Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7602 E. 2024/9664 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7602
- Karar No
- 2024/9664
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/227 E., 2024/83 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili ve davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı işveren yanında 02.04.1984 tarihinde işe başlayıp, davalı işverence SGK kaydının yapıldığına ilişkin ... sigorta sicil kartının teslim edildiği, davalı işveren yanında çalıştığı 3 aylık hizmetinin diğer davalı Kurum kayıtlarında görünmediği iddiasıyla davalı işveren yanında 02.04.1984 tarihinde başlayıp 3 ay süren çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çalışmasına ilişkin belgelerin verilip verilmediğinin araştırılması gerektiği, 5 yıllın hak düşürücü sürenin geçtiği, çalışma olgusunun ispat edilmesi gerektiği, davacı ile diğer davalı işverenin kusurlarının Kuruma yüklenemeyeceği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı işveren aşamalarda özetle; davacının işyerinde çalışmasının bulunmadığı ve zamanaşımı süresinin geçtiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 20.03.2017 tarihli ve 2012/758 Esas, 2017/71 Karar sayılı kararla davacı imzasının yer aldığı işe giriş bildirgesi davalı Kurumda işlem görmekle hak düşürücü süre savunmasının yerinde olmadığı, ... sicil sayılı dosyada işlem gören ... Sokak No: ... adresinde kurulu "döşemecilik işi" işyerinin 15.01.1988 - 30.09.1998 tarihleri arası 506 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu, bu tarihten sonra kanun kapsamından çıkartılarak iz / imha kapsamında işlemden kaldırıldığının belirtildiği, davalı işverenin duruşmadaki beyanıyla işyerinin 1982 - 1990 yılları arası faaliyet gösterdiğini belirttiği, yine Vergi dairesi kayıtlarına göre davalının az önce belirtilen adreste 01.01.1982 - 25.08.1990 tarihleri arası faaliyet gösterdiğinin belirtildiği, bu işyerinden 05.06.1966 doğumlu davacı adına düzenlenmiş ... sigorta sicil nosuna göre 02.04.1984 tarihinde işe başladığını gösterir ilk işe giriş bildirgesinin Kuruma yasal süre içinde intikal ettiği, davacıya verilen sigorta sicil numarasının 1984 yılı serilerinden olduğu, davacıya Kurumca verilmiş sigorta sicil kartı olduğu, Kurumca davacıya 1984/ I. dönem bordroları olmadığından davacı adına prim ve hizmet bildirimi bulunmaması nedeniyle davacının işyerinde geçen hizmetlerinin Kurumca tespit edilemediğinin bildirildiği, zabıta araştırması ile kamu tanığı tespit edilemediği, işyeri şahsi sicil dosyası sunulmadığı, dönüm bordrosu verilmediğinden bordro tanığı tespiti ve dinlenmesi mümkün olmadığı, tanık ... beyanında özetle, davalıya ait işyerinde 1984 yılında işe başlayıp 3 yıl kadar çalıştığını, davacının bu işyerinde kendisinden önce bir dönem çalışıp ayrıldığını, tarihleri bilmediğini belirttiği, ancak SGK kayıtlarına göre tanığın davalı işveren üzerinden sigorta bildirimi olmayıp, bahsettiği çalışmaların dava dışı ...'ya ait işyeri üzerinden göründüğü, davacı tanığı ... beyanında özetle, davalıya ait işyerinin karşısında kendisine ait dükkan olduğunu, köylüsü olan davacının 1984 yılı gibi davalı işyerinde 3 ay çalışıp ayrıldığını bildirdiği, işe giriş bildirge aslı getirtildiği, davacının imza incelemesine esas imza örnekleri, imzasının yer aldığı belge asılları getirtildiği, grafoloji konusunda uzman bilirkişiden aldırılan rapor ile davacı ... adına imzalanmış 02.04.1984 tarihli işe ilk giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olduğu bildirildiği, toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde işe giriş bildirgesi verilip, Kurumda işlem görmesi de gözetildiğinde yerleşik Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere en azından bir gün çalışmaya karine teşkil ettiği, ancak davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 108. maddesi olup, anılan Kanunun 60/G maddesinde, “bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü karşısında, davacının, aynı Kanunun Geçici 54 üncü maddesi kapsamında 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi tescilinin bulunmadığı da nazara alınarak, 05.06.1966 doğumlu olan davacı yönünden, sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 05.06.1984 tarihi olduğunun ve 02.04.1984 tarihindeki 1 günlük çalışmaya yönelik ödenecek sigorta priminin prim ödeme gün sayısının hesabına dahil edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının 506 sayılı Kanunun 60-G maddesine göre sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği, 05.06.1984 tarihi olduğunun ve 02.04.1984 tarihindeki 1 günlük çalışmaya yönelik ödenecek sigorta