Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/7329 E. 2025/2465 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7329
Karar No
2025/2465
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2016/302 E., 2022/50 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2007 yılında Karayollarından ihale yolu ile aldığı Uşak-Banaz-Afyon ve Kızılcasöğüt yollarının onarımı ve Agrega temini ve nakli ile plentmiks temel yapılanması işine ait kayıtların müfettiş tarafından incelenmesi sonucunda müvekkili şirket aleyhine prim ve gecikme zammı salınması üzerine itiraz ettiklerini, yapılan itirazı değerlendiren kurum itiraz komisyonunun itirazlarını reddettiğini, bu nedenle müvekkili aleyhine salınan prim ve gecikme zammı ile ferilerinin iptali talebiyle bu davayı açmak gerektiğini, müvekkili aleyhine prim salınmasının yasaya aykırı bir idari işlem olduğunu, idari işleme dayanak müfettişlik raporunda, prim farkının müvekkili şirket kayıtlarında bulunan sigortalılara ait bildirimlerin, malzemeli işçilik alım faturalarının ve safi işçilik faturalarının geçerli sayılmamasına dayandırıldığını, müfettiş tarafından geçersizlik kararı alınırken faturalar için hiçbir karşıt inceleme yapılmadığını, VUK dışındaki yasal mevzuatta faturaların geçersiz sayılması için bir hüküm bulunmadığını, faturaların VUK kapsamında değerlendirilmesi halinde dahi geçersiz sayılmalarını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını, müfettiş raporunda dosyaya sunulmuş resmi belge ve yazıların dahi "gerçeği yansıtmadığı" gerekçesiyle dikkate alınmadığını, bu değerlendirmelerin tamamen müfettişin şahsi kanaatini yansıttığını ve keyfi olduğunu, ...'ın daimi işçileriyle yapıldığını, ancak raporda işi yapan daimi işçilerin listelenemediğinden ve görevlendirmelerinin bulunmadığından bahisle ....'ın daimi işçilerinin hizmet cetvellerinde görünen sigortalı işçilere itibar edilmediğini, yine raporda sevk irsaliyeleri, taşıma irsaliyeleri ve çalışma belgelerinin ibraz edilmemiş olması gerekçe gösterilerek faturaların değerlendirmeye alınmadığını, dava konusu işe 21.06.2006 tarihinde başlanıp, 08.11.2006 tarihinde bitirildiğini ve bitiş dilekçesinin Kuruma verildiğini, şirket tarafından verilen bitiş raporuna Kurumca itibar edilmeyerek 09.01.2008 tarihinde dosyanın müfettişe sevk edildiğini, işyeri kayıtlarının müfettiş tarafından bekletilerek 2009 yılında incelemeye alındığını ve inceleme sonucunda müvekkiline 3 yılın gecikme zammının tebliğ edildiğini, işin 2006 yılında bitirilmiş olmasına karşın, Kurumun 2010 yılında prim borcu tebliğ ederek 3 yıllık gecikme zammı talep ettiğini, bu durumun alacaklının temerrüdü olduğunu ve bu nedenle Kurumun haksız zenginleştiğini, bu nedenle salınan prim konusunda müvekkili aleyhine karar verilmesi halinde dahi, gecikme zammının primin müvekkiline tebliğ edildiği tarihten sonra işletilmesi gerektiğini iddia ederek, davalı idare tarafından resen tarh ve tebliğ olunan prim, gecikme zammı ve ferilerinin iptaline, asgari işçilik hesaplamasının yeniden yapılmasına, nihai karar verilene kadar ve müvekkilinin mağdur olmaması için ödemenin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davaya konu olayla ilgili olarak yapılan incelemede işyerinin 21.06.2006 tarihinde tescil edildiği 17.02.2007 tarihinde ise faaliyetin son bulduğu işyeri kayıt ve belgelerinden tespit edildiğini, düzenlenen geçici kabul tutanağında işin 08.11.2006 tarihinde fiilen bittiğinin belirtildiğini, beyanı alınan ...'