Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/14617 E. 2010/1976 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2009/14617
Karar No
2010/1976
Karar Tarihi

Resmi evrakta sahtecilik suçundan sanıklar ... ve ...'nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 342/2 ve 59/2. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 10 ay 20 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair, Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesinin 27/12/2001 tarihli ve 2001/123-562 sayılı kararının infazı sırasında, 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, anılan Kanun'un 204/1-3, 43 ve 62. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/06/2005 tarihli ve 2001/123-562 sayılı ek kararını kapsayan tüm dosya kapsamına göre. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." seklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişisellestirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 26/09/2004 tarihinde kabul edilerek, 12/10/2004 gün ve 25611 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 5328 sayılı Kanun uyarınca 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, anılan Kanun'un 62. maddesi 1. fıkra 2. cümlesindeki takdiri indirim oranı ilk önce 1/5 olarak düzenlenmiş ise de, Kanun'un yürürlük tarihinden önce 31/03/2005 tarihli ve 25772 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5328 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesindeki bu oran 1/6 olarak değiştirilmiş ve 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olmakla, yürürlük tarihinden önceki 1/5 oranının kazanılmış hak teşkil etmeyeceği gözetilmeden, sanıklar hakkında verilen cezalardan 1/6 yerine 1/5 oranında indirim yapılmasında, isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 10.06.2009 gün ve 2007/6054/31077 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 24.06.2009 gün ve KYB.2009/154769 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 13.05.2008 gün ve 2008/66 esas, 2008/112 sayılı kararında da açıklandığı üzere; 5252 sayılı Yasanın “Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” başlıklı 9. maddesinin üçüncü fıkrasında; “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklinde lehe kanunun saptanmasında başvurulacak yöntem düzenlenmiş olup, bu hüküm uyarınca, kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki kanunun ilgili tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerekli kılmaktadır. Kesin yargı haline gelmiş bir hükümde sonradan yürürlüğe giren ve lehte hükümler içeren kanuna dayalı bulunan değişiklik yargılamasında, her iki kanunun ilgili tüm hükümleri, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya uygulanmak suretiyle belirlenmeli, bu belirleme herhangi bir inceleme, araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılmasının gerekmediği; eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması, önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerde, evrak üzerinde; Sonraki kanun ile; suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmiş olması, cezanın tayininde 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi gözetilerek cezanın tayin ve taktiri önceki hükümde cezanın asgari haddin üzerinde tayini nedeniyle bu olguların 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi uyarınca tartışılması artırım ve indirim oranlarının belirlenmesi seçimlik cezalardan birinin tercihinin söz konusu olması, seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerin değerlendirilmesinin gerekmesi, durumlarında ise duruşma açılarak değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu değerlendirme yapılırken hükmün gerekçe bölümünde yukarıda belirtilen ilkelere uygun olarak, her iki kanuna göre uygulama ve sonuçları yasal dayanakları ile birlikte belirtilmeli, lehe kanunun hangisi olduğu saptandıktan sonra, hüküm fıkrasında; lehe olduğu kabul edilen yasa ilgili tüm hükümleriyle birlikte olaya uygulanmak suretiyle hüküm tesis edilmelidir. Ancak duruşma açılarak yargılama yapılsa da bu yargılamanın sonraki kanunun lehe hükümlerinin saptanması ve uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile sınırlı ve kendine özgü bir yargılama olduğu unutulmamalı, lehe kanunun tespiti amacıyla yapılan yargılamada, önceki karar dışına çıkılmamalı, kesinleşen karardaki suça uygulanması olanağı bulunan 5237 sayılı TCK hükümlerinin tamamının uygulanarak bulunacak cezaların karşılaştırılıp lehe yasanın saptanması ile yetinilmelidir. Somut olayda mahkemece evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda 5237 sayılı TCK hükümlerinin hükümlü lehine olduğu kabul edilmek suretiyle hükümlülerin, aynı Kanunun 37/1. maddesi delaletiyle 204/1-3, 43/1, 62. maddeleri uyarınca sonuçta 3’er yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, haklarında 53. maddenin uygulanmasına karar verilmiştir. Ancak, evrak üzerinde inceleme yapılmasını yeterli kılan, eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması ve önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi koşullarının gerçekleşmemesi karşısında, mahkemece evrak üzerinde inceleme sonucunda karar verilmesi yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamenin birinci bendindeki düşünce bu itibarla yerinde görüldüğünden Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.06.2005 gün ve 2001/123-562 sayılı ek kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, bozma nedenine göre ihbarnamenin ikinci bendindeki bozma isteminin incelenmesine şimdilik yer olmadığına dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 26.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/14617, K. 2010/1976, T. 26.02.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2009-14617-e-2010-1976-k-09c950e655f2