılanların, sanık ...'ın eşi ,,,,, adına kayıtlı işyerinden 900.000.000 TL lik mobilya aldıklarını, 40 milyon TL'sini ödeyip geriye kalan 860.000.000 TL için suça konu bonoyu alacaklı, vade ve düzenleme tarihi boş şekilde verdiklerini, ancak sanığın bononun bedel hanesine “9” rakamını ekleyip 9.860.000.000 TL bedelli hale getirip 01.04.2002 düzenleme ve 11.05.2002 vade tarihli ve alacaklı hanesine de sanık ...'nın adını yazıp icra takibine koyduğunu beyan etmeleri, sanık ...'ın ise katılanların kendisine senet bedeli kadar borçlu olduklarını, katılanlar ile katılan ...'in eşi...'e verdiği borç nedeniyle alacaklı olduğunu, senet bedeli karşılığı mal teslimi yapılmadığını, katılanların suça konu senedi işyerini devralan diğer sanık ...'ya doldurulmuş şekilde getirip teslim ettiklerini, senet üzerindeki tanzim tarihinin icraya konulma anında Av........ tarafından yazıldığını savunması, suça konu senet üzerindeki yazı ve rakamların sanığın eli ürünü olup olmadığına dair bilirkişi incelemesi yaptırılmaması, Adi Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 27.12.2007 tarihli raporunda senet üzerindeki “Onbir Mayıs 2002” “01.04.2002” ve “Denizli” yazılarının farklı bir kalem ile yazılmış olduklarının belirtilmesi, Denizli 2. İcra Hukuk Mahkemesinin katılanlar tarafından açılan 2004/112 Esas sayılı borca itiraz konulu dosyasının akıbetinin araştırılması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti ve suç vasfının tayini bakımından katılanlardan ve sanıktan aralarındaki alacak-borç ilişkisinin ispatı niteliğindeki belgelerin, mal teslimine ilişkin fatura ve sevk belgesi ile ticari kayıtların temin edilmesi, borca itiraza ilişkin Denizli 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2004/112 esas sayılı dosyasının akıbetinin araştırılması, duruşmaya getirtilip incelenerek bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı suretlerinin dosya arasına alınması, suça konu bono üzerindeki yazı ve rakamların sanığın eli ürünü olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, senet üzerindeki tanzim tarihinin icra takibi sırasında tamamlanıp tamamlanmadığı araştırılmasından sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, 2-Kabul ve uygulamaya göre de; resmi belgede sahtecilik suçunun yaptırımı 765 sayılı TCK'nun 342. maddesinin 1. fıkrasında 2 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis olarak öngörülmüş iken 5237 sayılı TCK'nun 204. maddesinin 1. fıkrasında 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde lehe düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK'nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK'nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece her iki yasa uygulamasında da cezanın teşditen 2 yıl 6 ay olarak belirleneceği belirtilmiş ise de, 5237 sayılı Yasa ile üst sınırın aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun lehe yaptığı düzenleme de nazara alınarak, temel cezanın tayinindeki ölçütlerin değişmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'ya göre yapılan uygulamada 765 sayılı Yasaya göre belirlenen cezadan daha az bir ceza takdir ve tayin olunduktan sonra ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2012/24822, K. 2013/13904, T. 30.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2012-24822-e-2013-13904-k-d2053f289a0e