ın gece bekçisi olarak çalıştığını, kabulün yapıldığı 08/11/2006 tarihinde işin bittiğinin kabul edildiğini, bu tarihten sonraki bildirimlerin asgari işçilik değerlendirmesinde dikkate alınmadığını, işle ve iş yeri ile ilgili yapılan incelemede faturalarda yapılan işin miktarı, birimi ve birim fiyatının belli olmadığının tespit edildiğini, düzenlene faturaların TTK'nın 23. maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 230 ve 231. maddelerindeki düzenlemelere aykırı olması nedeniyle geçersiz kabul edileceği belirtildiğini, düzenlenen faturalardaki işlerin .... sicil sayılı işyeri sigortalıları ile yapıldığının belirtildiğini, ancak bunların hangi sigortalılar olduğu, kimin ne kadar nerede nasıl ve hangi işte çalışığının belirtilmediğini, ilgili işyerinin faaliyet konusunun bina inşaatı olarak belirtildiğini yapılan iş asfalt kaplama işi olduğunu, nakliye faturası ile ilgili irsaliye ve taşıt kullanma belgeleri gibi belge işverence ibraz edilmediğini, bu nedenlerle sunulan belge ve faturaların usulüne uygun olmadığı için asgari işçilik değerlendirmesinde dikkate alınmadığını, davacı ile Usaş ... Serdaroğlu İnş. A.Ş. arasında düzenlenen sözleşmede yapılacak işle ilgili bildirimlerin şirketin devamlı çalıştırdıkları işyerlerinde yapılması ayrıca bir işyeri dosyasının açılmasına gerek olmadığının kararlaştırıldığı, olayda bu işle ilgili olarak hangi çalışanların bu işte görevlendirildiği, kimin taahhüt konusu işte çalıştırıldığı belirtilmeden taahhüt konusu işte şirket sigortalılarının çalıştırıldığının beyan edildiğini ve ifa edilen işler karşılığında düzenlenen faturalarda kanun belirttiği usul ve esasa aykırı düzenlendiği, bu faturaların değerlendirmeye alınmamasından sonra gerekli incelemeler yapılarak dava konusu eksik işçilik bildirimi tespit edilerek 2006 yılı Kasım ayına mal edilerek davacı tarafa tebliğ edildiği, davacı tarafın yapmış olduğu itirazın Kurum tarafından incelendiğini yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu için bu itirazın reddedildiğini, işlemin hukuka uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.12.2015 tarihli kararı ile davacının davasının kabulü ile davalı Kurum tarafından tahakkuk edilen 9.343,40 TL prim, 693,29 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 16.036,69 TL'nin iptaline, davaya konu işin asgari işçilik tutarının 37.155,97 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı Mahkemenin 17.12.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 30.10.2014 tarihli kararında; karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yasal düzenleme gereği, davaya konu borcun yapılandırma kapsamında bulunduğu gözetilmesi, bu çerçevede 6552 sayılı Kanun'un tanıdığı alacakların yeniden yapılandırılması olanağından yararlanılıp yararlanılmadığı incelenmeli, yapılandırma başvuru süresinin bitiş tarihleri ile Geçici 60. maddenin 9. fıkrasının “Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bu maddelerde belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.” hükmü de göz önünde bulundurularak, yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek söz konusu karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 10.02.2015 tarihli kararı ile davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 26.687,35 TL prim ve 12.984,60 TL gecikme zammının iptali talebinin reddine, davaya konu iş için bildirilmesi gereken asgari işçilik tutarının 77.452,21 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir. C.2'nci Bozma Kararı Mahkemenin 10.02.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 28.10.2015 tarihli kararında; maddi hatanın taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı ilkesi de göz önünde bulundurularak, Mahkemece verilen ve maddi hataya dayalı olduğu anlaşılan hüküm usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek Mahkemece verilen karar bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 24.03.2016 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen 9.343,40 TL prim, 693,29 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 16.036,69 TL'nin iptaline, davaya konu işin asgari işçilik tutarının 37.155,97 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir. E. 3'üncü Bozma Kararı Mahkemenin 24.03.