Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/12248 E. 2011/10050 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/12248
- Karar No
- 2011/10050
- Karar Tarihi
Resmî belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçlarından sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1-3, 43/1, 158/h-j-son, 168/4, 62, 52/2. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün, 1 yıl 3 ay hapis ve 20.000 yeni Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/05/2008 tarihli ve 2007/76 esas, 2008/149 sayılı kararının Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 15/04/2009 tarihli ve 2009/811 esas, 2009/4248 karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 01/10/2009 tarihli ve 2007/76 esas sayılı kararına itirazın reddine dair İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/02/2010 tarihli ve 2010/270 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 23/3. maddesindeki "Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz" şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun'un 318/1. maddedeki "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, ilk kararı veren heyetin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir heyetin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği hususu gözetilmeden itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 19.07.2010 gün ve 2009/8965-47670 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 11.08.2010 gün ve KYB.2010-183346 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: Yargılamanın yenilenmesine ilişkin hükümleri düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Yenileme isteminin kabule değer olup olmadığı kararı ve mercii” başlıklı 318. maddesinin (1) numaralı fıkrasında; “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir” şeklindeki düzenleme mevcut olup, aynı Yasanın “Yargılamaya katılamayacak hâkim” başlıklı 23. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da “Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz” hükmü getirilmiştir. 5271 sayılı CMK’nın 23. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile ilgili olarak, Komisyon Gerekçesinde de; “Tasarının 24 üncü maddesine, yargılamanın yenilenmesi talebi halinde de, önceki yargılamada görev yapan hâkimin aynı işte görev alamayacağı şeklinde üçüncü fıkra eklenmiştir. Böylece, aynı uyuşmazlık hakkında daha önce kanaatini belirtmiş olan hâkimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek, hâkim tarafsızlığı bu yönüyle de sağlanmak istenmiş ve 23 üncü madde olarak kabul edilmiştir ” biçimindeki gerekçe mevcuttur. Anılan Yasa hükümleri ile önceki yargılamada görev yapan hâkimin, yargılamanın yenilenmesi talebi gelmesi halinde artık bu davaya bakamayacağı öngörülerek, bu suretle hâkimin tarafsızlığının sağlanması amaçlanmıştır. Somut olayda; İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2008 gün ve 2007/76 Esas, 2008/149 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine önceki yargılamada görev yapan (20709) sicil sayılı mahkeme başkanı ile (36079) sicil sayılı üye hakimin, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair aynı mahkemenin 01.10.2009 gün ve 2007/76 esas sayılı kararına 5271 sayılı CMK’nın 23. maddesinin (3) numaralı fıkrasına aykırı olarak iştirak ettiği anlaşılmakta; anılan karara vaki itirazın bu yönden kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir. Bu itibarla, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde bulunduğundan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.10.2009 gün ve 2007/76 esas sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2010 gün ve 2010/270 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, gereğinin mahkemesince takdir ve ifasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 15.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.