Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2008/19942 E. 2010/468 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2008/19942
Karar No
2010/468
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Sanığın (iki kez ) 5237 s. TCK. nun 158/1-e, 62/1, 50, 52, 53, 51. maddeleri gereği 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 ytl apc ile cezalandırılmasına, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına ve ertelemeye dair. I)Sanığın 2001 yılı DGD ödemesi nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair hükme yönelik, sanığın temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabii olduğu, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 27.03.2002 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2 maddeleri gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, II)Sanığın 2002 yılı DGD ödemesi nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine dair hükme yönelik, sanığın temyiz itirazlarına gelince; Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, 765 ve 5237 sayılı TCK. nun hükümleri olaya uygulanarak birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenip sonucuna göre hüküm kurulmuş, 5728 Sayılı Yasa ile değişik CMK. nun 231. maddesinin, şartları oluşmadığından, uygulanamayacağına karar verilmiş ve verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak: Doğrudan Gelir Desteği Ödemesi Yapılmasına ve Bu Amaçla Çiftçi Kayıt Sisteminin Oluşturulmasına İlişkin ilgili yıla ait 2002/41 sayılı tebliğin 14. maddesi uyarınca kadastro geçmemiş yerlerde ödeme yapılabilmesi için fiilen tarımsal faaliyette bulunulması zorunlu olup bu hususun yetkililer tarafından "yerinde" belirlenmesi gerektiği ve Doğrudan Gelir Desteği Projesi Tespit Komisyonu 2002 yılı Keşif Raporunu düzenleyen komisyon üyelerinin arazilerin teknik aletlerle ölçülmediğini, beyanlara göre tahmini ölçüm yapılıp rapor düzenlendiğini belirtmeleri karşısında, bu tespitlerin anılan tebliğdeki usul ve yönteme uygun olarak yerinde ölçüm ve keşif şeklinde olmadığı bu halde somut olayda yapılan hareketlerin aldatmaya yeterli olmayıp dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmamış ise de sanığın; 95 dekar arazide tarım yapmış gibi aynı tebliğin 15.maddesine göre istenen "arazi işleme ve üretim belgesi" ve sair belgeleri düzenlettirip ilgili kuruma vermek suretiyle kullanmaktan ibaret eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 355.maddesi delaletiyle 356.maddesinde tanımlanan suça uyduğu nazara alınmadan yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, Kabule göre de; Mahkum olduğu kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin hak yoksunluklarının uygulanamayacağı, takdire bağlı olan (e) bendi dışındakiler yönünden ise, 53/2 maddesi uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2008/19942, K. 2010/468, T. 04.02.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2008-19942-e-2010-468-k-0adcae685a37