Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2024/3820 E. 2024/13805 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3820
- Karar No
- 2024/13805
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3400 E., 2023/3238 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/664 E., 2023/596 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ...'a ait ... Mobilya işyerinde 01.07.1986 tarihinde bir gün çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, çalışma olgusunun somut ve inandırıcı belgelerle ispatlanması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. Davalı ...'ın yargılama devam ederken 31.08.2020 tarihinde vefat etmesi nedeniyle mirasçıları davaya dahil edilmiştir. Davalı mirasçıları vekili, dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkillerinin mirasçısı olduğu muris ...'ın işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen herhangi bir çalışması olmadığını, davacının, 01.07.1986 ile 30.05.1990 tarihleri arasında Çıraklık Eğitim Merkezi'nde çıraklık eğitimi aldığını, çıraklık sözleşmesi kapsamında pratik eğitimini "öğrenci statüsünde'' ... Mobilya nezdinde sürdürdüğünü, davacının ... Mobilya nezdinde çırak eğitimini tamamladığı süre boyunca davacıya, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca hak kazandığı ücretlerin eksiksiz olarak yatırıldığını, davacı tarafça delil olarak sunulan ücret bordrosunun bu durumu ispatladığını, davacı tarafından sunulan 4 aylık sigorta primleri bordrosunun hukuken bir geçerliliği bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne davacının .... sicil sayılı ... adına tescilli işyerinde 01.07.1986 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle (1) gün fiilen çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 01.03.1990 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı ... mirasçıları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmelerin yetersiz olduğunu, davacının çalıştığını iddia ettiği 01.07.1986 tarihinde ... Mobilya'nın sahibi ... olmakla birlikte, işyerinin 15.01.1987 tarihinde ...'a devredildiğini, davacı, 01.07.1986 - 30.05.1990 tarihleri arasındaki fiili hizmetinin tespitini talep etmiş olup davanın sadece ...'a yöneltildiğini, 15.01.1987 tarihinden sonraki iddia ve taleplerin dinlenmesinin mümkün olmadığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, SGK Tescil ve Hizmet dökümünde davacının işe giriş tarihinin 01.07.1986, sigortalılık süresinin başlangıcının ise 20.06.1995 olarak gözüktüğünü, işe giriş bildirgesinin verilmesinin sigortalılık süresini başlatmayacağını, taraflar arasında çıraklık ilişkisi bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 3/II-B, 6., 60. maddenin (G) bendi, 108., 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5., 16. maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesi, 14. maddesi, Geçici 4. maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanunun 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35'inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanunun 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14. maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4. maddesinde ise Kanunun 25. maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 2.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının 01.03.1972 doğumlu olduğu, dava dışı ... ünvanlı ... sicil numaralı iş yerinden 01.07.1986 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, işe giriş bildirge tarihinde 14 yaşında olduğu, işyerinin mobilya imalatı mahiyetli olduğu ve işyerinin 01.08.1977-30.05.1990 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğunun bildirildiği,işyerine ait 1986/1 ve 2. Dönem bordrolarının da dosyaya alındığı 1. Dönemde 3 kişi, dava konusu 2. dönemde ise 2 kişinin bildirilmiş olduğu, davacının bu bordrolarda yer almadığı,öte yandan davcacı vekilinin dava dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu, Kuruma girişi görülmeyen, işyeri ünvan ve sicil no.su üzerinden düzenlenmiş ve davacının da adının yer aldığı 4 kişinin adının yer aldığı 1986/3. dönemine ait "Malullük,Yaşlılık ve Ölüm Sigortasına Tabi Olmayanlar" başlıklı bordroyu ve yine aynı 4 kişi adına düzenlenmiş Ocak/1987 tarihli ücret bordrosunu sunduğu, Mahkemece davacı vekilinin dilekçe ekinde sunduğu 1987/3. Döneme ait uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayanlara ilişkin bu bordronun Kuruma girişi olup olmadığı, yine işyerinden dava konusu dönem olan 1987/2. Dönem için de uzun vadeli sigortalı kollarına tabi olamayanlara ilişkin dönem bordrosu verilip verilmediğinin Kurumdan araştırılmadığı, öte yandan işyerinden 1987/2. Dönem için verilmiş uzun vadeli sigorta kollarına tabi bordroda adı geçenler ile davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunduğu 1987/3. Döneme ait uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayanlar başlıklı bordroda adı geçenlerin dinlendiği, ancak tanık beyanlarının yetersiz olduğu, davacının işyerinde dava konusu tarihte tam olarak ne işleri yaptığı,yaptığı bu işlerin üretimin bir parçası mı yoksa bir meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu hususunu aydınlatacak ayrıntıda olmadığı, öte yandan çıraklık araştırması kapsamında Bornova Meslek Eğitim Merkezinin mahkemeye verdiği cevapta, davacının mobilyacılık alanında "... Mobilya" ünvanlı işyeri ile sözleşme hazırlayarak çırak kaydının yapıldığı, 05.12.1987 tarihide ise çıraklık kaydının silindiğinin bildirildiği, komşu işyeri araştırmasının jandarma marifetiyle yapıldığı ve bir tespitte bulunulamadığı, böylelikle davacının dava konusu dönemde çırak olarak çalışıp çalışmadığı hususu tam olarak açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. 4.Buna göre, Mahkemece, gerek davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunduğu ve davacının da adının bulunduğu, kısa vadeli sigorta kollarına tabi olarak düzenlenmiş 1987/3. Dönem bordrosunun Kuruma intikal edip etmediği ile işyerinden dava konusu 1987/2. Döneme ait kısa vadeli sigorta kollarına tabi dönem bordrosunun verilip verilmediği araştırılmalı, ayrıca davacının beyanı alınarak işyerinde yapılan işin ne olduğu, kendisinin hangi işleri yaptığı belirlendikten sonra yapılan bu çalışmanın üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, işyerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği,yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği belirlenmeli, bu belirlemenin yapılabilmesi için işyerinden 1987/2. Dönem için verilen uzun vadeli sigorta kollarına tabi dönem bordrosunda yer alan sigortalıların tekrar ayrıntılı şekilde beyanları alınmalı, beyanlar arasında çelişki oluşması halinde bu çelişkiler giderilmeli, bordro tanıklarının beyanlarının yetersiz kalması halinde işyerine dava konusu dönemde komşu işyerleri sahipleri ile kayıtlı çalışanları SGK, vergi, belediye nezdinde de yapılacak araştırma ile belirlenmeli,bu kişilerin sigortalık ve vegi kayıtları da getirtilerek davacının işyerindeki çalışma ilişkisi yukarıda belirtilen kapsamda aydınlatılmalı,böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 5.5510 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesinde "Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir" hükmü öngörülmüştür. 6.Kabule göre de Mahkemece (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve 18 yaşını ikmal ettiği tarihin sigorta başlangıcı olduğunun tespitinin yanı sıra (1) gün süre ile sigortalı çalışılan sürenin prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiğine hükmedilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeple, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.