Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2010/10809 E. 2011/5604 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2010/10809
Karar No
2011/5604
Karar Tarihi

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan sanıklar ... ve ...'nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 205, 62/1, 52.maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1.500 yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5-8.maddesi gereğince sanık ... hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına dair Kadirli 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 27.01.2009 tarihli ve 2008/232 esas, 2009/13 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 08.09.2003 yerine 08.09.2004 olarak yazılmasının mahallinde düzeltilebileceği nazara alınarak yapılan incelemede, 1- Hükümlüler ... ve ...'nın resmi nikahlı evli olmalarına karşın, hükümlü ...'nın şikayetçi ... ile gayriresmi birlikteliğinden dünyaya gelen ...'yı evlilik birliği içerisinde doğmuş gibi kendi adlarına nüfusa kaydettirme şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, 765 sayılı TCK.nın 342/1 veya 5237 sayılı TCK.nın 204/1.maddesinde düzenlenen memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde 5237 sayılı TCK.nın 206/1.maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesinde, 2- Kabule göre de, sanıkların eylemlerini cezai yaptırıma bağlayan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 343/2.maddesinde yazılı cezanın nev'i ve miktarına göre, suçun işlendiği 08.09.2003 tarihi ile kamu davasının açıldığı 23.10.2008 tarihi arasında 765 sayılı Kanun'nun 102/5.maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğunun gözetilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 05.06.2010 gün ve 2009/6651/36182 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 24.06.2010 gün ve KYB.2010146726 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: İncelenen dosya içeriğine göre; 5271 sayılı Yasanın 231. maddesinin 5. fıkrasında “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder” şeklindeki düzenleme nedeniyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.04.2009 gün ve 2009/64 Esas, 2009/83 karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere; hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar, ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan ve olağanüstü yasa yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan hükümdeki hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yasa yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu itibarla; açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün, hükmün açıklanması, düşme kararı verilmesi veya yeni bir mahkûmiyet hükmünün tesisinden sonra temyiz incelemesine konu olabilmesi, temyiz yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde ise, koşulları bulunduğu taktirde kanun yararına bozma yasa yolu ile incelenebilme olanağının mevcut oluşu ve ancak bu aşamada hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkların denetlenebilecek olması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği hallerde açıklanmayan hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yasa yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmadığı cihetle sanık ... hakkında ihbarnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmediğinden, hükümlüler ...'nın ise sanık ... ile resmi nikâhlı evli olmasına karşın, hükümlü ...’nın şikayetçi ... ile gayriresmi birlikteliğinden dünyaya gelen ...’yı evlilik birliği içerisinde doğmuş gibi kendi adlarına nüfusa kaydettirme şeklinde gerçekleşen eyleminin, 765 sayılı TCK’nın 342/1 (5237 sayılı TCK’nın 204/1.) maddesinde düzenlenen memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturduğu, bu nedenle hükümlü ... hakkında zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmakla, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamenin ikinci bendindeki düşünce yerinde görülmediğinden CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamenin birinci bendindeki düşünce hükümlü ... yönünden yerinde görüldüğünden Kadirli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.01.2009 gün ve 2008/232 Esas, 2009/13 sayılı kararının CMK'nın 309/4-c maddesi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak koşuluyla BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 08.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2010/10809, K. 2011/5604, T. 08.07.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2010-10809-e-2011-5604-k-14f327e6f291