priminin prim ödeme gün sayısının hesabına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine, karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 20.03.2017 tarihli ve 2012/758 Esas, 2017/71 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından 20.03.2017 tarihli ve 2017/1119 Esas, 2017/1103 Karar sayılı kararı ile tüm dosya kapsamından ve özellikle işe giriş bildirgesinin süresinde Kuruma verilmesi, iş giriş bildirgesindeki imzanın davacının eli ürünü olması, sonradan davalı işyerinde çalışmaları bildirilen tanık beyanları, davacının sonraki çalışmalarının, adına işe giriş bildirgesi verilen işyerindeki çalışmalar ile aynı nitelikte çalışması dikkate alındığında davacının hüküm altına alınan şekilde 1 günlük çalışmasının olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 20.03.2017 tarihli ve 2017/1119 Esas, 2017/1103 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince 29.03.2018 tarihli ve 2017/5405 Esas, 2018/3060 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 05.05.1966 doğumlu,davacının bildirgedeki işe giriş tarihi olan 02.04.1984 tarihinde 17 yaşında olduğu, işe giriş bildirgesinin ... Sokak No:...adresindeki, ... unvanlı ve sicil numarası dava dışı ...’a ait olan ... sicil numaralı işyerinden 04.05.1984 tarihinde ... varide sayısı ile Kuruma verildiği, sigorta sicil numarasının 1984 yılı serilerinden olduğu, aynı tarihli sigorta sicil kartı sureti sunulduğu, ... 812 sicil sayılı dosyada işlem gören ... Sokak No:... adresinde kurulu " döşemecilik işi " işyeri ... adına, 15.01.1988 - 30.09.1998 tarihleri arası 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu, bu tarihten sonra kanun kapsamından çıkartılarak iz / imha kapsamında işlemden kaldırıldığı, 1984 dönem bordrosuna rastlanmadığı, ... sicil numaralı işyerinden 1984/ I. Dönem dönem bordrosu verilmediği, davacının hizmet cetvelinde çalışmasının 1992 yılında başladığı, davalı işverenin 01.01.1982 - 25.08.1990 tarihleri arasında vergi mükellefi olduğu, ... Sokak No:... adresinde faaliyet gösterdiğinin bildirildiği, bilirkişi paporunda; 02.04.1984 tarihli işe ilk giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olduğunun bildirildiği, dinlenen iki tanıktan birinin komşu işyeri tanığı olduğunu iddia ettiği ancak sigorta kayıtları ya da vergi kayıklarının getirtilmediği, diğer tanık ...’ün 1988 yılında ... sicil numaralı işyerinde (işveren ...) 225 gün çalışması olduğu ancak 1984 te... isimli işverenin yanında çalıştığı, eylemli çalışma olgusu yeterli ve gerekli bir araştırmayla sağlıklı bir biçimde belirlenmeden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, Mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Yapılacak iş; işe giriş bildirgesindeki işyeri sicil numarasının davalı işveren ...’ye ait olmadığı üzerinde durularak hususu araştırmak, dinlenen komşu işyeri tanığının sigorta kayıtlarını Kurumdan ve Vergi Dairesinden getirtip beyanlarını sorgulamak, bordro tanığı bulunmaması nedeniyle, Kurumdan, Belediyeden ve Vergi Dairesinden sorulmak suretiyle, ayrıca zabıta marifetiyle sağlıklı bir araştırma yaptırılarak başka komşu işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tespit etmek, tanık olarak bilgilerine başvurmak, sonrasında bu işverenler ve tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının kayıtlarını SGK’dan veya Vergi Dairesinden getirtmek ve bilgileri teyit etmek, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Kanun'un 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir..." 2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı yargılama, Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususlar ve tüm dosya kapsamına göre davacının 02.04.1984 tarihinde ... unvanlı ... sokak no:.../1 .../Ankara adresinde kurulu ... sicil numaralı işyerinde işe başladığına dair ilk işe giriş bildir bildirgesine istinaden davacıya ... sigorta sicil numarasının verildiği, ancak ... sicil numaralı iş yerinin ... unvanlı iş yerine ait olduğu davalı ... adına 11.01.1988 - 30.01.1988 tarihleri arasında kanun kapsamında olan ... sicil numaralı iş yerinin olduğu bu iş yerinin faaliyet adresinin SGK kayıtlarında ... sokak no:.../2 .../Ankara adresi olarak kayıtlı olduğu, ... unvanlı ... sicil numarasıyla işlem gören iş yerinin ise 13.05.1981 - 31.05.1981 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, bu iş yerine ait tescil bilgisinde adresinin .../Ankara olarak kayıtlı olduğu, vergi dairesi kayıtları incelendiğinde ... adına ... sokak no:... /Ankara adresli iş yerinde 01.01.1982 - 25.08.1990 tarihleri arasında döşemeci faaliyetinde dolayı vergi kaydına rastlandığı, davacı adına verilen işe giriş bildirgesinde nizalı dönemde ...'nin faaliyet gösterdiği, davalı ...'nin duruşmadaki beyanınında davacı adına verilen işe giriş bildirgesindeki işveren hanesindeki kaşenin kendisinin işyeri bilgilerine ait olduğunu belirttiği, bozma öncesi dinlenilen tanık ...'