Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2009/12107 E. 2010/1511 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2009/12107
Karar No
2010/1511
Karar Tarihi

213 sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan sanık ...'ın aynı Kanun'un 359/a-2, b-1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır ö.Asliye Ceza Mahkemesinin 03/11/2008 tarihli ve 2007/251 esas, 2008/413 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre; Sanığın, suç tarihi olan 16/08/2006 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-2, b-1. maddesinin 23.01.2008 tarih ve 5728 sayılı Kanunun 276. maddesiyle değişik önceki hükmünün alt sınırı olan 18 ay hapis cezası ile cezalandırılması gerekirken, aleyhine olan sonraki değişiklikle 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılıp indirimlerin de bu ceza üzerinden yapılmak suretiyle sanığa fazla ceza hükmolunmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 05.05.2009 gün ve 2009/5158/26312 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 21.5.2009 gün ve KYB.2009/122547 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: Kanun yararına bozma, kesin olan yada temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Hukuki değerden yoksun bir kararın temyizen veya yasa yararına incelenmesi olanaksızdır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun "tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" konu başlıklı 21. maddesi; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkra uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar” hükmünü taşımaktadır. Anılan Yasanın uygulanmasına yönelik olarak çıkarılan Tebligat Tüzüğü’nün de konuya ilişkin 28. maddesinin birinci fıkrasında ise tebliğ yapılacak muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiç biri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerektiği düzenlenmiştir. İncelenen dosya içeriğine göre; yokluğunda verilen 03.11.2008 gün ve 2007/251 esas, 2008/413 sayılı kararın sanığa Tebligat Tüzüğünün 28. maddesine aykırı olarak, adreste bulunmama nedeni evraka yazılmadan Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca usulsüz olarak tebliğ edilmiş olup, sanığın bu karara karşı başvuru hakkı ortadan kalkmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2008 gün ve 2007/251 esas, 2008/413 sayılı kararı henüz kesinleşmediğinden, kanun yararına bozma isteminin CMK’nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, tebliğ işleminin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 19.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2009/12107, K. 2010/1511, T. 19.02.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2009-12107-e-2010-1511-k-8e4338f35e41