Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/799 E. 2025/110 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/799
- Karar No
- 2025/110
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/96 E., 2021/379 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı, davalı ... ve davalı ... İnşaat Tic. San. A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının 19.07.2006 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği gibi kendilerinin kazadan sorumlu olmadıklarını, anlaşmalarının ... - ... Adi İş Ortaklığı ile olduğunu, ... Tahmil Tahliye İnş. Hafriyat Nakliye Şirketi adında müvekkili kuruluşun çalıştığı onaylı bir taşeronun da bulunmadığını, Yargıtay içtihatlarında anahtar teslimi işlerde ihale yapan makamın sorumlu tutulamayacağının kabul edildiğini belirtilerek, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... İnşaat - İnşaat Malzemeleri vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği gibi kendilerinin kazadan sorumlu olmadıklarını, müvekkili kuruluş ile - ... A.Ş ile aralarında Adi İş Ortaklığına dayalı bir anlaşmanın olduğunu, tüzel kişiliklerinin olmadığını, bu nedenle müvekkil kuruluşun davalı olamayacağını, sorumluluğun ... Tahmil Tahliye İnş. Hafriyat Nakliye Şirketine ait olduğunu, müvekkili kuruluşun çalıştığı taşeron olmadığını belirtilerek, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. 3.Davalılar ... Tahmil Tahliye İnş. Hafriyat Nakliye - ... ve ... İnşaat A.Ş cevap dilekçesi sunmamıştır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 11.11.2015 tarihli ve 2008/103 Esas, 2015/235 Kararı sayılı kararı ile 1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 93.529,16 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 19.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 11.11.2015 tarihli ve 2008/103 Esas, 2015/235 Kararının davacı ve davalılardan ..., ... İnş. Malz Tic. A.Ş ile ... İnş. Tic. ve Sanayi Anonim Şirketi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 06.02.2018 tarihli ve 2016/6492 Esas, 2018/855 Kararı ile "...Somut olayda, Kurum tarafından davacının sürekli iş göremezlik derecesinin % 17 olarak belirlendiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun ise % 30,2 olarak belirlediği, şu halde yukarıda belirtilen prosedür izlenerek sürekli iş göremezlik derecesi tespiti yapılmadığı anlaşılmış olup söz konusu hüküm bu yönleri ile usul ve yasaya aykırıdır. Yapılacak iş, Kurum raporu ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi Raporu arasındaki çelişkinin Adli Tıp 2. Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle giderilmesinin ardından oluşacak sonuca göre bir karar vermektir..." gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 21. Hukuk Dairesi nezdinde yapılan incelemesi sonucunda dosya kapsamına alınan maluliyet raporları arasında bulunan çelişkiyi gidermek amacıyla Adli Tıp İkinci Üst Kurulundan talep edilen rapor neticesinde düzenlenen 03.05.2019 tarihli mütalaa ile davacının davalıya ait iş yerinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle %30.2 oranında maluliyetinin bulunduğuna ilişkin tespitin yapıldığı, bu doğrultuda hesaplamalar için TRH 2010 tablosunun isabetli şekilde esas alındığının anlaşıldığı, aktüerya bilirkişisi tarafından dosya kapsamına sunulan raporun bilimsel ve hukuki verilere dayanılarak hazırlandığı ve hükme esas almaya uygun olduğu kanaatine varılmakla, bozma öncesi davacı vekillerince sunulan 13.08.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam talep miktarının 180.135,00 TL olduğundan, taleple bağlılık ilkesi uyarınca bilirkişice hesap edilen fazlaya hükmetmenin mümkün olmadığı, aynı doğrultuda davacının meydana gelen kaza nedeniyle bedensel bütünlüğünün zedelenmiş olması, yaşanan elem ve kederin boyut ile ağırlığı da dikkate alınarak davacının manevi tazminata hak kazandığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle; (1) Davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 1.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 08.09.2006 tarihinden, 179.135,00 TL maddi tazminatın ise ıslah tarihi olan 13.