Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7631 E. 2024/8716 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7631
Karar No
2024/8716
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/272 E., 2022/484 K. ASIL ve BİR. DAVADA DAVALILAR : 1-... Türk A.Ş. vekili Avukat ... 2-... Kağıtçılık Tic. San ve İml. Ltd. Şti. vekili Avukat Onur Can Kaya TASFİYE MEMURU : ... DAVA TARİHİ : 11.03.2010 KARAR : Kabul Taraflar arasında Mahkemesinde görülen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Kağıtçılık Tic. San. ve İmalat Ltd. Şti.'ye ait işyeri sigortalılarından ...'ın geçirdiği iş kazası neticesi %58 oranındaki maluliyetine binaen gelire girdiğini, olayın ... Türk A.Ş.'ye ait Oğulbey Köyü/ Gölbaşı/Ankara adresindeki deposunda kağıt ve naylon atık bekleme işinde çalışan sigortalının olay günü pres makinelerindeki atıkları eliyle bastırırken sol kolunu makinaya kaptırması sonucu meydana geldiğini, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, oluşan kurum zararından 19.722,15 TL sinin gelir onay ve sarf tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04.07.2013 tarih ve 2010/278 Esas 2013/634 Karar sayılı kararıyla; 6111 sayılı gereğince taksitlendirme yapıldığı ve davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 10.06.2014 tarih ve 2014/11519 Esas 2014/14269 Karar sayılı ilamı ile Mahkemece, dava konusu edilen borcun yapılandırma kapsamına alınıp alınmadığı araştırılarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni olduğu belirtilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 13.07.2017 tarih ve 2016/495 Esas 2017/281 sayılı kararıyla davanın kısmen kabul kısmen reddine, 572.17 TL'nin sosyal yardım zammına ilişkin peşin sermaye tutarı ile 115.61 TL'lik tedavi yardımına ilişkin tutar yapılandırılarak ödendiğinden söz konusu alacak tutarları açısından davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ... Ticaret A.Ş. ve ... Kağıtçılık Ticaret Sanayi ve İmalat Limited Şirketi yönünden 88.130.71 TL'nin müteselsilen tahsiline, tahsis onay tarihi ve sarf ve ödemelerin yapıldığı tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, ...'nin 88.130.71 TL'nin sadece 19.722,15 TL yönünden diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu tutulmasına, tahsili ile davacıya ödenmesine, tahsis onay tarihi ve sarf ve ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren yasal faiz uygulanmasına, ( tahsilde tekerrür olmamak üzere ) dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Dairenin 12.03.2018 tarih ve 2018/10 Esas 2018/1949 Karar sayılı ilamı ile Mahkemece davalıların konumlarının, başka bir deyişle hangi davalının işveren veya vekili olduğu hususu yeterince irdelenmediği gibi davalı ...’nin üçüncü kişi mi yoksa alt işeveren mi veyahut işveren vekili olup olmadığı hususlarında yeterince araştırma ve irdelemenin bulunmadığı bu nedenle Mahkemece yapılacak işin, varsa ceza dosyasının da celbedilip hem ceza dosyası üzerinden alınan kusur raporunun hem de tazminat dosyasındaki bilirkişi raporunun dikkate alınarak, davalıların konumlarının da belirlenerek dava konusu iş kazasında; iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı yönlerinin yargısal denetime elverir biçimde irdelenip, oluşa ve işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına uygun kusur durumlarını saptayan kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hususlarına değinilmiştir. C. Üçüncü Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 14.07.2020 tarih ve 2018/409 Esas 2020/188 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü, kısmen reddine, birleşen davanın kabulüne; davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne, a)88.130,71 TL peşin sermaye değerli gelirin gelir bağlama onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Davalı ...Ş. ve davalı ... Kağıtçılık Tic. San ve İml. Ltd. Şti.'nden müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, b)Sosyal yardım zammı ve tedavi giderleri yönünden davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı davacı Kurum ve davalılardan ... A.Ş. VE ... Kağıt San. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Dairenin 06.10.2021 tarih ve 2021/3952 Esas 2021/11739 Karar sayılı ilamı ile Mahkemece davalıların konumlarının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine işaret edilmiştir. D. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne; Kurum zararı olan; 88.130,71 TL peşin sermaye değerli gelirin, gelir bağlama onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, sosyal yardım zammı ve tedavi giderleri yönünden davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiğini, asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; davalı ...Ş. ile diğer davalı ... Kağıtçılık Ticaret San. ve İmalat Ltd. Şti. arasında 09.01.2004-31.12.2004 tarihlerini kapsayan Hurda Atık Sözleşme konusunun, ... A.Ş.'nin Ankara bölgesi mağazalarından çıkan hurda, karton, naylon, tenekenin yüklenici tarafından belirtilen fiyat ve şartlarda satın alınması işi olduğu, eldeki davaya konu iş kazasının davalı ... Kağıtçılık Ticaret San. ve İmalat Ltd. Şti. çalışanı ...'ın 09.04.2004 tarihinde pres makinası üzerinde bulunan kağıtları sol eliyle makinanın içine bastırırken sol kolunu makineye kaptırması sonucu yaralanarak, %58 oranında sürekli iş göremezliğe uğraması şeklinde sonuçlandığı, Mahkemece bozma sonrası yargılamada davalı ...Ş.'nin asıl işveren olarak %20, diğer davalı ... Kağıtçılık Ticaret San. ve İmalat Ltd. Şti.'nin alt işveren olarak %80 oranında kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle asıl işveren-alt işveren kavramlarının açıklanması gerekmektedir. 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İşyerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davaya konu iş kazasının gerçekleştiği tarihte, davalı şirketler arasında imzalanan hurda atık sözleşmesinin nitelik itibariyle satış sözleşmesi olduğu, Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz edilebilmesi için alt işverenin asıl işle, bölüm ve eklentilerinde iş alması, kendi nam ve hesabına sigortalı çalıştırması gerektiği, bu bağlamda davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Mahkeme kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, Peşin yatırılan temyiz harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7631, K. 2024/8716, T. 18.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-7631-e-2024-8716-k-e67c2f291c22