Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2008/12659 E. 2012/2622 K.

Konu: Sahtecilik, Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2008/12659
Karar No
2012/2622
Karar Tarihi
Konu
Sahtecilik, Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahtecilik, dolandırıcılık HÜKÜM : 1- ...: Sanığın, 5237 sayılı TCK. nun 157/1, 62, 52/2, 53. maddeleri gereği 10 ay hapis ve 200,00 YTL adil para cezası ile cezalandırılmasına ve belli hakları kullanmaktan yasaklanmasına dair. ...: Sanığın, sahtecilik suçundan 5237 sayılı TCK. nun 204/1-3, 43/1, 62, 53. maddeleri gereği 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve belli hakları kullanmaktan yasaklanmasına, Dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı TCK. nun 157/1, 62, 52/2, 53. maddeleri gereği 10 ay hapis ve 200,00 YTL adil para cezası ile cezalandırılmasına ve belli hakları kullanmaktan yasaklanmasına dair 1- Sanıklar müdafiinin, sanık ...’in resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükme yönelik temyizinin incelenmesinde; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın “Suçun niteliğinin değişmesi” başlığını taşıyan 226. maddesinin birinci fıkrasında; sanığın, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemeyeceği, ikinci fıkrasında da cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması durumunda aynı hükmün uygulanacağı belirtilmiş olup, üçüncü fıkrasında ise ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verileceği ve nihayet son fıkrasında da bu bildirimlerin varsa müdafie yapılacağı, müdafiin de sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanacağı hüküm altına alınmış olup, incelenen dosya içeriğine göre; sanığın, suça konu aracın gerçek sahibi ... adına sahte kimlik düzenlettirip, araç ruhsatındaki kimlik bilgileri ile nüfus cüzdanındaki bilgilerin birbiri ile uyum sağlamasından sonra, bahsi geçen aracı Mersin 5. Noterliğine düzenlettirdiği 41407 yevmiye sayılı sahte satış sözleşmesi ile şikayetçi ...’e sattığının iddia olunması karşısında; iddianamede kanuni unsurları gösterilen resmi belgede sahtecilik suçunun değindiği kanun maddesinin de isabetli biçimde gösterilmiş olması ve cezanın teselsül nedeniyle artırılmasını gerektiren durumun ise ilk kez duruşmada ortaya çıkmayıp, esasen iddianamede de suçun teselsül ettiğinin belirtilmiş bulunması nedeniyle, tebliğnamedeki 765 sayılı TCK’nın 80 (5237 sayılı TCK’nın 43/1) maddesinin uygulanmasından dolayı sanığa ek savunma hakkı verilmemesi nedeniyle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Ceza süresi itibariyle 5728 sayılı Yasayla değişik CMUK’nın 231. maddesinin uygulanması olanağı bulunmayan sanık hakkında toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre; sanığa yüklenen teselsülen resmi belgede sahtecilik suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin sübutun bulunmadığına, suçun manevi unsuru itibariyle oluşmadığına, yargılamanın mükerrer olduğuna ve teselsül hükümlerinin uygulanmasının yasaya aykırı bulunduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 2- Sanıklar müdafiinin, sanıklar ... ve ...’ın dolandırıcılık suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin hükme yönelen temyizinin incelenmesine gelince; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen "dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki "dolandırıcılık” suçundan açılan kamu davasının, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 01.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2008/12659, K. 2012/2622, T. 01.03.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2008-12659-e-2012-2622-k-348179194a46