ün davalı ... ile dükkanları karşılıklı faal iken köylüleri olan davacının 1984 yılı gibi davalıya ait işyerinde işçi olarak çalışmaya başladığını, 3 ay kadar burada çalıştığını, sonra ayrıldığını belirttiği, 21.03.2023 tarihli celsede davalı ...'nin tanık ... ile karşılıklı olarak bina komşusu olduğunu beyan ettiği, yapılan araştırmalara rağmen davalı ...'nin karşı işyeri komşusu olan tanık ... ile 15.01.1988 - 30.08.1988 tarihleri arasında ... unvanlı iş yerinde çalışan kamu tanığı ... dışında dava konusu dönemle ilgili bilgisi olan tanık bulunamadığı, hem ...'ün hem de ...'ün beyanlarında davacının çekişmeli dönemde davalı ... yanında çalıştığının doğrulandığı, bahsedilen tanık beyanlarıyla davacının talep edilen tarihler arasında fiili çalışma olgusunun ispatlandığı, o dönem hakkında bilgi sahibi olan başkaca komşu işyeri tanıklarının araştırmalara rağmen tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının ...'ye ait ... sicil numaralı işyerinde 02.04.1984 - 02.07.1984 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalıştığının tespiti ile davacının 506 sayılı Kanunun 60-G maddesine göre sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği, 05.06.1984 tarihi olduğunun ve 02.04.1984 - 05.06.1984 tarihleri arasındaki çalışmalarının prim ödeme gün sayısı hesabına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; işverenin dosya tescilinin kabule konu tarihten sonra olduğu, çalışmayı ortaya koyan belge bulunmadığı, hak düşürücü sürenin geçtiği, yalnızca işe giriş bildirgesine dayanarak davanın kabulünün mümkün olmadığı, bildirim yükümlülüğünün işverene ait olduğu, davada fer'i müdahil olmalarının gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının kesinlikle işyerinde çalışmadığı, kırk yık öncesinin tanık beyanları ile hüküm altına alınamayacağı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının 02.04.1984 tarihinden itibaren 3 ay süreyle hizmet akdine tabi çalıştığının tespitine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonucunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak" olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.) 3.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). 4.Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olayda; davacının 02.04.1984 tarihinde bir gün süreyle hizmet akdine tabi çalıştığının tespiti ile fazlaya ilişkin istemin reddine dair ilk karar davacı tarafından temyiz edilmemiş olduğundan; Mahkemece, bozma sonrasında ilk kararı temyiz etmeyen davacı bakımından davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın gözetilmemiş olması isabetsiz olup, bu husus gözetilerek hüküm tesis edilmesi gerekmektedir. 5. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine; 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının; hüküm fıkrası tümüyle silinerek yerine; "Davanın kısmen kabulü ile; 1.Davacının ...'ye ait ... sicil numaralı işyerinde 02.04.1984 tarihinden (1) gün süreyle 506 sayılı Kanun kapsamında günün asgari ücretiyle çalıştığının, davacının 506 sayılı Kanunun 60-G maddesine göre sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 05.06.1984 tarihi olduğunun ve 02.04.1984 tarihinden (1) günlük çalışmasının prim ödeme gün sayısı hesabına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine; fazlaya ilişkin istemin reddine; 2.Hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 42,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 385,30 TL harcın davalılardan SGK harçtan muaf olduğundan davalı ...'den alınarak Hazineye gelir kaydına; 3.Davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 42,30 TL harcın davalılardan SGK harçtan muaf olduğundan diğer davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine; 4.Davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine; 5.Davalı Kurum lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendini vekille temsil ettiren davalı Kuruma verilmesine; 6.Davacı tarafından yapılan toplam 3.652,85 TL yargılama giderinin takdiren 1.826 TL.sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına; 7.Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılan miktar ve gerekçeli kararın taraflara tebliği için kullanılacak miktar düşülmekle, kalan tutarın karar kesinleştiğinde, istek halinde davacıya iadesine;" bentlerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi