Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/14861 E. 2011/1591 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/14861
- Karar No
- 2011/1591
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : 5237 sayılı Kanunun 157/1, 62 (4 kez), 63.mad.uy.40 ay hp ve 6664.00 YTL.apc, tutukluluğun mahsubu Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunması nedeniyle 5728 sayılı yasa ile değişik CMK.nun 231.maddesinden yararlanamayacağı anlaşılan sanık hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1-)Hükmün gerekçesinde 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 230. maddesine uygun biçimde, suç oluşturduğu kabul edilen eylem gösterilerek nitelendirmesinin yapılması, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile C.Savcısının esas hakkındaki görüşünün yazılması, kararın gerekçe bölümünde 5252 Sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı TCK.nun ilgili tüm hükümleri ile sonradan yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK.nun tüm hükümleri ayrı ayrı uygulanıp, cezaların kişiselleştirilmesinden sonra elde edilecek sonuçların denetime imkan verecek şekilde karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden bu kurallara uyulmaksızın ve gerekçesiz olarak hüküm kurulması, 2-)Berber olan katılan ...'in dükkanına müşterisi olarak gittiğinde kendisini harita mühendisi olarak tanıtarak, belediyede çalıştığını söyleyen sanığın, hazine arazisi üzerinde bulunan evlerinin tapusunu almalarına yardımcı olacağına inandırdığı katılan ... ile onun annesi, kardeşi ve eniştesi olan diğer katılanlarla aynı anda temasa geçip, paralarını almasından ibaret olayda, dolandırıcılık suçunun aynı yer ve zamanda işlenmesi nedeniyle teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, suçun her bir katılan yönünden ayrı ayrı oluştuğunun kabulüyle yazılı şekilde uygulama yapılması, 3-Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye neden olunması, 4-5237 Sayılı TCK.nun 52.maddesi gereğince, adli para cezası gün olarak belirlenip, artırım ve indirimlerin yapılmasından sonra bulunacak miktarın aynı maddenin 2.fıkrası gereğince 20-100 TL arasında belirlenecek miktar ile çarpılması suretiyle sonuç adli para cezasının belirlenmesi yerine, yazılı şekilde uygulama yapılarak TCK.nun 61/8 maddesine aykırı davranılması, 5-Yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden bir gün 40 TL.den çarpılarak adli para cezasının tayini, 6-5275 sayılı Yasanın 99.maddesi uyarınca her bir suç diğerinden bağımsız olup ayrı ayrı hüküm kurulması ve cezanın şahsileştirilmesinin her suç için ayrıca değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde tek bir ceza tayini, 7-TCK.nın 50, 51 ve CMK.nın 231.maddesinde kabul edilen cezanın şahsileştirilmesi hallerinin birbirinden ayrı ve farklı nedenlere dayandığı gözetilmeden, cezalar içtima edildikten sonra yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden yasadaki ibarelerin tekrarının gerekçe olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.