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, (2) Davacı tarafından açılan manevi tazminat davasının kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 08.09.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Hükme konu 180.135 TL maddi tazminatın tamamının haksız fiil tarihi yani kaza tarihi olan 08/09/2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müteselsilen davalılardan alınarak müvekkile verilmesi gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... İnşaat Tic. ve San. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, b. Müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, c. Davacı ...'un, ... İnşaat Tic. ve San. A.Ş’nin söz konusu iş kazası olduğu sırada devam eden işle ilişkisinin olduğuna dair herhangi bir delil sunamadığı için TBK’nın 66. maddesinde yer alan kusursuz sorumluluk hükümlerinin uygulanabilmesi için gerekli olan zararın hizmetin ifası sırasında ve hizmetle ilgili olarak oluşması şartını ispatlayamadığını, d. Dava konusu olayda dosya içerisinden de görüleceği üzere işçilere İş Sağlığı Güvenliği Eğitimleri verildiğinin, işçilere koruyucu emniyet kemeri verildiğinin kanıtlandığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Davacı ...'un, müvekkili kuruluş ...'ın değil kendi beyanından da anlaşıldığı üzere ...-... adi iş ortaklığı taşeronu olan ... Tahmil Tahliye İnş. Hafriyat Nak. Şirketinin işçisi olduğunu, bu manada müvekkili kuruluşun hasım olarak gösterilmiş olmasında hukuki isabetsizlik bulunduğunu, alacağın mesnedi iş anahtar teslimi şeklinde ...-... adi iş ortaklığına ihale edildiğinden, müvekkili kuruluşun sorumluluğunun kabulünün mümkün olmadığını, kaldı ki, davacının çalıştığını iddia ettiği ... Tahmil Tahliye İnş. Hafriyat Nak. Şirketi adında müvekkili kuruluşun çalıştığı onaylı bir taşeronun da bulunmadığını, b. ...-... İnş. Tic. ve San. A.Ş. ile müvekkili kuruluş ... tarafından imzalanan Yapım İşleri Genel Şartnamesi 7. Bölümü, çalışanların kazaya uğramaları başlıklı 37. maddesine göre "Yüklenicinin 9. madde hükümlerine göre tedbirler almasına rağmen olabilecek kazalarda; yüklenicinin işçi ve personelinden kazaya uğrayanların tedavilerine ilişkin giderlerle kendilerine ödenecek tazminat yükleniciye aittir. Ayrıca işçi ve personelden iş başında veya iş yüzünden ölenlerin def'in giderleri ile ailelerine ödenecek tazminatta yüklenici tarafından karşılanır. Yüklenici bu hususta yürürlükte bulunan genel hükümlere uyacaktır." şeklinde hüküm altına alındığını, c. 02.12.2013 tarihli Kusur Bilirkişisi Raporunda vekil eden kuruluş ... A.Ş'nin kusurunun olmadığının tespit edildiğini, fakat Mahkemenin hesap raporuna dayanarak davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu kabul ettiğini belirterek, kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir. 1.Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. 2.İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. 3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makineleşmenin artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. 4.İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. 5.Anayasanın 17. maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” hükmü getirilerek yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir. 6.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332. maddesinde; “İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icabeden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur.” “İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur.” aynı Kanun'un 98/2. maddesinde "Haksız fiillerden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler, kıyasen akde muhalif hareketlerede tatbik olunur." hükmüne yer verilmiştir. 7.Bu maddeye göre işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve iş yerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun "İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri" kenar başlıklı 77. maddesinin 1. fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre; "İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler." düzenlemesi yer almıştır. 8.Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer. 9.Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. 10.Mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Diğer yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20/03/2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) 11.Uyuşmazlık davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin, bir başka ifade ile asıl işveren-alt işveren (taşeron) ilişkisi olup olmadığı noktasındadır. 12.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davalılar ... ve ... -... Adi İş Ortaklığı arasında düzenlenen sözleşmeye göre Türkiye-Yunanistan Deniz Geçişi Boru Hattı işinin yapımı konusunda anlaştıkları, sözleşmeye göre doğalgaz iletim borularının taşımasının İÇDAŞ tarafından işletilen Lapseki Limanından yapılacağının kararlaştırıldığı, kazalı sigortalının, davalı ...'e ait ... Tahmil-Tahliye İnşaat Hafriyat Nakliye firmasında sapancı olarak çalıştığı, Lapseki limanında, ...'a ait doğalgaz iletim borularının gemiye yüklenmesi çalışması sırasında, vinç tarafından sehpaya kaldırılan borunun bir ucundaki sapanın kazalı sigortalı tarafından çözüldükten sonra sigortalının sehpadan inerek halatları toplama iniş yerine doğru döndüğünde arkadan askıda olan borunun salınması ile sigortalının sol bacak ve ayak kısmı borular arasında kalarak yaralandığı, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olarak kabul edildiği, aynı olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücuen tazminat davasında davalı asıl iş veren İÇDAŞ'ın % 30, davalı alt iş veren ...'in %50, kazalı ...'un % 20 oranında kusurlu olduğu kanaatiyle hüküm kurulduğu ve hükmün Yargıtay onaması ile kesinleştiği, eldeki dosyada Mahkemece aldırılan 02.12.2013 tarihli kusur raporunda; gerekli eğitimi vermeyen ve güvenlik koşullarını sağlamayan asıl işveren İÇDAŞ Çelik Enerji Tersane ve Ulaşım San. A.Ş 'nin kazanın meydana gelmesinde %50 kusurlu olduğu, işçileri tarafından yapılan çalışmaları izlemeyen ve denetlemeyen davalı ... Tahmil - Tahliye İnşaat Hafriyat Nakliye - ...'in %30 kusurlu olduğu, davalı ...'ın ve ... - ... Adi İş Ortaklığının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacının ise bu olayda %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Mahkemece davacı ile davalılar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunduğu, asıl işverenin alt işverenin sebep olduğu zararlardan doğan sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu haliyle kusurlu olup olmadıklarına bakılmaksızın tüm davalıların zarardan sorumlu oldukları kanaatine varıldığı gerekçesiyle hüküm kurulduğu, ancak Mahkeme gerekçesinde ...'ın genel ve soyut ifadelerle asıl işveren olarak sorumlu tutulduğu, gerek kusur raporunda gerek Mahkeme gerekçesinde taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin ve dolayısıyla aralarındaki ilişkilerin irdelenmediği, kaza sırasında kullanılan seyyar vincin kime ait olduğunun, kim tarafından kullanıldığının tam olarak belirlenmediği, davalılar ... - ... Adi İş Ortaklığı ve ...'ın sorumlu olup olmadığının usulünce tartışılmadığı anlaşılmakla, dosya kapsamına ve oluşa uygun olmayan kusur raporuna göre karar verilmesi hatalı olmuştur. 13.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; davalılar arasındaki tüm sözleşmelerin celp edilip irdelenmesi sonucu ile kaza sırasında kullanılan seyyar vincin kime ait olduğunu, kiracının kim olduğunu, kim tarafından kullanıldığını, kullanan kişinin işverenini tespit ederek tarafların sıfatlarını, tarafların işin sevk ve idaresindeki rolünü belirletmek, davalılar ... - ... Adi İş Ortaklığı ve ...'ın vinç kiralama ya da iş güvenliği tedbirlerinde doğrudan bir etkiye sahip olup olmadıkları, asıl işveren sıfatını haiz olup olmadığı ile işbu davalılar asıl işveren değilse 3. kişi olarak sorumluluk hükümlerine göre sorumluluğunun tartışılarak, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. 14.O halde, davacı, davalı ... ve davalı ... İnşaat Tic. San. A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, bozma sebebine göre bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 07.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.