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 09.06.2016 tarihli kararında; "...somut olayda; davacı tarafından ibraz edilen 117403, 117404 ve 162584 sayılı salt işçilik ve malzemeli işçilik faturalarının, Kurum tarafından geçersiz sayılarak asgari işçilik hesaplamasında dikkate alınmadığı anlaşılmış olup, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında 162584 sayılı faturanın geçerli olup olmadığının irdelenmediği, 117403 sayılı 60.078,43 TL bedelli malzemeli işçilik faturasının ve 117404 sayılı 12.950,00 TL bedelli salt işçilik faturasının irdelenip malzemeli işçilik faturasının geçersiz, salt işçilik faturasının geçerli sayıldığı, davalı Kurum tarafından yapılan hesaplamada malzemeli işçilik tutarının toplam 1.725 TL olarak kabul edildiği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında ise malzemeli işçiliğin 376.902, 52 TL olarak esas alınarak yapılan hesaplama ile davacının prim borcu olmadığı şeklinde görüş bildirildiği, ancak anılan bilirkişi raporlarında bu iki miktar arasındaki afaki farklılığın nereden kaynaklandığının ve 117404 sayılı 12.950,00 TL bedelli salt işçilik faturasının geçerliliği hususunun denetim ve irdelemeye elverişli bir biçimde açıklanmadığı anlaşılmakta olup, Mahkemece faturaların geçerliliği, olaya uygulanması gereken malzemeli işçilik tutarı ve bildirilmesi gereken asgari işçilik tutarı konusunda açıklayıcı ve denetime elverişli, somut verilere dayalı rapor alınarak, davacının prim ve gecikme zammı borcu bulunup bulunmadığı saptanarak, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar gözetilmeksizin düzenlenen yetersiz bilirkişi raporları hükme dayanak alınarak karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesiyle Mahkemece verilen karar bozulmuştur. F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile, 1-Prim ve gecikme zammının iptali talebinin reddine, 2-Davaya konu iş için bildirilmesi gereken asgari işçilik tutarının 68.455,36 TL olduğunun tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamı gereğince fatura içeriğinin irdelenmesi ve araştırılması gerektiğini, bu kapsamda da işyerinin ticari defter ve muhasebe kayıtlarını getirtmek ve faturaların doğruluğunun ve niteliğinin belirlenmesi gerektiğini, ayrıca bilirkişinin incelemesi hatalı olsa da; bilirkişi raporunda faturalar bulunmadığından inceleme yapılamadığının belirtildiğini, davacının davasını ispat edemediğini, dava konusu işleme ilişkin aksini ispat edici hiçbir delil bulunmadan bilirkişi incelemesi yapılamayacağını, konunun birçok defa davacıdan sorulduğunu ve ilgili yerlerden de fatura ve dayanak belgeler istenildiği halde temin edilemediğini, vergi dairesi incelemesinde de sadece 11743 sayılı fatura ile ilgili inceleme yapıldığını, vergi dairesince söz konusu faturaların geçerliliği hususuna ilişkin değerlendirme yapılmış iken Kurumu tarafından araştırılan ve tespit edilen husus müfettiş raporunda ayrıntılı olarak yer almakla birlikte faturada yer alan işle ilgili miktar ve iş yönüyle tutarsızlık bulunması olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının eksik işçilik sebebiyle davalı Kuruma prim borcunun bulunup bulunmadığı, bu nedenle davacı hakkında tesis edilen işlemin iptali gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyiz edenin sıfatına göre temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakl temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,19.02.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7329, K. 2025/2465, T. 19.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2024-7329-e-2025-2465-k-4e2e30433563