Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/22812 E. 2012/17101 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/22812
- Karar No
- 2012/17101
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet I-Sanıklar ... ve ... hakkında 06.05.2003 gün ve 2003/3996 Esas sayılı iddianame ile açılan davanın reddi ve sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik şikâyetçi gümrük idaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde: Şikâyetçi idarenin, sanık ... hakkında ayrı bir dava ile açılıp birleştirilerek yargılaması yapılan kamu davasına 1412 sayılı CMUK.nun 366. (5271 Sayılı Yasanın 238.) maddesi uyarınca usulen başvurarak katılan sıfatını kazanmadığı anlaşılmakla temyize yetkisi bulunmadığından ve sanıklar ... ve ... hakkında daha önce 11.07.2007 gün ve 64/230 E.K sayılı ilk hükümle verilen davanın reddi kararının aleyhe temyiz bulunmamakla kesinleştiği cihetle temyiz istemine konu 01.07.2010 gün ve 249/274 sayılı hükümle ikinci kez verilen kararlar hukuken geçersiz olup temyizi mümkün bulunmadığından, şikayetçi idare adına vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, II-Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazlarına gelince: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun suç tarihinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve sanıklar lehine olan 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle tabi olduğu aynı Yasanın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, bedelsiz ithalat rejiminden yararlanılarak sanıklar adına sahte belgelere ülkemize getirtilen araçların trafik siciline tescil edildiği 06.04.2000 ve 02.05.2000 suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış sanıklar müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımları nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, III- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazlarına gelince: 1-Kırgızistan Devleti yetki adli makamlarından adli yardım talebinde bulunularak suça konu ruhsatnamelerin gerçek olup olmadığı, bu kapsamda Kırgız yetkililer tarafından düzenlenip düzenlenmediği, üzerlerinde bir tahrifat bulunup bulunulmadığı, ruhsatnameye konu araçların hangi tarihte satın alındığı, önceki maliklerinin kim veya kimler olduğu sorulup tescil işlemlerinin resmi onaylı dayanak belgelerinin gönderilmesi istenilmeden, sanıklar müdafilerinin bozma öncesi temyiz dilekçelerinde de işaret edilen ve Dairemizin 2011/9061 Esas ve benzeri dosyalarda ibraz edilen Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının 14.02.2002 tarih ve 787 sayılı Müsteşarlık Makamına hitaben yazdığı yazı içeriğine göre oluşan tereddütler nazara alınarak Gümrük Müsteşarlığından suç tarihlerinde bedelsiz ithalat işlemlerinin hangi esaslara göre yapıldığı, ithal edilecek aracın 21.11.1997 tarihinden önce satın alma ve bulundukları ülkede adlarına kayıtlı olma şartı aranıp aranmadığı sorulmadan eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması, Kabule göre de: 2-Sanıklar ... ve ...’ın sahte belgelerle farklı kişiler adına bedelsiz ithalat rejiminden yararlanarak ülkemize getirdikleri her bir araç bakımından suç tarihleri ve dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği de gözetilerek zincirleme biçimde “resmi belgede sahtecilik” suçundan ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde tek hüküm kurulması, 3-5271 sayılı CMK.nun 231/6. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için aranan koşullar şunlardır: 1) Suça ilişkin koşullar; a- Yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmeli ve hükmolunan cezanın ise iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması, b- Suçun, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Yasalarında yer alan suçlardan bulunmaması, c- 01.03.2008 tarihinden itibaren işlenen suçlarda ise, suçun ayrıca 3713 sayılı Yasa ile 1632 sayılı Yasa kapsamında yer alan suçlardan olmaması, 2) Sanığa ilişkin koşullar; a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi, c- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması, gerekmektedir. Bu koşullar her suç yönünden ayrı ayrı değerlendirilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına karar verilecektir. Görüldüğü üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 250/13 sayılı ve benzer birçok kararında açıklandığı üzere burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Zararın belirlenmesinde hâkim, ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hakimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira 5271 sayılı Yasanın 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sabıkasız olan, duruşmadaki iyi halleri nedeni ile haklarında takdiri indirim uygulanan ve ileride suç işlemekten çekinecekleri kanaati ile hükmolunan cezaları ertelenen sanıklar hakkında katılan idarenin zararının tazmin edilmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verilmiş ise de; somut olayda doğrudan resmi belgede sahtecilik suçunun işlenmesi ile oluşan kamunun uğradığı bir zarar bulunmadığı suça konu belgeler kullanılarak gümrük idaresi yanıltılıp yurtdışından bedelsiz olarak araç ithal edilmesi nedeni ile meydana gelen zararların “kaçakçılık” suçunun işlenmesiyle oluştuğu gözetmeden, yetersiz ve oluşa uygun olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verilmesi, Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar hakkında bozmadan önce kurulan 11.07.2007 gün ve 64/230 E.K sayılı ilk hükme yönelik aleyhe temyiz bulunmadığından ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.